Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 18 dk.
Sayfa Sayısı:
152
Basım Tarihi:
Mart 2017
Yayınevi:
Can Yayınları
ISBN:
9789750734335
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·152 syf.·
2023 5. kitabı
Seray Şahiner'in Antabus kitabından sonra okuduğum 2. Romanı Kul, baştan sona kadar tek bir kişinin iç sesi ile yazılmış bir durum (Kesit) Hikayesidir... Mercan adında çocuğu olmayan, genç bir kadının hikayesidir bu... Tam anlamıyla hayattan, tanıdık, samimi ve sürükleyici yazılmış kesitsel bir hikaye... Mercan apartman merdivenlerini temizleyerek para kazanan, eşine de bakan bir kadın. Eşi ise çalışmayan, hatta Mercanın alın teri ile kazandığı bu sınırlı parayla ot kullanan gereksiz bir adam... Öykümüzde sadece Mercan var... Çünkü Mercan bir tartışma sonrası eşine 'gidersen git' demiş ve eşi de gidiş o gidiş... Gitmiş... Canım Mercan ise eşinin geleceğini düşünmüş hep, pişman olmuş ona soyledikleri için... Çünkü bildiği tek şey eş=çocuk=hayat döngüsü. Eşi gelmedikçe panikliyor; "ulu" diye adlandırdığı türbeler, yatırlar, cem evleri, kiliseler ve falcılardan medet umuyor. Kocası dönsün de çocuğu olsun diye paralarını buralara ve adaklara harcıyor. Kitabın başından sonuna kadar yaşadığı ikilemleri, hayattaki en büyük dileği olan çocuk  isteğini, yalnızlığını, tv ile olan arkadaşlığını, bodrumdaki evini, umudunu, umutsuzluğunu okuyoruz. Bazen gülüyoruz, bazen üzülüyoruz... Yazarın Mercan'ın basit, hiç komplike olmayan, sıradan hayatını bize nasıl bu kadar ilgi çekici, bu kadar sosyolojik çıkarımlarla yansıtabildiğini hayran olarak okuyoruz... İsimlerin sonuna gelen "Hanım" unvanının kişiye göre nasıl değişebileceğini öğretiyor bize Mercan... Mercan'ın her şeyden çok istediği doğmamış oğlu Haydar'ı, iç sesi eşliğinde tanıyoruz kitapta. Bu öyle samimi, öyle sıcak,  öyle sevecen, öyle pişman bir iç ses ki... Ben kitabı da, Mercan'ı da, Seray Şahiner'i de o kadar çok sevdim ki... Belki siz de Mercan'ın hikayesini okumak, Mercan'ı tanımak istersiniz diye size anlatmak
KulSeray Şahiner · Can Yayınları · 20171,640 okunma
Bir Kul'unu çok sevdim ama o geri dönmüyor.
8/10
·152 syf.··
2023 21. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2023 01:41
Türbeler, camiler, kiliseler. Gidenin ardından kurulan hayaller, gidenin gelmesi için adanan adaklar. Yerine gelmeyecek istekler için edilen dualar. Istanbul'un apartmanlara evrilen sokakları, o sokakların arasında bir bina, binanın bodrum katında televizyonuyla başbaşa bir kadın. Emeği sömürülen, hayatın tadını bilmeyen, ezilmiş, hayata tutunmak için sadece hayalleri olan bir Kul. Merdiven silerek hayatını kazanan, hayatı da sürekli aşağıya inen bir merdiven gibi olan, çoğunlukla acıların ortasında bir kadın, bir kul, Mercan. Kadın olmanın, yalnız olmanın, umut bağlamanın, zor olduğunu anlatan bir kitap Kul. Yazarın tanımlamalarına Antabus kitabıyla hafif bir aşinalığım oluştu. Çoğu yerde en dramatik durumları bile gülme unsuru haline getirebiliyor, bazı tespitleri, karakterin kendi içinde konuşmaları çok başarılı. Özellikle kadın konusunu işlemesi, benim tarafımdan artı bir değerlendirme unsuru. Umarım daha çok kitabını okuyabilirim. Sizlere de öncelikle Antabus'u sonrasında Kul'u tavsiye edebilirim. Keyifli okumalar.
