Çevirmen:
Siren İdemen
Tasarımcı:
Emine Bora
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 32 dk.
Sayfa Sayısı:
160
Basım Tarihi:
Ocak 2020
Yayınevi:
Metis Yayınları
Orijinal Adı:
Ecartelement
ISBN:
9786053161851
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

İncele parçala arası bir kitap
6/10
·160 syf.·
2026 7. kitabı
Parçal'an-ma Şimdi biraz payımıza düşen parçalanmaya soluklanmak... Henüz kendisiyle bu kitabıyla tanıştığım yazar Cioran, insanın zamana düşüşünü, varoluşun yıpratıcı yükünü ve bilincin bir tür lanet oluşunu merkeze alır. Buradaki kitaba adını veren başlık olma sebebi de aslında yalnızca bireyin psikolojik çözülmesi değil; tarihin (tarih çok büyük yer kaplıyor çünkü), anlam dallanmasının ve öznenin bütünlük iddiasına dair nasıl çöktüğüne dair izler yakalayarak, affetmeden, bütün -Nef'i kadar olmasa da- hiciv oklarını atmış olmasıdır. Zaman fikri esasen eserinin merkezi konumuna koymuştur. Öte yandan Cioran’a göre insan, zamana dahil olduğu ölçüde yozlaşır; akışa: ''ben gelmiyorum'' diye bir çıkışı olamayacağını bildirmektedir. Bilinç ise daha çekingen olan masumiyetin bir kaybı sınıfındandır. Cioran biraz da sözcük işlemeler üzerinden ilerlemiştir. Umut, kurtuluş, özgürlük gibi modern düşüncenin temel kavramları radikal biçimde sorgulanmaktadır. Cioran, bu kitapta özellikle tarihsel iyimserliği bir parçalanarak yanılsamaya ulaşacağını görür; insanlığın ilerle(ye)mediğini, yalnızca daha karmaşık biçimlerde acı üretmeyi öğrendiğini ima eder. Var ya tam adam gibi adam bi cümle değil mi ya:) Hoyrat kesilen, direkt dümdüz yansıtan kitaplara beni çok etkiliyor ya, respect abicim respect.. Kitapların dili de oldukça önemli biraz da yeni tanıştığım yazarın diline bakalım. Cioran’ın dili ve altında yatan dilcikleri, başta son derece yoğun, metaforik ve çarpıcıdır her felsefik yazıda olması gerektiği gibi e cümleler kısa ama heybesi ağırdır; bir aristo platon kadar olmasa da retorik gücün de bahsini kullanır. Klasik felsefi metinlerden belirgin biçimde birazcık ayrıldığını fark ettim. Diğer okuduğum felsefik kitaplar hep direkt bir savunma ya da bildiri niteliğinde olup
İnceleme
ParçalanmaEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 2020877 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2025 623. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2025 21:03
Emil Cioran’ın Parçalanma adlı eseri, modern düşüncenin sınırlarında konumlanan bir varoluş felsefesi metnidir. Cioran, bu yapıtında insan bilincini bir trajedinin merkezi olarak ele alır; bilmek ve farkında olmak, onun için kurtuluşun değil, çöküşün başlangıcıdır. “Bilinçli olmak, yaşamın absürtlüğüne uyanmaktır” düşüncesi, metnin tümüne sinmiş temel eksendir. Cioran, düşünmenin eylemsizliğe, farkındalığın ise hiçliğe sürüklediğini savunur. Bu yaklaşımıyla, klasik varoluşçulardan farklı olarak umudu değil, umutsuzluğu felsefi bir duruşa dönüştürür. Parçalanma, epistemolojik bir çözülme ve ontolojik yalnızlık üzerine kurulmuş bir nihilizm metni gibidir; insanın anlam arayışını değil, anlamın çöküşünü inceler. Cioran’ın dili, aforizmatik yapısıyla felsefeyi neredeyse şiirsel bir biçime taşır. Bu tarz, onun düşünce biçimindeki parçalanmayı da yansıtır: sistematik bir bütünlük yerine, dağınık ama yoğun sezgilerden oluşan bir düşünce evreni. Cioran’a göre yaşam, “ölümün ertelenmesinden” ibarettir; varoluş ise bir tür metafizik yorgunluktur. Parçalanma, bu anlamda insanın kendine karşı geliştirdiği eleştirel bilincin en radikal hâlini temsil eder. Eser, modern insanın nihilistik bilincini yalnızca tanımlamaz, onu estetik bir deneyime dönüştürür. Bu yönüyle Cioran, hem felsefenin hem edebiyatın sınırlarında dolaşan benzersiz bir düşünür olarak, çağdaş varoluşsal düşüncenin en özgün seslerinden biri hâline gelir.
ParçalanmaEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 2020877 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2020 17:07
Eğer bir yazarın içinde uçurum kaygısı barınmıyorsa okunmaya değer tek bir sözcük bile yazamaz. Yazar ondan yoksun ise eğer sizi eğlendirip, mutlu edebilir, hatta boş zamanlarınızda size eşlik edip zaten yeterince değersiz olan zamanınızın içini oyup değerli bir şey yaptığınız hissi bile uyandırabilir içinizde. Ama tüm bunların ötesinde şöyle bir soruyla başbaşa kalırız her zaman; bir şeyin değerli olup olmadığını belirleyen ne, ya da herhangi bir şekilde olmasının bir önemi var mı? Hiçbir zaman cevap veremeyiz buna çünkü öyle bir cevap da yoktur. Bu kitap hakkında açıkçası ne düşündüğümü ve ne yazmam gerektiğini bilmiyorum, bunun hakkında yazmak istememin tek sebebi gecenin bir vaktinde geçmeyen saatlerin ağırlığından kaçmak için bu yazıyla uğraşıyor olmamdır. Cioran bir yazısında, etrafımıza saçtığımız kelimeler oranında ölürüz, demişti. Aslında, eğer ölmeden kelimeleri harekete geçirecek gücü buluyor ve bunu hala bir kaçma aracı olarak kullanıyorsak bu kaçınılmaz olana karşı kendi varlığımızı hissettirme uğraşından başka bir şey değildir! Kitap hakkında hatırladıklarım çoktan uçup gitti tek bir cümle hariç o da şöyleydi: "İnsan bir girdaptır." Bu muhteşem cümleyi ömrümün sonuna kadar tekrarlayabilirim ama sonuna şunu da eklemek isterdim: "ondan kaçmayı başaramadığın her an boğulmanın sınırındasın..." kısacası her zamanki gibi çarpıcı aforizmalarla dolu bir Cioran klasiği daha ve sanırım artık okumaktan yoruldum ve onun yazmış olduğu kitapları okumaya bir son vermem gerektiğini hissediyorum. "Her kitap ertelenmiş bir intihardır," demişti bir yazısında. Bana göre bu belki sadece onun kitapları için geçerlidir. Artık herhangi bir bağlılığı kaldırabileceğimi düşünmüyorum onun için öncelikle bu kitapları okumayı belki sonsuza kadar erteleyebilirim ya da yeni bir
1000Kitap
ParçalanmaEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 2020877 okunma
9/10
·160 syf.·
Beğendi
·
2022 58. kitabı
Herkese merhaba,Emil Cioran’ın Parçalanma isimli eserini iki gün önce bitirdim fakat incelemeyi hemen yazmak mümkün olmadı.Çünkü Cioran’ın her cümlesi insanı vuruyor. Biraz rahatlayayım ya da boş zamanımda okurum diye alınabilecek bir kitap değil. Aslında Cioran'ın hiç bir kitabı öyle değil. Her bir satırı tek tek düşünülmeli ve üzerine kafa yorulmalıdır. Eğer bir yazarın içinde uçurum kaygısı barınmıyorsa okunmaya değer tek bir sözcük bile yazamaz. Yazar ondan yoksun ise eğer sizi eğlendirip, mutlu edebilir, hatta boş zamanlarınızda size eşlik edip zaten yeterince değersiz olan zamanınızın içini oyup değerli bir şey yaptığınız hissi bile uyandırabilir içinizde. Cioran eserlerinde bolca intiharı işlemiş, bir yandan yaşamın anlamsızlığından dem vurmuş bir yandan da intihar etmek istememiş.Belki de dediği üzere onu yazdığı yazılar yaşamda tutmuş.Bir kitabında şu cümle geçer belki de bunu kendisine bağışlamıştır. “Her kitap ertelenmiş bir intihardır.” Keyifle okuyabileceğiniz bir kitap değil kesinlikle.Zira bu kitabı da diğer kitaplardan farklı kılan, özel kılan da insanı rahatsız eden bir yapıya sahip olmasından kaynaklı.
