·
Okunma
·
Beğeni
·
411
Gösterim
Adı:
Hepyek
Baskı tarihi:
12 Şubat 2019
Sayfa sayısı:
164
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051853659
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Uzun zamandır ne yazacağını merakla beklediğimiz, birden fazla türde yazdıklarıyla oldukça geniş bir okuyucu kitlesine hitap eden Seray Şahiner’in yeni öykü kitabı Hepyek manifesto niteliği taşıyor...

Şimdiye dek Şahiner edebiyatında pek aşina olmadığımız sulara cesurca giriliyor Hepyek’te. Kır öyküsü çıkıyor karşımıza ama bu tanıdığımız bir kır değil. Erkek anlatıcılar, komiler, dansözler, babaanneler; hastane odaları, yetiştirme yurtları... Hepsi bir arada, kimsenin kurmadığı bir çetenin üyeleri… Hepsi bir arada, hepyek ile yüzleşmenin ne demek olduğunu tek başına anlatıyor. İnsanlık tarihi, biraz da iletişim araçlarının tarihi olarak okunabilir. Bu araçların neredeyse her biriyle kimi zaman sezdirerek, kimi zaman doğrudan anarak uğraşıyor Şahiner. Bunları edebiyatın meselesi haline getiriyor.

Hepyek; Haşim İşcan Geçidi’ne her girdiğinde bisiklet almaya karar verip geçitten çıkar çıkmaz bu hayali unutanların, fesleğen görünce gayrı ihtiyari okşayıp elini koklayanların, sokak çalgıcılarına para verenlerin, niyet etmedikleri dünyanın falına gaipten işaretlerle bakanların, hayatta kalma yolu olarak oyunu benimseyenlerin kitabı… Ama hakikaten “sadece” bu kadarı değil.

Şimdi, hepyek gelebilir!

“Şahiner insanların en aptalının bile artık çok enayi olamadığı bir dünyadan yazıyor: asgari bir sinizm, bir haşinlik belki, bir ‘külyutmazlık’, hem bu dünyada sağ kalmanın hem de yazının inandırıcılığının koşulu hâline gelmiştir.”

- Orhan Koçak
164 syf.
·Beğendi·8/10
Daha önce yazarın Antabus isimli kitabını okumuş ve çok sevmiştim. Bu nedenle başka bir kitabını daha edinmek istedim ve Hepyek ile yazara tekrardan bir merhaba dedim. O da bana 19'luk ve 17'lik iki kimsesiz genç ile, köy imamının karısı ile, florasan ışığı altında kocasının yaşam mücadelesini seyreden kadın ile, restoranda çalışan bir komi ile, üzerinde sadece donuyla sokakta kalmış bir kadın ile, roman orkestrasında oynayan dansöz ile ve diğer karakterleri ile merhaba dedi. Merhabası, sanki akşama kadar barkot okutunca çıkan dııııtt seslerinden yorulmuş kasiyer kızınkine benziyordu ya da sabah kapıyı açtığımda karşılaştığım komşumunkine. Belki de pazarda tezgahına yaklaştığım bir satıcıda rastlamıştım bu merhabaya, belki de iş çıkışı karnımı doyurmak için gittiğim bir garsonun isteksiz dudakları arasında. Öyleydi işte karakterler. Hepsi içimizden, hepsi bugünümüzden veya dünümüzdendi. Her biri göründüğünün çok daha ötesinden karakterlerdi. Yazarımızın açmış olduğu pencereden göremediğimi, görmek istemediğimi gördüm satırları takip ederken. Her öyküde her karakterde her gün merhabaladığım insanları farklı düşünür oldum. Acabalarımı geçirdim içimden. Merhaba derken bile acılı çıkan ses tonunun neyle yorulduğunu düşündüm. Her insanın birer kapalı sandık olduğunu ve içlerinde taşıdıkları cevherleri düşündüm. Çünkü öyleydi Seray'ın karakterleri. Karabiberli nohutlu pilavını yerken öyleydi 19'luk ve 17'lik, galata köprüsünde selfiesini çekemeyen Ceylan da öyleydi.
.
Seray'ın kalemi gerçekten çok kuvvetli. Anlatımı, karakter ve mekân betimlemeleri, kelime dağarcığı harika. Asla tekrara düşmüyor. Mesajlarını kanaviçeye işler gibi işliyor satırlarına. Düşündürüyor. Kendimizden , çevremizden izler taşıyor. Anlat anlat bitiremem buna eminim ama artık bir nokta koymam gerekir. Onunla tanışmanızı canı gönülden isterim.
164 syf.
·9/10
Seray Şahiner'in bütün kitaplarını okudum. Kadınlar ile ilgili çuvaldızı karşıya batırırken iğneyi de sivriltip hemcinslerine batırabiliyor. Deyimi yanlış yazmadım, biraz değiştirdim :) Hepyek kitabında kelime oyunlarını geçmiş artık, cümle oyunlarıyla baş döndürücü bir hikaye kitabı yaratmış. Zekice öykü içi göndermeler var. Kitap resmen ete kemiğe bürünüp samimi bir meddahlık yapıyor. Karabiberin kokusu burnunuza geliyor, ölmekte olan floresanın sesi kulaklarınızda, şar şar akan sular çö, çö giden bir köy hayatı. Kesitler film şeridi, sesler hayatın içinden, yazılar usta eli. Seray Şahiner şu ana kadar okuduğum en iyi yazarlardan. Hiç yazar görmemişsin abartma diyenler varsa yazarı takip etmelerini dilerim. Belki yeni bir yazar daha keşfederler.

