Adı:
Burukluk
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-975-342-038-9
Orijinal adı:
Syllogismes de L'Amertume
Çeviri:
Haldun Bayrı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
"Herşeyi yıktıktan sonra kendini de yıkmayan bir kitap, bizi beyhude yere azdırmış olurdu."

Kimi zaman ciddi, kimi zaman gülünç bir düşünce derlemesi olan Burukluk, ilk paragrafından son paragrafına aynı saplantıyı sürdürür: Hem kaygı hem gülümseme dolu bir şüpheyi muhafaza etmek.

İÇİNDEKİLER
Sözün Körelmesi
Uçurum Dolandırıcısı
Zaman ve Kansızlık
Batı
Yalnızlık Sirki
Din
Aşkın Canlılığı
Müzik Üzerine
Tarihin Başdönmesi
Boşluğun Kaynağında
"Bir virgül için ölünen bir dünya düşlüyorum."

Şimdi al bu hassasiyeti şekillendir şekillendirebilirsen zihninde..

Cioran 'la ilk tanışmam Hasan Ali Toptaş' ın bir kitabı vesilesiyle oldu. Hemen okumalıyım, diye düşünüp Çürümenin Kitabı 'ndan başladım. Tabi hiçbir fikrim yok nasıl bir okyanusa daldığım hakkında.
Ortalara doğru, artık boğuluyorum, devam edemeyeceğim, diye düşünsem de inatla devam ettim. İyi ki etmişim.

Burukluk, tam bir tanışma kitabı olma niteliğinde diye düşünüyorum. Okyanusa çok yüksekten çakılmıyorsunuz en azından.

Cioran..
Babası bir papaz, annesi çok fazla inançlı olmayan, geniş görüşlü bir kadın, kendisi ; ütopya karşıtı, Hitler hayranı..

Bana enteresan gelen şey, alzheimar hastalığından vefat etmiş olması. Bu kitapları yazabilecek yeterlilikte bir insanın, kapasite sınırlarını zorlayan o eşsiz bilgi birikimi ve fırtınalar koparan içsel çekişmeleri, unutmakla malul olmuş ve bu durum bana fazlasıyla anlamlı geliyor.

Burukluk 'a gelirsek..
Tekrar okuyacağım kitaplar arasında ilk sırada yerini alıyor. Kelimelerin üstünde ve kelimelerden arındırılmış bir ifade kaygısıyla yazılmış.
"Her kelime canımı yakıyor." diyor mesela.
"Her şeyi yıktıktan sonra kendini de yıkmayan bir kitap, bizi beyhude yere azdırmış olurdu." diye ekliyor ilerleyen satırlarda. Birbiri ardına yıkılan düşünce mekanizması ve içine sızdığı beyinleri parçalayacak bir zırva arayışı içinde.

O'ndaki ölüm fikri de sıradışı.
" Ölümü solumuş kişi için kelamın kokusu perişanlıktır. "diyor. Bir satırını çözmeye çalışırken, imamesi kopmuş tesbih taneleri gibi, diğer tarafından dağılıveriyor her şey.

Onu en iyi anlatan cümle ;" Şüphelere karşı susuzluğumu hiçbir şey dindirmiyor. "şüphesiz. :))
Doyumsuz bir şüphe arzusu sayesinde, düşünme yetisini sürekli tetikleyen bir kısır döngü içinde, zihninden geçenlerin acaba ne kadarını bize yansıttı, diye düşünmeden edemiyorum.

Yeterince spoiler verdiğimi düşünerek, incelemeyi çok uzatma niyetinde değilim ama muazzam derecede etkilendiğimi de belirtmek istiyorum.

Böylesine büyük bir okyanusun keşfi, sığ sularda boğulduğumu düşündüğüm sıralarda imdadıma yetişti. Bakış açısını değiştirmek hayatın ta kendisini değiştirmeye muktedir kimi zaman..

Keyifli okumalar.
“Tıraş olduğum olduğum zaman,” diyordu yarı-delinin biri, “Tanrı değilse kim, gırtlağımı kesmeme engel oluyor?”

"Hayatta kalmayı başardım, anlıyor musunuz? Kendimi şafakta öldürüp öldürmeyeceğimi sorduğum onca geceden sonra hayatta kalmayı…”

Kitap, özdeyişler-aforizmalardan oluşan derleme bir kitap. Fikirlere çarpıcı ve dikkate değer bir bakış açısı mevcuttu bu kitabında;

"Bir felsefi moda kendini gastronomik modalar gibi kabul ettirir: Bir fikir, bir sostan daha çürütülür değildir."