KulSeray Şahiner · Can Yayınları · 20171,640 okunma
6/10
·152 syf.·
Beğendi
·
2017 75. kitabı
Büyük bir merakla almıştım kitabı. Kendisinin dergide yazdığı yazılar hoşuma gidiyor. Beklentilerimi tam karşılamadı. Yüksek bir beklenti ile alıp okumayın. Beni bu duruma iten yüksek beklenti oldu. Yoksa güzel kitap tavsiye ediyorum.
KulSeray Şahiner · Can Yayınları · 20171,640 okunma
10/10
·152 syf.··
2017 240. kitabı
Selam, sular seller gibi okuduğum bir harika kitap Kul, güzel bir kitap okuyacağımı zaten biliyordum ve şaşırmadım. Seray Şahiner beni hiç yanıltmıyor. Mercan'ın yalnızlığını iliğinize kadar hissediyorsunuz. Kocası tarafından terk edilmiş ve çocuğu olmayan Mercan apartmanlarda hani hiç dikkat etmediğimiz merdivenleri temizleyen o kadınlardan. Tek geçim kaynağı olan apartman temizliğiciliğinden kazandığı ile hayırsız kocasına bakan ve yaranamayıp terk edilen Mercan'ın hayattan tek isteği bir çocuktur. Kocasının gidişiyle buna sahip olamayacağını anlayan Mercan'ın öncelik isteği kocasının eve dönüşü olur. Hayatta yapayalnız kalan Mercan bu isteklerinin gerçekleşmesi için gitmediği cami, türbe, kilise kalmayınca son olarak falcı hakkını da kullanarak son kez umutlanır ve en sonunda pes eder. Yalnızlığını bir şekilde gidermek için çevresindeki kadınlar gibi spor yapmayı, meyhaneye takılmayı, kendine vakit ayırmayı denese de yalnızlığını yine televizyonla giderebilir. Yine de bodrum katı evindeki yalnızlığı evin kentsel dönüşüme girmesi ile daim olur. Ah ne vardı Mercan'ın da iyi bir kocası ve Haydar adında bir oğlu olsaydı. Keyifle okudum ben bu kitabı tavsiye ederim.
Televizyon
KulSeray Şahiner · Can Yayınları · 20171,640 okunma
6/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2022 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2022 23:10
“Ama iyiydi umut, insanın içinde bir ses oluyordu.” Mercan, apartman temizleyerek geçimini sağlayan, kocasından yana yüzü gülmeyen, evlat sahibi olamayan, hayaller dünyasında yaşayan yapayalnız bir kadın. Kocası çalışmıyor, Mercan’ın kazancını çar çur ediyor, en sonunda da evi terk ediyor. Mercan, bu hayırsız kocanın yokluğunda yapayalnız kalıyor. Bir işe yaramasa da başımda kocam olsun düşüncesinde olduğu için kocası geri dönsün, bir evladı olsun diye dua edip duruyor. Tek eksiğin evlat olduğunu, evladı olursa yuvasının huzura kavuşacağını sanıyor. Yapayalnız dünyasındaki tek ses evindeki televizyon. Hatta öyle ki; televizyonu bozulduğunda aklını kaçıracak gibi oluyor. Televizyon Mercan’ın en yakın arkadaşı, yaşam koçu, stil danışmanı ve aile hekimidir. Televizyonda gördüğü hayatlara imrenmekte, dizilerdeki gibi bir hayat yaşamak istemektedir Mercan. “Bilirdi o, sokaklarda ilaç niyetine merhaba diyecek bir kişi bulamayıp da televizyona sığınmak ne demek.” Yaşamayı bilmeyen bir insan Mercan. Kendiyle ilgilenmeyen, kendi için hiçbir şey yapmayan bir insan. Kendini adamak için yaratıldığındandı belki de kendini ikinci plana atması. Hiçbir şeyi hak etmediğini düşünüyor, hiçbir şeyi kendine yakıştıramıyor. Oysa kendi ayakları üstünde durabilen, güçlü bir kadın Mercan. Hayat karşısına güzel şeyler çıkartmasa da bir şekilde yaşamla mücadele edebilmeyi başarmış bir kadın. Ot içmekten ve evde pineklemekten başka hiçbir vasfı olmayan kocasının eve dönmesi için yapmadığı şey kalmadı Mercan’ın. Hatta öyle bir raddeye geldi ki, kocasını bir görse, haklı da olsa haksız da olsa özür dileyecekti. Kocasını eve geri döndürmek için gitmediği türbe, kilise, cemevi ve etmediği dua kalmadı. Duanın da ötesinde falcılara gidip fal baktırdı, gördüğü ritüelleri denedi, adaklar adadı