Hikayelere kısaca göz gezdiriyorum.



1- Feliçita : Sanırım Ot dergisinde okumuştum bu hikayesini daha önce. Tanımadıkları bir cenaze evinde yemeye oturan 2 çocuğun hikayesi. Biri 17lik biri 19luk. Karabiber kokulu bir hikaye.

2- Ufuk Çizgisi : Köy yaşamının dev çukurunu ve yeni gelenleri nasıl içine çektiğini anlatıyor. Hani marjinal bizdik? tadında bir hikaye.

3- Sarı Işık : Türkan'ın hiçbir şeye benzemeyen hayatı bir sarı ışık ve acılı (mı tartışılır) bir süreç sonrasında değişecektir.

4- Karaca : Yaşlılık hikayesi. Empati kokuyor buram buram. Yaşlılara bakış açınız değişebilir.

5- Personel Yemeği : Uzak ara en iyi öykü. Bir lokantada çalışan personellerin, kapitalizm eleştirisi. Emirhan gerçekten de terfi alabilir mi?

6- Sebare : Bir meyhanede geçen gecenin özeti. Erkeklerin dünyasına giriş mahiyetinde, kısmen argo, kısmen cahil içeren bir hikaye.

7- Çok Afedersin : Fakirlik içersinde yüzen bir hikaye daha, eski darbukacının kızını dans etmesi için istemeyerek de olsa programa göndermesini ele alıyor.

8- Bulyon : Sosyal medya ve internetin gençlerin üzerinde etkisi ve yalnızlığı tetiklemesi konusunda eleştiriler içeriyor.

9- İhtiyati Tedbirler : Düşüncelerin hayatı ele geçirdiğini abartılı biçimde yansıtılması. Sonu güzel olsa da ortalama öykülerden biriydi.

10- Ağlamadan Anlatmam Lazım : Kapıda kalma hikayesinin bu kadar derinleşebileceğini düşünmemiştim. Güzeldi.

11- Arkaik : Diğer hikayelerin bütünlüğünü bozmuş bence, kitabın geneliyle alakasız bir distopya konusu, beğenmediğim tek hikaye.

12- Hepyek : Yazarın hayatında emeği geçenlere selamı gibi hissedilen bir hikaye. Korkulmaması gerekenlere kanınız ısınacak.
164 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Merhaba sevgili dostlar ,
Bu benim ikinci Seray Şahiner kitabım ..İlki maalesef Seray Şahiner okumaya çok geç başlamış olmamdan dolayı Antabus değil, Gelin Başı ...Şu anda Antabus'un basımı da maalesef yok neden neden neden ???
Seray Şahiner bence içinde yaşadığımız toplumda her gün yanı başında yürüdüğümüz ,mahallede ,sokakta, lokantada ,kafede gördüğümüz ,konuştuğumuz,alışveriş yaptığımız karşılaştığımız insanları , yani hep yanı başımızdaki ama hiç fark etmediğimiz belki de dikkat etmediğimiz hepsi içimizden karakterleri ,hayatın içinden o sesleri ,o kadar güzel analiz edip anlatıyor ki kalbinize sımsıcak duygular akıyor kitaptan oluk oluk ..
Ben Feliçita'da ki gençlere ,Ufuk Çizgisi'ndeki imamın karısına ,donuyla sokakta kalmış kadına,terfi isteyen Emirhan'a ,ama özellikle Sarı Işık'taki Türkan'a gidip sıkı sıkı sarılmak istedim..
Seray Şahiner'i okuyunuz okutunuz efendim ..
Ben diğer kitaplarını ve özellikle Antabus'u ele geçirme planlarına başladım ..Sevgiyle...
164 syf.
·Beğendi·10/10
Seray Şahiner benim için çok önemli çünkü onunla beraber çağdaş türk edebiyatı dünyasına adım attım ve çok sevdim. Antabus romanından sonra sıkı takipçisi oldum ve şimdi de karşımızda son kitabı Hepyek var. Keşke diyorum keşke yavaş yavaş okusaydım çünkü bitirdiğim an okuyacak Seray Şahiner kitabım kalmadığı için üzüldüm. .

.
Hepyek bir öykü kitabı ve yazarın ilk öykü kitabı olan Gelin Başı'ndan sonra bu kadar büyüdüğünü görmek beni çok mutlu etti. Yazım tarzı gittikçe gelişiyor ve hepimiz hayranlıkla onu izliyoruz, bayılıyorum. .

