1000Kitap Logosu
Burukluk
Burukluk
Burukluk

Burukluk

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.3
351 Kişi
1.254
Okunma
381
Beğeni
10,6bin
Gösterim
96 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 2 sa. 43 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Metis Yayıncılık · 22 Haziran 2021 · Karton kapak · 9789753420389
Orijinal adı
Syllogismes de L'Amertume
"Herşeyi yıktıktan sonra kendini de yıkmayan bir kitap, bizi beyhude yere azdırmış olurdu." Kimi zaman ciddi, kimi zaman gülünç bir düşünce derlemesi olan Burukluk, ilk paragrafından son paragrafına aynı saplantıyı sürdürür: Hem kaygı hem gülümseme dolu bir şüpheyi muhafaza etmek. İÇİNDEKİLER Sözün Körelmesi Uçurum Dolandırıcısı Zaman ve Kansızlık Batı Yalnızlık Sirki Din Aşkın Canlılığı Müzik Üzerine Tarihin Başdönmesi Boşluğun Kaynağında
6 mağazanın 5 ürününün ortalama fiyatı: ₺14,92
8.3
10 üzerinden
351 Puan · 69 İnceleme
180 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Xoşbəxtliyi hamı sevir, sən bədbəxtliyini sevə bilərsənmi?
Dörd divar fəlsəfəsinin görkəmli filosofları-- yalnızlığı, ümidsizliyi, inamsızlığı, çıxmazlığı hər zərrəsi ilə yaşayıb, hiss edən sizlər, başı həyat, sonu ölüm olan körpünün ortasında ilişib qalan, atdığı hər addımda büdrəyib yıxılmaqdan qorxan, xoşbəxtliyi ən uzaq bir xəyal kimi görən, gündüzlərini "yaşamağa" məcbur keçirib, gecələri ruhunu əsir alan tənhalığı ilə üzləşən, düşünən, düşünən, düşünən... İçində bir-birinə küskün olan tərəflərini heç vaxt barışdıra bilməyən, yastığı göz yaşlarına dəsmal olan, metroda, parkda, avtobusda təsadüfən rastlaşdığı insanlara baxışları ilə yalvarıb:   "Bax mən buradayam , mənim üzümdəki saxta təbəssümə aldanma, inan mənə, o təbəssümün altında nə qədər əziyyət, göz yaşı, yalnızlıq gizlənib, mən o təbəssümün altında gizlənməyə məcburam, yalvarıram sənə, məni o saxta təbəssümlə qiymətləndirmə, mənə kömək et" deməyə çalışan, qarşılığında gözlərinin içinə iki saniyə belə baxmaqdan aciz olan insanların etinasız göz süzdürmələri ilə qarşılaşan sizlər... Yazdıqlarımı tək sözlə ifadə etməli olsam, yəqin ki, bu, "BURUKLUK" olardı. Bəzi kitablar var ki, biz onları doğru zamanda oxumuruq, yanlış zamanda oxuduğumuz belə kitablar bizə "vaxt itkisi" kimi görünür. Emil Michel Cioran fəlsəfəsi ilə gec tanış oldum, amma yaxşı ki, belə oldu. Əgər bu kitabı bir neçə il öncə oxusaydım, mənim üçün bu qədər dəyərli olmazdı. Qısacası, "Burukluk" kitabı doğru zamanda oxuduğum doğru kitab oldu. Kitabları başa düşməkdən çox hiss etməyə üstünlük verən biri olduğum üçün, Cioran'ın bütün o "qarmaqarışıq" sözlərini qəlbimlə hiss edib, ağlımla dərk etməyə çalışdım. Cioran mənim bir çox şeyin fərqinə varmağıma kömək etdi: •Ümidsizliyimizin, yalnızlığımızın yaranmasında bir çox insanın əməyi olduğu danılmazdır, amma bizim rolumuzun az olmadığı da bir həqiqətdir. Vacib olan isə, bizə məxsus olanı sevməkdir, bu yalnızlığımız olsa belə. Yəni: "Derin" olmak kolaydır: kendimizi kusurlarımızın içinde boğulmaya bırakalım yeter. • İntihar heç vaxt problemlərin həll yolu ola bilməz. Cioran'ın bu pessimist fəlsəfəsində intihara  "ümidsizcəsinə" qarşı olmasına heyran qaldım. "İntihara meyilli olmak, yasalara saygılı pısırık katillere mahsustur, öldürmekten korktuklarından, kendilerini yok etmeyi düşlerler, cezalandırılmayacaklarından emin olarak..." • Nifrət duyğuların ən güclüsüdür. Fərqindəyəm, bu çox klişə bir sözdür. Amma bir o qədər də doğrudur. Bir insana nifrət edərək fərqində olmadan o insanla aramızda çox güclü bir bağ yaradırıq. Sevgidən belə güclü olan bu bağ, sevginin əksinə, bizə daha çox ziyan edir. "İnsanlara duyduğum nefretin azaldığına, dehşete düşmüş bir halde şahit oluyorum; beni onlarla birleştiren son bağın gevşemesine..." Yazacaqlarım bu qədər, əgər öz yalnızlığınızı, ümidsizliyinizi sevmək istəyirsinizsə, bu kitabı oxuyun. Xoş mütaliələr!