KulSeray Şahiner · Can Yayınları · 20171,640 okunma
Puan vermedi
Kapının önüne su bırakmayı unutma, e kış vakti vicdanın varsa biraz ılık yap bari, deterjanını da azıcık koysan fena olmaz hani, yöneticinin verdiği iki gram deterjan yetmiyor 4 katı temizlemeye. Hazırladıysanız sularınızı başlayalım merdivenleri silmeye. Silerken Mercan’ın öyküsünü dinlemeye. Mercan’ın bir kocası var bir de Haydar’ı yok. Haydar kim mi? Mercan’ın hiç doğmamış oğlu. Böyle kara yağız bir delikanlı, mahallede namı var Haydar’ın ama bir kendisi yok. Doğamadı. Çünkü annesi Mercan’ın çocuğu olmuyor. Sadece annesinin hayallerinde doğabildi Haydar. Mercan ‘ın bir de kocası var. Boynu altında kalasıca, başına taş yağasıca ama keşke eve geri dönesice… Esrarkeş bir adam diye tanıyoruz ama Mercan anlatıyor tabi bize. Kendisini roman boyunca hiç görmedik. Zaten o kayboluyor Mercan başlıyor anlatmaya. Yalnızlık işte ne olacak başına taş yağacak bir kocayı bile bağrına bastığın taşla bekletiyor. Ha bu arada Mercan kim mi? Samatya’da yaşayan, 30 yaşlarında, güzel mi çirkin mi, uzun mu kısa mı olduğunu bilmediğimiz, her şeyin organiğinin revaçta olduğu bu dünyada organik olmayı başarmış ama kendi bokunu yiyen bir tavuk kadar kabul görmemiş, merdiven silmeye giden, her gittiğinde acılarını güden, kocası kaybolduktan sonra yalnızlığını yanına alıp kapı kapı evliya evliya kocasını arayan ararken de duaları karıştıran aslında Tanrı’dan çok şey istemeyen bir koca -e zaten vardı- geri dönse bari, bir de bebek isteyen bir kadın. Şimdi Tanrı dediysek bakmayın kiliseye besmeleyle girmeyecek kadar da saygılı kendisi. Umut dünyası işte, insan umut ettikçe çıkıyor bir ertesi sabaha. Umut ettikçe bir camiye, bir yatıra, bir kiliseye derken Allah katına ulaşmak için kapı kapı, umut umut dolaşıyor elinde kimi zaman mumu, kimi zaman tesbihi, kimi zaman bir parça çaputu
KulSeray Şahiner · Can Yayınları · 20171,640 okunma
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2017 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2017 21:05
Aslında hiç aklımda yokken, instagramda yazarın bir paylaşımını görmem ve bu paylaşım üzerine yazılarını merak etmem sonucu aldığım kitap: Kul. Hikaye Samatya'da geçiyor ve tek bir karakter üzerinden gidiyor. Allah'ın yalnız bir Kul'u olan Mercan'ın bitmek bilmeyen ve çaresiz -umut etmekten başka çaresi yoktur- umudunu anlatıyor. Mercan'ın bekleyişini an be an yaşıyorsunuz kitabı okurken. Her ne kadar birçok yerini tebessümle okusanız da kitap ağır bir melankoli içeriyor. Ama bu melankoli sıkmıyor aksine daha çok içine çekiyor sizi. Özellikle bir Cemevi bölümü var ki; ya hu insan her şeye imrenir de başka insanların ölümüne dahi imrenir mi? Çok güzel bir roman Kul, bu kitap sayesinde çok güzel bir kalemle daha tanışmış oldum. Tavsiyedir.