Felsefe
ParçalanmaEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 2020877 okunma
Puan vermedi·160 syf.·
2024 14. kitabı
Kitap İki Hakikat, Hatırat Meraklısı, Tarihten Sonra, Vehametin Aciliyeti ve Vertigo Taslakları bölümlerinden oluşuyor. Vertigo Taslaklarına kadar olan bölümlerde konu bütünlüğü genel anlamda tarih ve bu tarih karşısında insan. Tarihi sorgularken ona iyimser olarak bakmaz. Her ne kadar tarihi yazan insan olsa da tarih artık insanıda yutan bir kavram haline gelmiştir. İnsan yaptıklarıyla, hırsıyla, doymak bilmemesiyle tüketmiştir tarihsel süreci ona göre. İşte “Parçalanma” ile anlatmak istediği de tam olarak bu sürecin kendisidir. Tarih yok olmaya mahkumdur ve süreç başlamıştır. Sadece bu süreç yavaş yavaş mı olacak yoksa birden mi onu bilemiyoruz. Tarih komple yok olduğunda insan aynı hataları yapacak mı yine kötülüğe bulaşacak mı onu da biraz kararsız bırakmış. Vertigo taslakları bölümünde ise tamamen aforizmalardan oluşan bir bölüm okuyoruz. Burada tek bir konu değil çeşitli konular hakkında pasajlar var da diyebiliriz. Ama bazen tek bir cümleyle de dakikalarca düşündürecek kadar da güzel. Bazen kendi hayatından ufak anıları da veriyor. Aslında tam bu kısımda yazarın olaylara bakışını, bazen ruh halini görmek mümkün. Mesela ölüme bakışı gibi… Okuyacak herkese keyifli okumalar dilerim.
ParçalanmaEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 2020877 okunma
8/10
·160 syf.··
2020 10. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2020 22:32
Cioran'ın Metis Yayınları'ndan geçtiğimiz günlerde çıkan kitabı. Daha öncesinde diğer eserlerini okuduğum için kendisinin bu kitabını da aldım ve okumaya koyuldum. Klasik bir Cioran üslubu burada da bizi bırakmıyor. Bu duruma malesef mi demeliyim yoksa bundan mutmain mi olmalıyım henüz karar verebilmiş değilim. Cioran'ı okumak oldukça zor. Anlaşılması güç, karamsar ve yoran bir dili olduğunu kanaatimce itiraf etmem gerek. Ancak fazlasıyla cesur ve zeki bir düşünürle karşı karşıya olduğumuz da inkar edilemez bir gerçek. Ölüm üzerine fazlasıyla kafa yoran, kendi tabiriyle "bu konuyu bırakması ve başka konu üzerine kafa yorması" mümkün değil. Ölümü, hayatın icat ettiği en sağlam şey olarak görmüş ve temel düşüncesi de bu çerçevede oluşmuştur. Sindire sindire okunması gereken, kendi içinde bir bütünlük barındıran ve insanı ciddi manada rahatsız eden ve yaralarını kanatan bir yazar Cioran. Belki de en sevdiğim ve beni kendisine en çok çeken yanı budur. Kim bilebilir? Hayata, dostluğa, insana dair farklı bakış açıları; aforizma niteliğindeki onlarca sözüyle, okuduktan sonra insan üzerinde bir ağırlık, bir yorgunluk bırakıyor. Yine kendisi kitaplar için "Yaraları kanırtmalı, hatta yeni yaralar açmalı. Kitap tehlike arz etmeli." diyor. Az önce kitabı bitirdim ve yeni yaralar açtı, eski yaralarıma da tuz bastı kendisi. Diğer kitaplarıyla birlikte bu kitabını da muhakkak tavsiye ederim.
