Orada mısın, Şeytan? Benim ben, Madison. Sakın ha Cehennem' den hoşlanmadığım gibi bir izlenime kapılma, hayır, gerçekten, şahane olmuş. Sahiden, kaynar kusmuk denizini karıştırmak, kabartmak, leş gibi kükürt kokusunu yaymak ve kapkara sinek ordusunu ortalığa saçmak için çok uzun zaman dişini tırmağına takip çalıştığın belli.
Orada mısın, Şeytan? Benim ben, Madison. Şimdi geldim buraya, Cehennem' e; ve belki de aşırı doz marihuanadan ölmek dışında hiçbir şey benim hatam değil. Belki de şişman...gerçek bir domuzcuk olduğum için düştüm Cehennem' e. Kendine saygın yeterli olmadığı için Cehennem' e gidilebiliyor mu bilmiyorum ama ben bu yüzden buradayım. Keşke yalan söyleyip, sarı şaçlarım ve iri göğüslerimle bir deri bir kemik olduğumu anlatabilseydim sana. İnan bana, şişmanım ama çok iyi nedenlerim var bunun için.
Bazen bütün hayatın boyunca tanıdığın biri artık sana o kadar da tanıdık gelmez. Aksine, tuhaf ama şahane bir şekilde yabancıdır. Tıpkı ömrün boyunca ziyaret ettiğin kumsalın bir gün kum yerine elmaslarla dolu olduğunu keşfetmen gibi. Seni güzellikleriyle büyülerler.
Hiçbir şey zekâyı tutkulu bir kuşku kadar bileyemez. Hiçbir şey olgunlaşmamış bir zihnin bütün olanaklarını karanlıkta kaybolan bir iz kadar harekete geçiremez.