KulSeray Şahiner · Can Yayınları · 20171,640 okunma
5/10
·152 syf.··
2019 49. kitabı
Kitabı çok büyük bir heves ile aldım ve okumaya başladım. Daha önce yazılarını okumuş olduğum ve sevdiğim bir yazardı. Ancak beklentim tam bir hüsran ile sonuçlandı. Okurken sıkıldığım ve konusu bakımından beğenemediğim bir kitap oldu. Bence daha iyi bir kurgu ile gelseydi kitap daha iyi olurdu. Yazarın yazım tarzı ne kadar iyi olsa da, konu çok basit ve sıradandı.
KulSeray Şahiner · Can Yayınları · 20171,640 okunma
Formülize Edilmiş Bir Aşağı Kat
4/10
·152 syf.··
2025 269. kitabı
Romanın baş karakteri Mercan, hayatını merdiven silerek kazanan, çocuğu olmadığı için kocası tarafından terk edilmiş bir kadın. Onu farklı kılan şey, klasik baş karakter özelliklerinden uzak oluşu; genç, ışıldayan, güzel değil, insanların çoğunlukla burun kıvırarak baktığı, peşin hükümlere maruz kalan biri. Seray Şahiner bu kez ona yakından bakmayı seçiyor, fakat bu yakınlık çoğu zaman kibirli bir bakışın ötesine geçemiyor. Yazarın diliyle karakterin sesi birbirine karışıyor. Günümüz kadınına dayatılan sağlıklı yaşam kurallarına yönelik şikâyetlerini Mercan’ın ağzından aktarıyor, ancak bunların karakterin değil, doğrudan yazarın yakınmaları olduğunu hissediyoruz. Yazarın Mercan’a gerçekten söz hakkı tanıdığı bölümlerde ise roman bambaşka bir hâl alıyor. Apartmanın kokusu, soğuk suda üşüyen eller, ışığın yanıp sönmesinin verdiği sinir bozukluğu öylesine sahici aktarılıyor ki, okur Mercan’ın varlığına yakından tanıklık ediyor. Bu anlarda görünmeyen emeği ve değersizleştirilen hayatı bütün açıklığıyla hissediyoruz. Ne var ki başka sayfalarda Mercan’ın sesi kayboluyor, onun yerine Şahiner’in kendi gündemi giriyor: “branç,” “akustik,” diyetisyen öğütleri, pazar kahvaltıları gibi sözcükler bir anda ortaya çıkıyor. Karakterin gerçekliğiyle uyuşmayan bu ifadeler, okuru Mercan’dan koparıyor. Hatta kimi zaman yazar, kendi karakterini küçümseyen bir tona kayıyor. Televizyonun mucize gibi görülmesi buna örnek; mizahın dozu, empatiyi kırıp alaya dönüyor. Şahiner’in mizahi dili yerinde kullanıldığında güçlü, özellikle “ne yani, gökdelen merdiveni mi sileceğim?” gibi cümleler Mercan’ın sesine tam oturuyor. Fakat bu tutarlılık sürmüyor; sık sık yazarın üstten bakan sesi geri dönüyor. Antabus’ta da gördüğümüz gibi, karakteri televizyon ve dizilerden öğrenilmiş birkaç sözle sınırlayan,
Edebiyat
KulSeray Şahiner · Can Yayınları · 20171,640 okunma
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2020 73. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2020 18:24