Felsefe
ParçalanmaEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 2020877 okunma
Parçalanma yani écartèlement
9/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2022 32. kitabı
·
248 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2022 11:11
Öncelikle kitabın adından ve kapağından başlamak istiyorum. Kitabın adı Fransızca olan "écartèlement" yani çevirisi ile dörde ayırma anlamına gelmektedir. Araştırmalarıma göre écartèlement bir işkence türüdür. Suçlu kol ve bacaklarından atlarla iplerle bağlanır ve ardından atlar dört bir yana koşturularak uzuvlarının kopması sağlanırdı. Kitabın kapak fotoğrafı ise Paul Klee'nin 1934'de yaptığı "One Who Understands" adlı çalışmasına aittir. Artık kitaba gelece olursak Cioran kitapta çok fazla konuya değinmiş ve hayata karşı öfkesini, intihara olan arzusunu ama bir o kadar da yaşamın kendisinden bahsetmiştir. "İnsan kabul edilemez." demiş, "hayata sahip olduğundan daha fazla önem atfetmek çöken rejimlerde yapılan bir hatadır" diyerek tüm insanlığı karşıdan izleyen bir ruh gibi eleştirmiştir aslında. Yalnızlık ve intihar fikrinden çokça bahsetmiş olmasına rağmen bazen bundan şikayetçi olduğunu anlıyoruz. "Şu aralar yalnızım. Daha ne dileyebilirdim ki? Bundan daha yoğun bir mutluluk olamaz. Yo var, sessizliğin etkisiyle yalnızlığımın giderek büyüdüğünü dinlemenin mutluluğu." ve ardından "ölüm fikri etrafında o kadar çok dönüp durdum ki, hangi noktaya geldiğimi söyleyecek olsam yalan söylemiş olurum. Kesin olan şu ki, bu konuyu bırakmam, başka bir şey üzerine kafa yormam mümkün değil." diyerek aslında bu hayatta düşündüğü şeylerin yalnızlık ve ölüm olduğunu açıkça ifade etmiştir. Depresif kitap okumak istemeyenlerin kesinlikle zorlanacağı bir kitap olmakla beraber hayatın gerçekliğini sizin suratınıza vurmasını istiyorsanız çok güzel bir tercih olacaktır. "Bir kere anlayınca insan, en iyisi derhal ölmek. Peki, anlamak ne demek? Tam olarak kavradığımız şey hiçbir biçimde ifadeye gelmez, hiç kimseye, hatta kendinize bile aktaramazsınız, o yüzden de zaten kendi sırrının tam
1000Kitap
ParçalanmaEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 2020877 okunma
Parçalanma~
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2020 83. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2020 19:03
Cioran’dan okuduğum üçüncü kitap. Biri gerçekleri söyleyince, yüzümüze vurunca bir afallarız ya silkeniriz, kendimize geliriz. Tam bunu hissettiriyor. Şüphenin, sorgulamanın, sorgulatmanın en derin haliyle karşı karşıyayız. “ Acı çekmediğimiz sürece sahte bir dünyada yaşarız. Acı çekmeye başladığımızdaysa hakikatin dünyasına gireriz, gireriz girmesine de hemen sahte olanı özleriz.” diyor #emilecioran. Aslında hayatın acıları karşısında var olmanın tuhaflığını ya da var olmayı sorgulamazken olduğu gibi kabul etmenin huzursuzluğunu anlatmış. Kabahatinde birini suçlamazsan nasıl yaşama tutunacaksın mesela? Ya da biz özgür müyüz, özgür olduğumuzu nereden bileceğiz? Böyle böyle aforizmaların içinde kayboldum:) Biraz depresif havası var ama bu üslupla, bu kalemle tanışın. Hala her söylediğini anlayamasam da farklı pencereler sunmasını, düşündürmesini seviyorum.
Edebiyat
ParçalanmaEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 2020877 okunma
İÇİNİZİ PARÇALAYABİLECEK CİNSTEN BİR KİTAP
7/10
·160 syf.·
2021 76. kitabı
Çok hazin, çok karamsar, çok iç karartıcı…hepsi ile birlikte haklılık payı tartışmasız gerçek. Gerçekler acıdır diyoruz…demesine de; bunca acıya katlanmaya sıra geldiğinde, işte tam o sırada sahneye ‘Parçalanma’ çıkıyor. Bu kitap sizi üzecek, çünkü bir kısım gerçek, gerçekten anlatılmış. Bu ‘bir kısmı’ bile katlanma haddimizi zorluyor…gel var ki, kalanı ne yapalım? Zihin açıcı, düşündürücü ve okuması son derece kolay. Gerçeklere tahammül gücünüz için de eşsiz bir gösterge. Okuma ve düşünme deneyimi olarak gayet güzel, fakat zannederim atmosferinin karanlığı ile yanlış zamanda buluştuğumdan olsa gerek, pek içimi açmadı. Fakat tavsiye ederim. İyi okumalar.
