Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 10 dk.
Sayfa Sayısı:
112
Basım Tarihi:
Ocak 2024
İlk Yayın Tarihi:
1952
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Orijinal Adı:
Fransızca: Syllogismes de l'amertume
ISBN:
9789753420389
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·96 syf.·
Beğendi
·
2021 4. kitabı
Kitabı bitirdiğim zaman kendime şu soruyu sordum: Cioran, beni karanlık bir tünele mi itti, yoksa karanlık bir tünelde olduğumu mu gösterdi? Burukluk benim için cevaplardan ziyade ardından bolca sorular sorduran bir kitap oldu. Burukluk, E.M.Cioran'ın aforizmalarından derlenen bir kitap. Aforizma, basit bir tanım olarak, az söz ile çok anlam ifade eden düşünceler demek. Bu özelliği ile aforizmalar şiire benzetilebilir. Yani aforizmalara filozofların şiirleri de diyebiliriz. Yazarın, az söz ile çok şey anlattığı aforizmalarına geçmeden önce çocukluğundan biraz bahsetmek istiyorum. Cioran'ı, daha doğrusu onun kasvetli anlatımını, karamsarlığını ve kötümserliğini anlamak için çocukluğunu bilmek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü çocukluk, insan hayatı ile ilgili sırları veren en önemli dönem. Hepimiz çocukluktaki izlerimizin üzerinde gezeleriz yaşamımız boyunca. Yazar, 1911 yılında Romanya'da dünyaya geliyor. Babası papaz, annesi ise bir tanrıtanımaz. Cioran'ın bu iki zıt kutup arasında kalması, düşüncelerinin normal insanlara göre farklı ve çok yönlü olmasını sağlıyor. Ayrıca ömrü boyunca, inanmadığı bir Tanrı ile mücadelesinin sebebinin de anne ve babası arasındaki bu zıtlık olduğunu düşünüyorum. Kendisi, çocukluğunun mutlu geçtiğini ifade ediyor ama "Bunun tek sorumlusu hafızamın sakatlıklarıdır." diye de ekliyor. Hayatındaki ilk dönüm noktası, ailesi tarafından yatılı bir okula verilmesi oluyor. O günden sonra anne ve babasından nefret etmeye başlıyor. Belki de insanları sevmemesinin ve onlara güvenmemesinin temelinde de bunlar yatıyor. Yatılı okulda ilk deneyimleri can sıkıntısı ve yalnızlık olan yazar bu dönemde Dostoyevski ile tanışıyor. Dostoyevski onun en büyük yoldaşı oluyor. Yatılı okula verilmesi ile birlikte çocukluk kapısı yüzüne kapanıyor ve kendi içine
BuruklukEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20243,330 okunma
7/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2024 10. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2024 19:43
"Bir virgül için ölünen bir dünya düşlüyorum.” Emil Michel Cioran’ın, aforizmalar halinde yazdığı, üstüne çokça düşünülecek bir kitap... Modern zamanlarda yazılmış olan felsefi ve derin bir eser. Yazarla, tanışma kitabımız oldu. Karamsar ve sert bir üslupla yazılmış olsada kitabı sevdim. Keyifli okumalar, kitapla kalın. “Derin” olmak kolaydır: kendimizi kusurlarımızın içinde boğulmaya bırakalım yeter.
BuruklukEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20243,330 okunma
Şeytanın Avukatı Cioran
Puan vermedi·96 syf.·
2023 50. kitabı
Okurken Cioran gözümde istisnasız her şeye ama her şeye itiraz eden, hiçbir otorite tanımayan, ailesi herkesin ailesinden biraz farklı olan sınıfın o haylaz ama şeytan tüylü çocuğu olarak canlandı. Biz ise bu çocuğun öğretmenlere yaptığı her itiraz veya soruda ne diyor yine bu triplerine giren ve sonradan kafasında bir iki şimşek çakabilen, birazdan kendisine öğretilecek şeyler için sabırsızlanan, sınıfın geri kalan uslu ve uyumlu çocuklarıyız. Ve tabiki de bu fırlama çocuk her söylediğinde haklı değil, bazen çok anlamsız, gereksiz hatta iticilik uyandıran şeyler de söylüyor. Uzun bir süredir uzun soluklu kitaplar okuyamıyorum bulduğum kısa aralarda şiir ve aforizma gibi kısa soluklu kitaplar okumaya çalışıyorum ve bu kitabı da bu yüzden almıştım. Fakat gördüm ki her ne kadar aforizma olsa da kolay yutulacak bir lokma değilmiş :d ve bu yüzden ara verip bir süre ertelemek zorunda kaldım. Kitaba gelecek olursak kitabın ismi burukluk değil de umursamazlık, tiye almak falan olsaymış daha makbul olurmuş. Kitaptaki tüm kötümserliğe, intihar güzellemelerine rağmen tüm bunlar sanki Cioran'ın gram umrunda değilmiş gibi bir hava seziliyor.Hatta bazen dalga geçip eğlendiği fikrine kapılmak bile mümkün. 'Burukluk' sınıfın geri kalanında uyandırmaya çalıştığı bir his olabilir sadece. Kitabı anlamak: edebiyat/felsefe/psikoloji duayenleri ve onların görüşleri hakkında az da olsa belli bir bilgi biriktirimini gerektiriyor. Çünkü Cioran bu eserinde aslında yeni bir şey ortaya koymaktan ziyade tartışmacı bir üslupla onların görüşlerini değerlendiriyor. Çoğuna diss atıyor, demek daha doğru olur. Şeytanın Avukatlığı... Hem toplum hem de birey olarak her konuda en fazla eksikliğini hissettiğimiz insan tiplerinden biri de şeytanın avukatlarıdır... Toz pembe bir dünya çiziliyor,
1000Kitap
BuruklukEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20243,330 okunma
Burukluk
Puan vermedi·96 syf.·
2025 223. kitabı
“Aforizmayı sadece, kelimelerin ortasında duyulan korkuyu, o bütün kelimelerle birlikte çökme korkusunu yaşamış olanlar iş edinir.” (s.10) Aforizmayı bu sözlerle dile getiren Emil Michel Cioran , düşünceyi deneme ile aforizma arasında dolaşan bir üslubla kurarak düşüncelerindeki kesinlikten özellikle kaçınarak, kesinliğin bizzat düşüncenin düşmanı olduğunu benimsiyor. Burukluk deyişiyle bilinçli olarak sözlerin törpüleyerek yaralıyor. Felsefeyi bir açıklama alanından ziyade negatif bir düşünce estetiği içinde ele alıyor. Yazdıklarıyla bir sonuca varmaktan ziyade okuruna huzursuzluk vermek için yazıyor. Cioran’ın üslubu berrak olduğu kadar acımasız ilerliyor Aforizmalarını yoğunlaştırılmış bir düşünce olmaktan çok kelimelerin taşıyamadığı hakikatin eşiğinde durma cesaretine dönüştürüyor, söylenen kadar söylenemeyenin de ağırlığını hissettiren, dilin kendi içine doğru çöktüğü bir deneyim haline eviriyor. “Kuşkuculuk, kaygının zarafetidir.”(.s17) Burukluk birbirinden bağımsız görünen ama aynı ruh halinde birleşen kısa metinlerden oluşuyor. Kitapta zaman, tarih, inanç, sanat, yalnızlık ve ölüm gibi başlıklar etrafında dolaşan düşüncelere yer veriyor. Kitabı okurken Ömer Hayyam’ınGördüm ki her şey boşmuş,ruhun çektiği acılardan ibaretmiş. sözü sık sık aklıma düştü. Cioran da Hayyam gibi, hayatı yücelten anlam anlatılarını değil, insanın taşıdığı anlam yükünü görünür kılmayı seçiyor. Karanlığa çağırmaktan ziyade, karanlığın zaten içimizde olduğunu hatırlatıyor. ”Bir hayatın ‘anlamı’ kurbanıdır insan.” Metin ilerledikçe bir sarsıntı değil, sürekli bir burukluk hali yaşatıyor. Bu hali baskın ve geçmiyor, Cioran’a göre insanın varoluşu zaten geçici bir düzelme beklentisidir. __Her şeyi yıktıktan sonra kendini de yıkmayan bir kitap, bizi beyhude yere azdırmış
Düşünce
BuruklukEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20243,330 okunma
10/10
·96 syf.··
2020 198. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2020 00:19
Çürümenin Kitabı’nı okumak için zemin hazırlığı aşamasında seçmiş olduğum bir eser Burukluk. Deneme ve aforizma karışımı bir eserdir kendileri ki gireceğiniz Cioran okyanusunun derinliğinde boğulmanızı engelleyeceğini düşünüyorum. Cioran’ın öncelikli olarak hayatını araştırmıştım ve kendisinin Shopenhauer, Nietzsche, Dostoyevski ve Kant’tan oldukça etkilendiğini görünce merakım iyiden iyiye arttı. Başarısız Filozof olarak anılan Cioran sürekli kendisiyle çelişmesine karşılık olarak zihninin diri olduğunu ve bunun iyi olduğunu savunmuştur. Asıl onun takıntılı olduğu şey ise “başarısızlık” tır. Kendisi bu durumdan oldukça muzdariptir ki içten içe okurun bilinçaltına düşünce yapısını yansıtmıştır. Okyanusvari bir zihne sahip olup Alzheimerden ölmesi de işin en trajikomik tarafı tabii. Beni en çok etkileyen kısmı ise “Her kelime canımı yakıyor.” demesiydi. Okuduğum her kitap için ben de aynısını düşünüyor; okuduğum kitapların bana acı çektiriyormuş gibi hissetmesini dile getiriyorum genelde. Ve sonrasında ekliyor Cioran; “Her şeyi yıktıktan sonra kendini de yıkmayan bir kitap, bizi beyhude yere azdırmış olurdu.” Daha ne diyebiliriz ki? Trajedinin, sitemin, kara mizahın ve karamsar ruh hallerinin bollukta olduğu bu eserin Cioran’ı tanımak için başlangıç kitabı olacağını düşünüyor, pruvanız neta olsun diyorum.