Burukluk
8.3/10
· 1.254 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
65
Mustafa A.
Burukluk'u inceledi.
96 syf.
·
Beğendi
Kitabı bitirdiğim zaman kendime şu soruyu sordum: Cioran, beni karanlık bir tünele mi itti, yoksa karanlık bir tünelde olduğumu mu gösterdi? Burukluk benim için cevaplardan ziyade ardından bolca sorular sorduran bir kitap oldu. Burukluk, E.M.Cioran'ın aforizmalarından derlenen bir kitap. Aforizma, basit bir tanım olarak, az söz ile çok anlam ifade eden düşünceler demek. Bu özelliği ile aforizmalar şiire benzetilebilir. Yani aforizmalara filozofların şiirleri de diyebiliriz. Yazarın, az söz ile çok şey anlattığı aforizmalarına geçmeden önce çocukluğundan biraz bahsetmek istiyorum. Cioran'ı, daha doğrusu onun kasvetli anlatımını, karamsarlığını ve kötümserliğini anlamak için çocukluğunu bilmek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü çocukluk, insan hayatı ile ilgili sırları veren en önemli dönem. Hepimiz çocukluktaki izlerimizin üzerinde gezeleriz yaşamımız boyunca. Yazar, 1911 yılında Romanya'da dünyaya geliyor. Babası papaz, annesi ise bir tanrıtanımaz. Cioran'ın bu iki zıt kutup arasında kalması, düşüncelerinin normal insanlara göre farklı ve çok yönlü olmasını sağlıyor. Ayrıca ömrü boyunca, inanmadığı bir Tanrı ile mücadelesinin sebebinin de anne ve babası arasındaki bu zıtlık olduğunu düşünüyorum. Kendisi, çocukluğunun mutlu geçtiğini ifade ediyor ama "Bunun tek sorumlusu hafızamın sakatlıklarıdır." diye de ekliyor. Hayatındaki ilk dönüm noktası, ailesi tarafından yatılı bir okula verilmesi oluyor. O günden sonra anne ve babasından nefret etmeye başlıyor. Belki de insanları sevmemesinin ve onlara güvenmemesinin temelinde de bunlar yatıyor. Yatılı okulda ilk deneyimleri can sıkıntısı ve yalnızlık olan yazar bu dönemde Dostoyevski ile tanışıyor. Dostoyevski onun en büyük yoldaşı oluyor. Yatılı okula verilmesi ile birlikte çocukluk kapısı yüzüne kapanıyor ve kendi içine doğru bir yolculuğa başlıyor. Hayatındaki ikinci dönüm noktası ise yirmili yaşlarda başlayan uyuyamama hastalığı oluyor. Kendisi bunu, bir insanın başına gelebilecek en büyük dram olarak nitelendiriyor ve bu hastalık hayatının sonuna kadar devam ediyor. "Uyku ile geçen gecenin sonrasında sabah uyanan birinde bir şeye başlıyor olma yanılsaması vardır. Ama sizi bütün gece uyku tutmadıysa hiçbir şeye başlamazsınız. Hiç uyku uyumayan biri için gece ile gündüz arasında fark yoktur. Bir türlü bitmek bilmeyen zamandır bu." Hayatındaki bu iki dönüm noktası olay, Cioran'ın düşünce yapısını oldukça etkilemiş olacak ki, Buruklukta ve diğer kitaplarında geçen belli başlı temalar şunlar olmuş: yalnızlık, can sıkıntısı, bunalım, boşluk duygusu, sessizlik, hiçlik, intihar saplantısı ve Tanrı/sızlık. Cioran ile akla karamsarlık ve kötümserliğin gelmesi çok normal ama yazar bunları birer olumsuzluk olarak görmüyor. Yalnızlığını, can sıkıntısını ve ümitsizliğini seviyor. Daha doğrusu bunları kabullenmiş. Yirmi yaşında -kendine göre- bütün gerçekleri görüp pes etmiş. Aforizmaları ise bu kabullenişliğin bir feryadı aslında. "Altmışıma kadar bildiğim şeyler yirmisinde öğrendiğim şeylerdi. Bir ömrün, bir arayışın boşuna geçen kırk yılı." Gelelim Cioran ve intihar saplantısına. Yazar, "Yaşamak, savaşı kaybetmektir." derken intiharı bir zafer olarak görüyor. Ömrü intihar düşüncesi ile birlikte geçmiş ama bu düşüncenin kendisini yaşama bağladığını söylüyor. " Sadece canım isteyince ölmek elimde olduğu için yaşıyorum. İntihar fikri olmasa, kendimi çoktan öldürmüş olurdum." Yani intiharı cebinde bir koz olarak ömrünün sonuna kadar taşımış. Cioran kendisini nihilist olarak değil bir redçi olarak tanımlıyor. Bazı yerlerde inkarcı ve isyancı olarak tanımlansa da, bana göre isyancı da değil. Çünkü isyancı bir soruna çözüm bulmak için