Zehra Erbaş

Bu dünya zulüm dünyası oldukça, böylece de kaldıkça milletin gözü eşkıyalığa bulaşmış, haksızlıklara, zulme dayanamadıklarına inandıkları kişilerin üstünde olur her zaman.
Reklam
Bu da bir çeşit eşkıyalık olurdu...
Ama bu Arif Saimle Kılıç Ali yakamı bırakmadılar. Aman sana çiftlik, aman sana mülk... Aman ha aman... Niçin kabul etmedin ki? Bu da bir çeşit eşkıyalık olurdu, başka bir biçimde eşkıyalık... Niçin veriyorlardı bana o malı mülkü, ben ne yapmıştım ki... Birkaç kurşun yakmıştım Fransıza karşı öyle mi, bizim candarmalara karşı yakacağımız o birkaç kurşunu düşmana karşı yakmıştım. Benim işim eşkıyalıktı, ha şuna sıkmışım kurşunu, ha buna...
Ne olmuştu ona da, dünyadan böyle elini eteğini çekmiş, etliye sütlüye karışmaz olmuştu?
Şu düşmana karşı kurtardığımız vatanı payimal ettiler.
Ama büyülü ormanda nereye giderlerse gitsinler, küçük bir çocuk ve ayısı her zaman birlikte oynayacaklar.
Reklam