Çünkü itiraf etmemek, itiraf edip de ceza almaktan daha büyük bir azap onlar için. Aslına bakarsan hala anlayamadığım şey, insanın tehlikesini bilerek bir suçu işledikten sonra itiraf etme cesareti bulamayışıdır. İtirafı engelleyen bu basit korkuyu her türlü suçtan daha zavallıca buluyorum.
Korku tüm varlığını kemirerek boşaltmış, bedenini zehirlemişti.Irene içten içe, bu hastalığın artık görülebilir bir acı, insanların acıma duyabileceği gerçek, somut bir dert olarak dışa vurmasını istiyordu.
Fazla iyiliğiyle, Irene’nin hayatının içine hapsettiği uyuşturucu rahatlıkla bunda kendi payının da bulunduğunu görebilir miydi? Kendisiyle ilgili bir olayda da adil bir yargılayıcı olabilir miydi?