isyan eder. Cioran sorunlarına bir çözüm aramadığı gibi onlarla barışık bir halde yaşıyor. Cioran'ın bazı alıntılarının anlamsız ya da eksik anlam taşımasının sebebi genellikle çeviri kaynaklı oluyor. Çünkü yazar Fransızca olarak yazdığı eserlerde retorik bir dil kullandığı için bunun başka dillere çevrilmesi zor. Tıpkı retorik bir dille yazılan divan edebiyatı şiirlerinin başka bir dile çevrildiğinde anlamını yitirmesi gibi. Öğrendiğimde şaşırdığım bir bilgi ise Cioran'ın Almanya'da öğrenciyken Hitler hayranı olması ve onun için faşist gazetelere güzellemelerde bulunması oldu. Almanya'dan sonra Romanya'ya dönen Cioran yine aynı şekilde Nazivari bir oluşum olan Demir Muhafızlar'ı da desteklemiş. Ayrıca yazarın aynı dönem antisemitist açıklamaları da var. İlerleyen yıllarda bu faşist düşüncelerinin değişip değişmediğini dair ise bir bilgi bulamadım. Burukluk bende nasıl bir etki yaptı? Buna yine yazarın kendi alıntısıyla cevap vermek istiyorum. "Her şeyi yıktıktan sonra kendisini de yıkmayan bir kitap, bizi beyhude yere azdırmış olurdu." Son olarak, sitede hala kitabı okumayıp, okumayı düşünenler var ise onlara şöyle seslenmek istiyorum: Düşünsel anlamda farklı, yıkıcı ve sarsıcı bir yolculuğa hazır olun.
Burukluk
8.3/10
· 1.254 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
30
185
Shindar
Burukluk'u inceledi.
96 syf.
·
29 günde
·
8/10 puan
Buruk bir hayat
Burukluk İşte gelmiş geçmiş en karamsar filozofun yaşam enerjinizi sömürecek aforizmalarının toplandığı kitabı. Aslında filozof bizi alıp karanlık bir tünele sokmaktan ziyade bize zaten karanlık bir tünelde olduğumuzu hayata karşı yakınmalarıyla önümüze koyuyor. Peki ne oldu da Cioran Nihilist Cioran oldu. Bunun sırrı tahmin edeceğiniz üzere hayatının devamı üzerinde silinemez yaralar bırakan çocukluğu ile ailesine duyduğu nefret. Öyle ki bir çocuğun ailesine olan güveni yıkılınca Aslında tüm hayata karşı güvenini yitirdiğini Cioran'ın fikirlerini oluşturan hayatıyla anlayabilmekteyiz. Cioran papaz bir baba ile Tanrı tanımaz bir annenin oğlu olarak dünyaya geldi. Her ne kadar çocukluğunun mutlu geçtiğini söylese de bu ailesinin onu yurda yerleştirmesi ve orada bir çocuğun kaldıramayacağı yükleri yüklenmesine neden olan ailesi ve onlara olan nefreti ile sadece çocukluk mutluluğu değil hayatın da sevincini almasına neden olan dönüm noktası olur. Sonrasında Cioran hayatın anlamsızlığı ve hiçliği ile acı bir şekilde yüzleşmiş olur. Nihayetinde  bir nihilist doğmuştur. Cioran yaşamı boyunca anne babasının ona bıraktığı gibi Tanrıyla kavga içinde. Nitekim bir sözünde " bu dünya, bir inanç ya da bir fikir uğrunda tek bir kurban bile vermeye değmez." Diyerek inançların ve fikirlerin uğrunda savaşmaya değmediğini, insanın önce fikri ortaya attığını ve beraberinde kendi ölüm nedenlerini bulduklarını söyler. Peki bir nihilist neden yaşar, madem hayat amaçsız ve rastgele oluşan olaylar bütününden ibaret, neden hayatta kalmaya devam ederiz? Cioran şu şekilde açıklar: "yaşamaya neden devam ettiğimi bilmiyorum ve buna karşın yaşamakta neden bu kadar diretiyorum? bu sorunun cevabı muhtemelen, hayatın içindeki irrasyonel özün ortada herhangi bir neden yokken onu korumasında yatıyor." Diyerek yaşamak için bir amacının olmadığını ve bunun biyolojik bazı nedenlerden dolayı beynin karar verme mekanizmasından bağımsız bir şekilde oluştuğunu dile getirmiştir. Çoğu fikrine katılmakla beraber,  ben hayata karşı bu kadar umutsuz değilim. Belki de anlamsız boş bir çaba ama bakmayı bilirsek belki de kimseye verilmemiş bir şans olarak değerlendireceğiz. Düşünsenize sonsuz karanlık içerisinde bir kıvılcımı yaşıyoruz, neden onu da yaşamamayı seçelim ki, neden elimizdeki tek meşaleyi sönecek diye yakmayalım?
Burukluk
8.3/10
· 1.254 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
15