Geçtiğimiz günlerde değerli birisi hediye etmiş, "Orhan Kemal ödüllü. Oku istersen," demişti. O sıralar elimde okumalarım olduğu ve zaten dişe dokunur bir roman olmazsa çok da romandan yana olmadığım için ilk sayfaları okuyup bırakmıştım. Büyük kayıpmış meğer. Bu sabah elde avuçta okuyacak kitap kalmadığı için Kul'u okumaya koyuldum. Yalan olmasın, ikindi ezanı okunurken bitirdim. Bir iki kısa mola dışında da beni bu anlatıdan alabilecek bir şey çıkmadı. Orhan Kemal ödülünü anasının ak sütü gibi hak etmiş, kana kana içmiş, ziyan olur diye bir damlasını bile israf etmemiş. Tamam, kurgu öyle girift, yan olaylarla destekli değil, yalnızca bir Mercan var ve Mercan'ın merdivenlerde, evinde, civarda geçen durumu anlatılmış ama ne anlatmak. Cemevleri, camiiler, kiliseler bile umudu aramanın yerleri oluyor. Okurken "bu kadar basit bir kurguya bu kadar hassas yaklaşmak... Pes!" deme ihtimaliniz epey yüksek. Bir kadının çaresizliği neredeyse eliyle tutup koklayacak, şöyle avucunda evirip çevirip ne garip şeymiş diyecek kadar yüz göz olacak durumunu yine bir kadın olarak çok iyi işlemiş Şahiner. Mutlak büyük bir kentte mutlak küçücük kalmanın, Allah'tan başka müracaat noktası yokken ve Allah'tan umut kesilmezken tutup umudu kesen bir kadının çok ince hikâyesi bu. Aynı zamanda toplumsal cinsiyetin kendi içsel acımasızlığını da görebilirsiniz. Çalışma hayatının avamdaki kadınlar için getirdiği yıkımları da... İyi ki okudum. Yine olsa yine okurum.
KulSeray Şahiner · Can Yayınları · 20171,640 okunma

Yazar Hakkında

Seray ŞahinerYazar · 7 kitap
1984 yılında Bursa'da doğdu, İstanbul'da büyüdü. İlköğrenimini Oruçgazi İlköğretim Okulu'nda, ortaöğrenimini Pertevniyal Anadolu Lisesi'nde tamamladı. 2007 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü'nden mezun oldu. 2011'de Marmara Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü'nden, Sinema Anabilim Dalı'nda yüksek lisans derecesi aldı. 'Aylık Paldır Kültür Dergisi Hayvan'da ve Birgün Gazetesi'nde çalıştı. Uzun süre gitar ve resim dersi aldı, izcilik ve dağcılık yaptı. Dönemsel olarak, garsonluk, konfeksiyonda el işçiliği ve makinecilik yaptı. 2006 yılında Varlık Dergisi'nin düzenlediği Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri'nde, "Gelin Başı" isimli öykü dosyası "Dikkate Değer" bulundu. 2007 yılında "Gelin Başı" isimli kitabı Can Yayınları'nca yayımlandı. Sırrı Süreyya Önder 'e senaryo asistanlığı yaptı. 2008'de İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda sahnelenen 'Yedi Tepeli Aşk' oyununda, "Gelin Başı" kitabında yer alan üç öyküsü sahnelendi. 2010-2011 sezonunda "Gelin Başı"ndaki öykülerden uyarlanan "İadesiz Taahhütsüz" adlı oyun, Tiyatro Boyalıkuş tarafından sahnelendi. 2011'de ikinci öykü kitabı 'Hanımların Dikkatine' Can Yayınları'nca yayımlandı.