"Fikir, herhalde kendine bir sığınak ararken kurtlanmış olmalı; madem ki beyinden başka ağırlayan çıkmamış…"

20. yüzyılın büyük filozoflarından biri olan Cioran; Immanuel Kant, Arthur Schopenuer ve özellikle de Friedrich Nietzsche‘den ne denli etkilendiğini bu kitabında da, sıklıkla anmasından anlaşılıyor. Zaten sonralarında yabancılaşma üzerine fikirleri, varoluşçu yazarlarımızdan Albert Camus'u ve Jean Paul Sartre'yi de derinden etkilemişti. Kitabında hayatın anlamsızlığına, sıkıntısı ve çaresizliğine baya fazla yer vermiş, onun için okurken insanın üzerine resmen bir karabulut gibi çöküyor, bu tarz kitapların etkisinde kalıp, dertlenip kederlenenler şimdiden hazırlıklı olsun...Nasıl bir yaşantıya sahip olduğunu da sanırım en iyi bu satırları tarif eder;

"Hırslı bir genç için, insan sarraflarıyla düşüp kalkmaktan büyük bir talihsizlik olamaz. Üç-dört tanesiyle uzun süre görüştüm: beni yirmi yaşımda bitirdiler."

"Can çekişmedeki açgözlülüğüm beni onca defa öldürdü ki, bir de fayda umamayacağım bir cesetle haddimi aşmak bana edepsizlik gibi görünüyor."
"Bir bitki olmak ne hoşuma giderdi, bir dışkının başında dikilmem gerekse dahi!"

"Üst üste düşüncesizlik edip kendini öldürmeyi ihmal eden kişi, kendi kendine, acıda kıdemli birinin etkisini yapar; intihardan emekli birinin etkisini…"

Bu hayrete düşürücü satırları kendisine yazdırtan hayat serüvenine, 20 Haziran 1995‘te Paris’te Alzheimer hastalığıyla gözlerini yummasıyla son verdi.

Bana fazlasıyla çarpıcı ve etkileyici gelen sözlerinin birkaçına daha incelemede yer vermek istiyorum;

"Bir hasta bana şöyle diyordu: “Benim acılarımın neye hayrı var? Acılarımdan yararlanabilecek, ya da onlarla böbürlenebilecek bir şair değilim ki.”

"Tanrı‘nın dahi kurtaramayacağı ruhlar vardır; dizlerinin üzerine de çökse, onlar için dua da etse"

"Her şeyde olduğu gibi merhamette de son söz tımarhanenindir."

Esas itibariyle bu kitap, Cioran'dan okuduğum üçüncü kitap olmasına rağmen, bana, bazı bazı soluk almam gerektiğini hissettirdi...Yeni Cioran okuyucularının hiç değilse bölüm geçişlerinde nefeslenmesini tavsiye ederim. Okumayı düşünenlere 'tasasız' okumalar diliyorum, incelemeye de şu dizeleriyle son verelim;

"Kendi mezar taşını yazan bir yerkürede, terbiyeli cesetler gibi davranacak kadar ağırbaşlı olalım."
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.580 Oy)8.860 beğeni28.808 okunma850 alıntı140.140 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.436 Oy)3.934 beğeni13.017 okunma1.233 alıntı53.208 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.317 Oy)9.282 beğeni25.735 okunma1.840 alıntı119.233 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.351 Oy)19.115 beğeni43.539 okunma3.020 alıntı183.567 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.367 Oy)3.469 beğeni10.554 okunma5.364 alıntı95.882 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.043 Oy)6.392 beğeni16.884 okunma2.764 alıntı86.347 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.752 Oy)13.461 beğeni34.652 okunma3.419 alıntı146.566 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.482 Oy)8.071 beğeni22.878 okunma847 alıntı90.161 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.496 Oy)7.903 beğeni21.447 okunma4.030 alıntı129.892 gösterim
  • Kör Baykuş
    8.4/10 (1.172 Oy)982 beğeni3.017 okunma1.255 alıntı21.901 gösterim
Burukluk, Cioran'ın hayatın trajik yönünü anlattığı ve trajedinin gerekliliğini ifade ettiği eselerindendir. Trajedi denilince aklınızda karamsar bir anlatım tarzı oluşmasın, tarz olarak; formatın sıkmadığını hatta kimi yerde eğlendirici -kara mizah- bir havanın hakim olduğunu söyleyebiliriz. Cioran aslen Romen olmasına rağmen, eserin ilk nüshası Fransızca yazılmış olup, kitap orjinal ismi ile: Syllogismes de l'amertume olarak bilinmektedir. Sadece dil Fransızca olmakla kalmayıp, düşünce kalıpları da Fransız bir zihinde çıkma gibi... Zira "Trajedi" sözcüğü bile bize biraz Fransız, Germen imaj çizmektedir. Biraz ciddi, alaycı ve oldukça şımarık bir imaj.

