Hayır bir de tekrar, tekrar ve tekrar yaşasam, üç değil otuz üç kez yaşamış olsam bu anı ne değiştirir ki? Ben yine aynı heyecanı yaşıyor olurum. Yine gözlerindd kaybolurum. Yine aldığım her nefeste seni solurum. Her seferinde baştan başlasak, aramızda kilometreler de olsa ben yine seni bulurum.
Kaldırıma oturduk. Uzun uzun sustuk. İki insanın konuşmaya ihtiyaç duymadan yan yana oturması aşkların en güzeli. Konuşmak isteyip de konuşamıyorsan, o sessizlik boğar insanı. Ama Leyla ve ben bu sessizlikte can bulduk. İkimiz de bu sessizlikten memnunduk. Ta ki benim karnım guruldayana kadar.
"...dünyanın sonuyla ilgili bi' şey söylemediler. Tüh! Görüyo musun bak hazırlıksız yakalandık."
"N'apacaktın acaba hazırlık olarak helallik mi alacaktın milletten?"
"Yok oğlum ya bu dükkânda Pirıngıls, Tobleron filan satıyorum ama tadına bile bakmışlığım yok hiç. Onlardan açar yerim."
İlla bağıra çağıra haykırmak mı gerekir sevdiğini? Gösterişli hediyelerle ya da şaşalı cümlelerle süslemek mi gerek sevgiyi? Ne gözlerine bakıp söyleyebilirim ne de pazarlayabilirim ben sevdiğimi.