Kant'ın teşhisini anımsarsak, mutluluk, aklın değil hayal gücünün bir idealidir. Ayrıca Kant şu uyarıda da bulunmuştu: "İnsanlık denen çarpık çurpuk malzemeden dümdüz bir şey yapılamaz." Görünen o ki, John Stuart Mill uyarısında, bu iki hikmeti birleştirmişti: Kendinize mutlu olup olmadığınızı sorduğunuz anda, artık mutsuzsunuzdur... Muhtemelen antik bilgeler de bu kadarından şüphe etmişti, ancak dum spiro, spero (nefes aldığım müddetçe umudumu yitirmeyeceğim) ilkesinin kılavuzluğunda, sıkı çalışma olmadan, yaşamın yaşamaya değecek hiçbir şey ortaya koymayacağını ileri sürmüşlerdi. Anlaşılan o ki iki binyıl sonra bile, bu önerme güncelliğinden hiçbir şey kaybetmemiştir.
Saat gece yarısını vurunca evren sona ermiyor elbette. Zaman alışıldık nihilizmiyle ilerliyor, hepimizi biçiyor; yaşama tercihimize ağzımızı hayretten açık bırakacak kadar kayıtsız. Kurşunu sıkıp yere deviriyor bizi. Bir salise sonra milenyum geçip gidecek ve Dünya'daki insanlar enerjisine gem vurdukları bahtsız bir yıldızın iliğini kemiğini kurutmaya devam eden mekanik dış iskeletli-sibernetik-makine-ölümsüz- insansonrası varlıklara dönüşmüş olacak.