Retorik olarak Cioran; kimi yerde aforizma, kimi yerde de aforizmaya yakın bir seçim yapmıştır. Neden böyle bir tarzın seçildiğini ise kanaatimce Ciora'ın aforizma tanımı açıklamaktadır:

"Aforizmayı sadece, kelimelerin ortasında duyulan korkuyu, o bütün kelimelerle birlikte çökme korkusunu yaşamış olanlar iş edinir." (a.g.e)

Cioran eserinde ayrıca; Raskolnikov'dan Clausewitz'e, Ceasar'dan Sokrates'e çeşitli yazarlara, romanlara, karakter ve düşünürlere de atıf yapmıştır. Yapılan atıfların niteliği ve içerikteki anlatım tarzı düşünüldüğünde, Cioran'ın eserindeki amacının; okuyucuya bir şeyler anlatmak değil, kendini okuyucuya anlatmak olduğunu söyleyebilirim. Felsefeye meraklı tüm okurlar eseri beğeniyle karşılayacaktır. Özellikle Cioran'ın meşhur eseri "Ezeli Mağlup" u okuyan okuyucuyunun, bu eseri de keyifle okuyacağını tahmin ediyorum. Şİmdiden keyifli okumalar dilerim.
Yazar cümleleri ile ateş ediyor. Her cümle o kadar iyi ki insanın üstünde bir iki saat düşünmesi şart. Kitap o kadar akıcı ki dönüp dönüp bakmama rağmen hızlıcana bitti. Michel Cioran okuduğum ilk kitabı oldu. Bu kitapta sayesinde yazarın kitaplarını okumaya devam edeceğim. Kitapta aforizmalar dışında, Dostoyevski, Tolstoy, Shakespeare, Bach vb. yazarlar hakkında kısa kısa yorumlar yapmış. Kimi olumlu kimi olumsuz. Burukluk kitabını bir kere okuyup bırakılmayacağı için tekrar okumayı düşünüyorum. Siz de okuyun. Okumanızı değecek...
Elime ne zaman Cioran' ın kitaplarını alsam, yüreğimin evreninde sessiz bir feryat kopar. İnsan denen canlının, bu kadar derin ve duru kelimelerle sessiz çığlıkları böylesine zarafetle anlatabilen kaç yazar vardır dersiniz?
NOT: Bu bir inceleme değil sadece kendim için tuttuğum bir not.

Cioran'ın okuduğum ilk kitabı ve benim hissedip düşündüklerimi, söze dökemediklerimi çok yakın bir şekilde yazmış. Nerdeyse kendi kendime konuşup tartıştığım anların sarhoşluğunu kitabı okuma süreci boyunca yaşadım bile diyebilirim.

"Bana hiç aldanmamış olma kuruntusunu veren, hiçbir şeyi aynı anda nefret etmeden sevmiş olmamamdır."