1000Kitap
BuruklukEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20243,330 okunma
9/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2016 29. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2016 00:00
Elime ne zaman Cioran' ın kitaplarını alsam, yüreğimin evreninde sessiz bir feryat kopar. İnsan denen canlının, bu kadar derin ve duru kelimelerle sessiz çığlıkları böylesine zarafetle anlatabilen kaç yazar vardır dersiniz?
Felsefe
BuruklukEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20243,330 okunma
8/10
·96 syf.·
2021 3. kitabı
Sayfa sayısına bakarak hemen bitirilebileceğini düşünmeyin :) Çünkü kitabın içeriği tam anlamıyla bir bilgi denizi. Okuduğunuz kısacık cümlelerde bile bir miktar düsünmeniz gerekiyor. Ayrıca hemen bitsin düşüncesinden ziyade ara sıra okuyarak ilerlerseniz daha çok hoşunuza gidebilir. Yazar eseri aforizmalardan oluşturarak derleme bir eser olarak bizlere sunmuş. Bazı olaylara karşı bakış açısı mantığımla uyuşmasa da noluyoo yaa bu cümlelerde desem de çok hoş bir eser sunulmuş biz okurlara. Istifade edilebilecek türden. Okunmalı, bolca düşünülmeli ve ele alınan konulara dair yeni bakış açıları geliştirilmeli. Son olarak da bir kenara bırakılmamalı. Ara sıra tekrar okunmalı
1000Kitap
BuruklukEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20243,330 okunma
Puan vermedi·96 syf.·
2018 129. kitabı
“Tıraş olduğum olduğum zaman,” diyordu yarı-delinin biri, “Tanrı değilse kim, gırtlağımı kesmeme engel oluyor?” "Hayatta kalmayı başardım, anlıyor musunuz? Kendimi şafakta öldürüp öldürmeyeceğimi sorduğum onca geceden sonra hayatta kalmayı…” Kitap, özdeyişler-aforizmalardan oluşan derleme bir kitap. Fikirlere çarpıcı ve dikkate değer bir bakış açısı mevcuttu bu kitabında; "Bir felsefi moda kendini gastronomik modalar gibi kabul ettirir: Bir fikir, bir sostan daha çürütülür değildir." "Fikir, herhalde kendine bir sığınak ararken kurtlanmış olmalı; madem ki beyinden başka ağırlayan çıkmamış…" 20. yüzyılın büyük filozoflarından biri olan Cioran; Immanuel Kant, Arthur Schopenuer ve özellikle de Friedrich Nietzsche‘den ne denli etkilendiğini bu kitabında da, sıklıkla anmasından anlaşılıyor. Zaten sonralarında yabancılaşma üzerine fikirleri, varoluşçu yazarlarımızdan Albert Camus'u ve Jean Paul Sartre'yi de derinden etkilemişti. Kitabında hayatın anlamsızlığına, sıkıntısı ve çaresizliğine baya fazla yer vermiş, onun için okurken insanın üzerine resmen bir karabulut gibi çöküyor, bu tarz kitapların etkisinde kalıp, dertlenip kederlenenler şimdiden hazırlıklı olsun...Nasıl bir yaşantıya sahip olduğunu da sanırım en iyi bu satırları tarif eder; "Hırslı bir genç için, insan sarraflarıyla düşüp kalkmaktan büyük bir talihsizlik olamaz. Üç-dört tanesiyle uzun süre görüştüm: beni yirmi yaşımda bitirdiler." "Can çekişmedeki açgözlülüğüm beni onca defa öldürdü ki, bir de fayda umamayacağım bir cesetle haddimi aşmak bana edepsizlik gibi görünüyor." "Bir bitki olmak ne hoşuma giderdi, bir dışkının başında dikilmem gerekse dahi!" "Üst üste düşüncesizlik edip kendini öldürmeyi ihmal eden kişi, kendi kendine, acıda kıdemli birinin etkisini yapar; intihardan emekli birinin
BuruklukEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20243,330 okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2020 42. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2020 15:54
Emil Michel Cioran sen ne güzel bir adamsın böyle. Herşeye bu kadar derin bir anlam yüklemek bir hastalık değilde nedir Emil Michel Cioran Kitap çeşitli aforizmalardan oluşuyor. Özellikle din, felsefe, siyaset, aşk vb. konular üzerinde derinlemesine yazılmış bir kitap, bir başucu kitabı. Her konuya bu kadar hakimken sonunun alzheimer olması buda senin kötü talihin olsa gerek Emil Michel Cioran Tanrıyla içsel bir savaş halindedir yazar. Emil Michel Cioran okumak isteyenler için iyi bir başlangıç kitabı, sonraki hedefiniz Çürümenin Kitabı olsun. İyi okumalar.
Felsefe
BuruklukEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20243,330 okunma
Puan vermedi·271 syf.··
Beğendi
·
2021 47. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2021 10:11
Cioran bey ile tanışmak için geç kalmış olsamda kitabı çok beğendim. Düşüncelerini , bazı bakış açılarını. Sadece Tanrı'ya yaklaşımı beni rahatsız etti . Mesela; "Tanrı'dan kurtulup kendi içine düşmek niye? Leşi leşle ikame etmek niye? " rahatsız edenlerden sadece biri. :/ Onun dışında güzel kitaptı çok severek okudum . Tavsiye ederim.
1000Kitap
BuruklukEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20243,330 okunma

Yazar Hakkında

Emil Michel CioranYazar · 13 kitap
Emil Michel Cioran, Rumen yazar, filozof, deneme yazarı ve tanınmış 20. yy. retorik sentezcisidir. Eserlerinin bir bölümünü Fransızca bir bölümünü ise Rumence kaleme almıştır. Ortodoks bir papazın oğlu olarak dünyaya gelen Cioran, Sibiu şehrinde Colegiul National Gheorghe Lazăr Lisesi'nde okumuş ve on yedi yaşından itibaren Bükreş'de felsefe ve estetik öğrenimi görmüştür. 1928 yılında burada iken Eugéne Ionesco ve Mircea Eliade ile tanışmış ve onlarla sıkı bir dostluk kurmuştur. 1932'den itibaren düzenli olarak bazı dergilerde yazmaya başlamıştı. Bükreşli entellektüeller Eiserne Garde adlı radikal, faşist, anarşist partinin kabartması gibiydiler. Cioran, diğer bazı entellektüeller gibi bu gerçeği inkâr etmiyordu. Ve bolşevizmin boğdurucu şiddet ruhuna doğru yanılsamayla çekildiklerini görüyordu. Daha sonra bu düşüncelerindeki samimiyetin sıkıntılarını kendi öz eleştirisinde verirken etki altında kalmasından ve buna olan şaşkınlığından dolayı özür dileyecekti. 2. Dünya Savaşı'nın başlangıcına kadar Eiserne Garde'nin sempatizanı, Hitler'in ve antisemitizmin takipçisiydi. 1933'de Hitler hakkında yazdığı şey çarpıcıdır: "Hitler kadar bugün bizi etkileyen, sempati uyandıran ve hayranlık bırakan başka bir politikacı lider göremiyorum!" Daha sonra bu açıklamasını şu şekilde soruyla karşılamıştır: "Öyleyse hümanizm nedir, neyini kaybetmiştir eğer Röhm-Putsch katliamında o denli moral ve ruhen zaten her şeyini kaybedenler öldürülüyorsa?!" 1933'den 1935'ye kadar Cioran, Berlin'de kalır. 