1000Kitap
ParçalanmaEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 2020877 okunma
Puan vermedi·160 syf.·
2023 49. kitabı
“Sabahtan öğlene kadar ‘insan bir girdaptır, insan bir girdaptır,’ diye tekrarlayıp durdum. Daha iyisini bulamıyorum, çok yazık! Emil Michel Cioran ".Hayatın anlamsızlığı, o koşturduğumuz onca boş hevesler, arzular gözümüzün önünden geçiyor. İnsan" işte "Mücadelem dünyayla değil, çok daha büyük bir kuvvetle, üzerimdeki dünya yorgunluğuyla mücadele ediyorum." cioran Gerçekler acıdır, diyoruz karamsar iç huzursuzluk ve haklı olan düşüncemiz yerını alırken ruhsal parçalanma yerını alıyor, ruhla düşünce kavgası başlıyor Zaten Cioran zor okumalarını adamı degilmiydi. Emil Cioran, Rumen asıllı Fransızca yazan bir filozof ve yazar olarak 20. yüzyılın önemli düşünürleri arasında yer almaktadır. Cioran'ın felsefesi, varoluşsal çıkmazlar, çürümüşlük ve insanın temelde anlamsızlığı üzerine odaklanmaktadır. Cioran'ın felsefesinin merkezinde nihilizm ve pesimizm kavramları yer alır. Küllüyatını tamamlamak için adımlıyorum Ben okudum sıra sizde Parçalanma
Araştırma İnceleme Felsefe Düşünce
ParçalanmaEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 2020877 okunma

Yazar Hakkında

Emil Michel CioranYazar · 13 kitap
Emil Michel Cioran, Rumen yazar, filozof, deneme yazarı ve tanınmış 20. yy. retorik sentezcisidir. Eserlerinin bir bölümünü Fransızca bir bölümünü ise Rumence kaleme almıştır. Ortodoks bir papazın oğlu olarak dünyaya gelen Cioran, Sibiu şehrinde Colegiul National Gheorghe Lazăr Lisesi'nde okumuş ve on yedi yaşından itibaren Bükreş'de felsefe ve estetik öğrenimi görmüştür. 1928 yılında burada iken Eugéne Ionesco ve Mircea Eliade ile tanışmış ve onlarla sıkı bir dostluk kurmuştur. 1932'den itibaren düzenli olarak bazı dergilerde yazmaya başlamıştı. Bükreşli entellektüeller Eiserne Garde adlı radikal, faşist, anarşist partinin kabartması gibiydiler. Cioran, diğer bazı entellektüeller gibi bu gerçeği inkâr etmiyordu. Ve bolşevizmin boğdurucu şiddet ruhuna doğru yanılsamayla çekildiklerini görüyordu. Daha sonra bu düşüncelerindeki samimiyetin sıkıntılarını kendi öz eleştirisinde verirken etki altında kalmasından ve buna olan şaşkınlığından dolayı özür dileyecekti. 2. Dünya Savaşı'nın başlangıcına kadar Eiserne Garde'nin sempatizanı, Hitler'in ve antisemitizmin takipçisiydi. 1933'de Hitler hakkında yazdığı şey çarpıcıdır: "Hitler kadar bugün bizi etkileyen, sempati uyandıran ve hayranlık bırakan başka bir politikacı lider göremiyorum!" Daha sonra bu açıklamasını şu şekilde soruyla karşılamıştır: "Öyleyse hümanizm nedir, neyini kaybetmiştir eğer Röhm-Putsch katliamında o denli moral ve ruhen zaten her şeyini kaybedenler öldürülüyorsa?!" 1933'den 1935'ye kadar Cioran, Berlin'de kalır. 