S.55
Cioran'ın düşüncelerinin derlemesi bir kitap. Başladığınız andan sonuna kadar Cioran'ın saplantısıyla yüzleşiyorsunuz ki kendisinin en yüce saplantısı: Şüphe! Şöyle diyor kitabında "Şüphelerimi zahmetle elde ettim; hayal kırıklıklarımsa, sanki beni ezelden
beri bekliyormuş gibi, kendiliklerinden geldiler - temel bir içe doğuş
halinde." Ne diyeyim, seviyorum ben bu adamı.
Okuduğum ilk kitabı Çürümenin Kitabı'nda Cioran'ı anlamak için harcadığım zihinsel eforu tarif edemem sanırım. Ancak çektiğim bu işkence Cioran'ı anlama konusunda beni eğitti. Bu sebeple Burukluk beni çok yormadı. Altını çizerek ve sindirerek okunduğu zaman Cioran'ın sancısını siz de çekmeye başlıyorsunuz. Karamsarlığı size geçiyor ve "her sabah o gün yaşamak için kendinize yeni sebepler aramaya" başlıyorsunuz... Hiçbir kitaba "başucu kitabım" demedim ancak Cioran kesinlikle bir "başucu yazarı".
Melankoli, hüzün, ıstırap, belirsizlik, tiksinti, boşluk, bunaltı, ret, kuşku, yokluk.....
Eğer depresyondaysanız veya depresyona eğiliminiz varsa bence bir süre daha bu kitabı okumak için bekletin.
Çünkü Burukluk iç burkuyor. Cioranın okuduğum ilk kitabı oldu, Burukluk. Sayfa sayısı az olmasına rağmen okunması oldukça güç bir kitap oldu benim için. Yer yer 2-3 defa okuduğum bolca altını çizdiğim ve içselleştirip üzerine uzun uzun düşündüğüm ve kesinlikle 2-3 defa daha okuyacağım bir kitap.
Şimdiye kadar okurken en çok zorlandığım aforizmalar içeren kitap. 94 sayfa olmasına rağmen bazı cümleleri tekrar tekrar okumam gerektiğinden bitmesi biraz uzun sürdü diyebilirim. Son kısımlara doğru daha anlaşılır. Genel olarak beyninize düşünce tohumları ektiği de bir gerçek.
Yazarda genel olarak her şeye karşı bir ilgisizlik var bence. Kitabı okurken yalnız hissettiği ya da yalnızlıktan şikayet ettiği hissine kapılmadım. İnsanlara karşı bu kadar mesafeli durmasına rağmen, bu hissi vermemesi tuhaf .
Kendi adıma , keşke önce çürümenin kitabını okusaydım diyorum. O zaman bu kitap çok daha anlamlı ve anlaşılır gelebilirdi. Yazarın düşüncelerini hakkında, genel çerçeveye sahip olarak okumak, çok daha anlaşılır kılardı diye düşünüyorum. Çünkü bazı cümlelerde yazar neye dayanarak bunu söylemiş fikri oluşuyor. Yazarı birazda olsa tanırsak , cümlelerinin nasıl bir gaye taşıdığını daha iyi anlarız.
Aforizma nedir ne degildir ogrenmek icin alinmasi gereken bir kitap. Her aforizmasi uzerine saatlerce dusunebilirsiniz, Cioran bunlari yazmak icin sagligindan olmustur isin komik yani ise uzerine uzun zamanlar dusunup yazdigi kitaplarinin hicbirini hatirlamadan hayata yummus olmasi...
“Çekilip oyunu bırakmak niye? Hayal kırıklığına uğratacak daha onca varlık varken..."
Emil Michel Cioran

Kitap elimde ilerlemedi. İçimde bir burukluk ile yarım bıraktım kendisini. Belki benim için henüz zamanı değildi...
Belki başka bir zaman tekrar bir merhaba derim kendisine,
Belki daha hoş karşılar beni...
''Aşka, hırsa, topluma sırt çevirenlerden kendinizi sakınınız.
Vazgeçmiş olmanın intikamını alacaklardır...''
Don Kişot, kendine olaylar icat ediyordu -biz ise üzerimize gelen olayların elinden nasıl kurtulacağımızı bilemiyoruz

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Burukluk
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-975-342-038-9
Orijinal adı:
Syllogismes de L'Amertume
Çeviri:
Haldun Bayrı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
"Herşeyi yıktıktan sonra kendini de yıkmayan bir kitap, bizi beyhude yere azdırmış olurdu."

Kimi zaman ciddi, kimi zaman gülünç bir düşünce derlemesi olan Burukluk, ilk paragrafından son paragrafına aynı saplantıyı sürdürür: Hem kaygı hem gülümseme dolu bir şüpheyi muhafaza etmek.

İÇİNDEKİLER
Sözün Körelmesi
Uçurum Dolandırıcısı
Zaman ve Kansızlık
Batı
Yalnızlık Sirki
Din
Aşkın Canlılığı
Müzik Üzerine
Tarihin Başdönmesi
Boşluğun Kaynağında

Kitabı okuyanlar 198 okur

  • Sehoe
  • süleyman
  • Sylvette
  • Sena
  • SosyologÇa
  • Sâirfilmenâm
  • Ali
  • Gökçen Işık
  • Enes Kocabey
  • Pınar Cinisli

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.6
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%26.6
25-34 Yaş
%42.2
35-44 Yaş
%15.6
45-54 Yaş
%3.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%10.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%53.2
Erkek
%46.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.5 (19)
9
%26.1 (18)
8
%26.1 (18)
7
%14.5 (10)
6
%2.9 (2)
5
%1.4 (1)
4
%0
3
%0
2
%1.4 (1)
1
%0