.
Hepyek'i okurken uzun zaman önce okuduğum Deniz Poyraz'ın kitabındaki gibi bir apartmana benzettim. Sanki bir apartmana girmişim ve her öyküde diğer kata çıkıyorum. O kadar güzeldi ki! Seray Şahiner'in kitaplarını okuduktan sonra genel yorumlarda da gördüğüm bir şey var. Çiçekçi teyzelere, bakkala, kadınlara, herkese başka bir gözle bakıyorsunuz. İnsanları daha da anlamak istiyorum artık. Karşıma çıkan herkesin bir derdi olduğu ve kibar olmam gerektiği aklıma geliyor ve bunun için Seray Şahiner'e minnettarım. Sizin yüzünüze gerçekleri çarpan ve sonrasında sizi kibarlaştıran, büyüten biri. Bu yüzden Hepyek'i ya da Seray Şahiner'in herhangi bir kitabını alıp okuyun, pişman olmayacaksınız.
İyi bir kitap okuduktan sonra dünyayı kurtarabileceğine dair bir hisse kapılanlardan...korkmazlardı.
...Ve dinlediği en dertli şarkı babası olan çocuklardan...
Zira babalar kaybetmenin gayri resmi tarihiydi.
“Uzmanlar yıllar önce uyarmıştı: ekranlardan yayılan mavi ışık, uyumayı zorlaştırıyordu. Önceleri, evde bir ses olsun diye izlenmeyecekse de açılan ekranlar zamanla evin birer bireyi haline gelmişti. Artık, yatakların başucunda gece lambası değil uyku ilacı kutuları vardı.”
Madem ki cehennem yollarına girmenin azmettiricisi bu dünyaydı, bir hafifletici unsur indirimi olmalıydı muhakkak.
Kazanmak için değil, ölmemek için yaşıyorlardı. Varmak için değil, duracak yerleri olmadığından az gidiyor uz gidiyor, şimdi yağmur altında ıslandıkları bu dünyayı bir hane değil saçak altı olarak kullanıyorlardı. 
Kocası ölmeye, daha doğmadan hazırlanmıştı. Türkan'ın rahmetli kayınpederi, karısı hamileyken, biri de evladı için olmak üzere üç kişilik mezar yeri almıştı.
Seray Şahiner
Sayfa 33 - Everest

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hepyek
Baskı tarihi:
12 Şubat 2019
Sayfa sayısı:
164
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051853659
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Uzun zamandır ne yazacağını merakla beklediğimiz, birden fazla türde yazdıklarıyla oldukça geniş bir okuyucu kitlesine hitap eden Seray Şahiner’in yeni öykü kitabı Hepyek manifesto niteliği taşıyor...

Şimdiye dek Şahiner edebiyatında pek aşina olmadığımız sulara cesurca giriliyor Hepyek’te. Kır öyküsü çıkıyor karşımıza ama bu tanıdığımız bir kır değil. Erkek anlatıcılar, komiler, dansözler, babaanneler; hastane odaları, yetiştirme yurtları... Hepsi bir arada, kimsenin kurmadığı bir çetenin üyeleri… Hepsi bir arada, hepyek ile yüzleşmenin ne demek olduğunu tek başına anlatıyor. İnsanlık tarihi, biraz da iletişim araçlarının tarihi olarak okunabilir. Bu araçların neredeyse her biriyle kimi zaman sezdirerek, kimi zaman doğrudan anarak uğraşıyor Şahiner. Bunları edebiyatın meselesi haline getiriyor.

Hepyek; Haşim İşcan Geçidi’ne her girdiğinde bisiklet almaya karar verip geçitten çıkar çıkmaz bu hayali unutanların, fesleğen görünce gayrı ihtiyari okşayıp elini koklayanların, sokak çalgıcılarına para verenlerin, niyet etmedikleri dünyanın falına gaipten işaretlerle bakanların, hayatta kalma yolu olarak oyunu benimseyenlerin kitabı… Ama hakikaten “sadece” bu kadarı değil.

Şimdi, hepyek gelebilir!

“Şahiner insanların en aptalının bile artık çok enayi olamadığı bir dünyadan yazıyor: asgari bir sinizm, bir haşinlik belki, bir ‘külyutmazlık’, hem bu dünyada sağ kalmanın hem de yazının inandırıcılığının koşulu hâline gelmiştir.”

- Orhan Koçak

Kitabı okuyanlar 41 okur

  • Özkan özen
  • Özge Batan
  • Perimeriii
  • ıhlamur kokusu
  • Melike Gülderen
  • Esas Adam
  • Kulilk
  • Oguzhan Duman
  • Işılay S.S.
  • muradgibi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35 (7)
9
%25 (5)
8
%20 (4)
7
%10 (2)
6
%5 (1)
5
%5 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0