1937'den sonra ömrünün geri kalan kısmını çatı katında bir evde yaşadığı Paris'de geçirir. Önceleri Rumence yazan Cioran, 1945'den itibaren de Fransızca yazmaya başladı. Bir filozof olarak Fransızca dilinde isminin ilk duyulduğu, ya da okunduğunda etkileyici ve sürükleyici bir yumuşaklığı olamadığını düşünerek ismine M. kısaltmasını yani Michel eklemesini koydu. Bu isim değişikliği böylece tarihe E. M. Cioran olarak kaydoldu ve yazılarındaki etnik muhalifliğinin belirgin karakteri oldu. Cioran, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki tarihteki deneme yazarları ve radikal kültür eleştirmenleri içerisinde önemli bir yere sahiptir. Gerek denemelerinde, gerekse eleştirilerinde öncesinde pesimistçe yola çıkarken şaşkınlık yaratan yanılgılarının ve özdeyişlerinin vardığı zirve çaresizliktir. Bu tespite istinaden şunu söylemiştir: "Hiç bir kriterin olmadığı bir dünyada yaşamak isterdim" Hiç bir prensibin ve formun olmadığı bir dünya! Bir dünya ki, belirsizlikler diyarı; çünkü bizim şu ana dek yaşadıklarımız tamamen formlara, kriterlere bağlı o kadar yavan. Lisansını Bergson üzerine hazırladığı bir tezle aldı. 1934'te Bükreş'te yayımlanan ilk kitabı Sur les cimes du d'sespoir Ümitsizliğin Doruklarında, kendisinin de kabul ettiği gibi, sonradan Rumence ve Fransızca yazdığı her şeyin özünü barındırır. Hayatın trajik boyutundan habersiz olmakla suçladığı Bergsonculuk'tan o dönemde koptu. 1937'de, dini bir krizin ürünü olan ve tartışmalar yaratan kitabı Gözyaşları Ve Azizler Üzerine yayınlandı. Aynı yıl, Bükreş Fransız Ensititüsü'den bir burs alarak Paris'e gitti ve oraya yerleşti. 1995 yılında Alzheimer hastalığından öldü. Cioran konservatif felsefeye olan ilgisini ilk gençlik yıllarında kaybetmiş, kişisel düşünce ve lirizm adına sistematik düşünce ve soyut spekülasyonlarda bulunmayı reddetmişti; "Hiçbir şeyi keşfetmedim. Ben sadece kendi hislerimin sekreteri olmaya devam ettim" Son dönem eserlerinde kötümser hava çoğu eleştirmen tarafından çocukluğundaki olaylarla ilişkilendirilmiştir. Ancak ondaki septiklik, nihilizme yakın duruşun tek bir sebebe irca edilemeyeceği de söylenebilir. Jean-Paul Sartre ve Albert Camus gibi tanınmış varoluşçu yazarların eserlerindeki beşeri yabancılaşma teması henüz 1932'lerde genç Cioran'ın eserlerinde görülmektedir. "Varoluşun kendi evimizin hiçliği kendi sürgünlüğümüz olması mümkün mü?" diye sormaktaydı Cioran o yıllarda. Cioran insanlığın trajedisini değil fakat kendisi gibi hem düşünen hem hisseden bir ontolojik vatanından sürgüne gönderilmişliğin kolay kolay kimsenin hesabını yapmadığı iç çekişleriyle , bir yurtsuz kimliğiyle yaşamış ve yazmıştır. Dünyanın her günkü işleyişini, acılarını, sevinçlerini genelden ayrı düşen yönüyle kimi zaman buruklukla kiminde de kahırla yorulmuş bir farkındalıkla ilmek ilmek kitaplarına işlemiştir. Koyunun derdinden geçenlerin, hatta koyunun derdinde bile olmayanların hayatı muştulamalarının, rezilliklerinin ve kaybolmuş bir vicdanla bu hayatı olurlamalarıyla bir kez daha bu temele harç atanların asla anlayamayacakları bir yanlış yerde aranan 'cephane' olarak bilinmektedir. Öteden beri aynı döngünün aynı kıvrak zekayla birer parçası olmuş adam gibi adamların adam olmayan adamlıklarının ipliğini pazara çıkarmış ve aynı kahpeliği masallardan oluşmuş fazilet, uluhiyet ve vicdan tarzı tanımı kendi ellerinde oyuncak olmuş kutsal yaftalı aşağılık kavramları zihinlerin harcı yapan devridaim işbirlikçilerinin uyuttuğu bir insanlığı sersemliklerinden silkinmeye ömrünü adanmış eşsiz bir bilge.