1937'den sonra ömrünün geri kalan kısmını çatı katında bir evde yaşadığı Paris'de geçirir. Önceleri Rumence yazan Cioran, 1945'den itibaren de Fransızca yazmaya başladı. Bir filozof olarak Fransızca dilinde isminin ilk duyulduğu, ya da okunduğunda etkileyici ve sürükleyici bir yumuşaklığı olamadığını düşünerek ismine M. kısaltmasını yani Michel eklemesini koydu. Bu isim değişikliği böylece tarihe E. M. Cioran olarak kaydoldu ve yazılarındaki etnik muhalifliğinin belirgin karakteri oldu. Cioran, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki tarihteki deneme yazarları ve radikal kültür eleştirmenleri içerisinde önemli bir yere sahiptir. Gerek denemelerinde, gerekse eleştirilerinde öncesinde pesimistçe yola çıkarken şaşkınlık yaratan yanılgılarının ve özdeyişlerinin vardığı zirve çaresizliktir. Bu tespite istinaden şunu söylemiştir: "Hiç bir kriterin olmadığı bir dünyada yaşamak isterdim" Hiç bir prensibin ve formun olmadığı bir dünya! Bir dünya ki, belirsizlikler diyarı; çünkü bizim şu ana dek yaşadıklarımız tamamen formlara, kriterlere bağlı o kadar yavan. Lisansını Bergson üzerine hazırladığı bir tezle aldı. 1934'te Bükreş'te yayımlanan ilk kitabı Sur les cimes du d'sespoir Ümitsizliğin Doruklarında, kendisinin de kabul ettiği gibi, sonradan Rumence ve Fransızca yazdığı her şeyin özünü barındırır. Hayatın trajik boyutundan habersiz olmakla suçladığı Bergsonculuk'tan o dönemde koptu. 1937'de, dini bir krizin ürünü olan ve tartışmalar yaratan kitabı Gözyaşları Ve Azizler Üzerine yayınlandı. Aynı yıl, Bükreş Fransız Ensititüsü'den bir burs alarak Paris'e gitti ve oraya yerleşti. 1995 yılında Alzheimer hastalığından öldü. Cioran konservatif felsefeye olan ilgisini ilk gençlik yıllarında kaybetmiş, kişisel düşünce ve lirizm adına sistematik düşünce ve soyut spekülasyonlarda bulunmayı reddetmişti; "Hiçbir şeyi keşfetmedim. Ben sadece kendi hislerimin sekreteri olmaya devam ettim" Son dönem eserlerinde kötümser hava çoğu eleştirmen tarafından çocukluğundaki olaylarla ilişkilendirilmiştir. Ancak ondaki septiklik, nihilizme yakın duruşun tek bir sebebe irca edilemeyeceği de söylenebilir. Jean-Paul Sartre ve Albert Camus gibi tanınmış varoluşçu yazarların eserlerindeki beşeri yabancılaşma teması henüz 1932'lerde genç Cioran'ın eserlerinde görülmektedir. "Varoluşun kendi evimizin hiçliği kendi sürgünlüğümüz olması mümkün mü?" diye sormaktaydı Cioran o yıllarda. Cioran insanlığın trajedisini değil fakat kendisi gibi hem düşünen hem hisseden bir ontolojik vatanından sürgüne gönderilmişliğin kolay kolay kimsenin hesabını yapmadığı iç çekişleriyle , bir yurtsuz kimliğiyle yaşamış ve yazmıştır. Dünyanın her günkü işleyişini, acılarını, sevinçlerini genelden ayrı düşen yönüyle kimi zaman buruklukla kiminde de kahırla yorulmuş bir farkındalıkla ilmek ilmek kitaplarına işlemiştir. Koyunun derdinden geçenlerin, hatta koyunun derdinde bile olmayanların hayatı muştulamalarının, rezilliklerinin ve kaybolmuş bir vicdanla bu hayatı olurlamalarıyla bir kez daha bu temele harç atanların asla anlayamayacakları bir yanlış yerde aranan 'cephane' olarak bilinmektedir. Öteden beri aynı döngünün aynı kıvrak zekayla birer parçası olmuş adam gibi adamların adam olmayan adamlıklarının ipliğini pazara çıkarmış ve aynı kahpeliği masallardan oluşmuş fazilet, uluhiyet ve vicdan tarzı tanımı kendi ellerinde oyuncak olmuş kutsal yaftalı aşağılık kavramları zihinlerin harcı yapan devridaim işbirlikçilerinin uyuttuğu bir insanlığı sersemliklerinden silkinmeye ömrünü adanmış eşsiz bir bilge.