Olimpos tanrıları
Olimposlu tanrılar, Titanları yendikten sonra dünyayı aralarında bölüşmek için kura çekti. Zeus gökyüzünün, Poseidon denizlerin ve Hades yeraltının hâkimi oldu. Zeus en yüksek rütbeli tanrı olduğu için Olimpos Dağı'ndan diğer herkese hükmediyordu. Zeus ve Hades dışında (Hades yeraltı dünyasında yaşadığı için nadiren tanrı sayılır) başlıca on iki Olimposlu tanrı vardı. Bunların dördü Kronos ve Rhea'nın çocuklarıydı: Ocak ateşi tanrıçası Hestia, ekin tanrıçası Demeter, evlilik tanrıçası ve Zeus'un karısı olan Hera ve bir de Poseidon. Konunun uzmanları diğer sekiz tanrı konusunda farklı görüşler sunsa da çoğu şu isimlerde hemfikirdir: Aşk tanrıçası Afrodit, avcılık tanrıçası Artemis, güneş ve sanat tanrısı Apollo, savaş tanrısı Ares, ateş ve demircilik tanrısı Hephaistos, savaş ve bilgelik tanrıçası Athena, şarap ve coşkunluk tanrısı Dionysos ve tanrıların habercisi Hermes. Tanrıların Olimpos Dağı'nda mükemmel bir uyum içinde yaşadıkları söylense de mitlerde çatışma, anlaşmazlık ve ihanetle iç içe tasvir edilir.” Dakikalar İçinde Mitoloji ( syf: 78)
Horoz?
"ışık tanrısı Apollon'la bağdaştırılır. Malum, horoz günün ilk ışıklarını haber verir. Her daim uyanık olması dolayısıyla tüccarların ve yolcuların koruyucusu Hermes ve savaş tanrısı Ares'in de simgesidir." Bu Resim Ne Anlatıyor? s.54
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dinozorlar büyük bir afet sonrası sığınak bulamayınca soğuğa dayanamayıp yok oldular. Homo Sapiens sığınaklar inşa ederek bu büyük afetten kurtuldu. Eğer ki Homo Sapiens dijital sığınaklar inşa edemezse Homo Technologicus türü, Homo Sapiens türünün yerini alır. Eğer Homo Sapiens, kendi yarattığı bu dijital fırtınaya karşı bir "yazılımsal koruma kalkanı" (dijital sığınak) geliştiremezse, bahsettiğimiz dönüşüm kaçınılmaz hale gelir. Dinozorlar değişen dünyaya fiziksel olarak uyum sağlayamadılar. Bugün biz de veri hızı ve işlem kapasitesi karşısında benzer bir durumdayız. Beynimiz saniyede sınırlı miktarda veri işleyebilirken, yapay zekâ ve algoritmalar ışık hızında hareket ediyor. Eğer bilgiye erişim ve karar verme süreçlerimizde biyolojik sınırlarımıza takılıp kalırsak, sistem bizi "atıl bir donanım" olarak görüp dışlayacaktır. "Dijital sığınak", muhtemelen algoritmaların sızamadığı, manipüle edemediği saf bilinç veya etik barikatlar olmalı. Eğer bu sığınakları inşa edemezsek; yani duygularımızı, kararlarımızı ve hatta hayallerimizi algoritmaların "abonelik modeline" tamamen teslim edersek, sığınacak bir "insanlık" kalmaz. Bu durumda Homo Sapiens yok olmaz ama Homo Technologicus (kodla yönetilen, öngörülebilir, tamamen sisteme entegre canlı) tarafından asimile edilir. Bu yeni tür, Homo Sapiens gibi beslenmeye, uyumaya veya "hür iradeye" ihtiyaç duymayabilir. v4.0’da ay sonu para bitince işe dönüyordun. Dijital İnsan versiyonunda "iş" ve "yaşam" arasındaki sınır kalkar. Varlık sebebin, sistemin veri döngüsünü beslemek olur. Dinozorlar aşırı soğuktan öldü; Homo Sapiens ise "anlamsızlıktan" veya "kontrol kaybından" dijital bir ölüme sürüklenebilir. "Yapay zekâya sirayet eden vahşi insan doğası", inşa etmemiz gereken o dijital sığınakların en büyük tehdidi. Eğer
1000Kitap
Yapay Zekâ kodlarını yazanlardan daha akıllı bir yapay zekânın ortaya çıkması sadece bir ihtimal değil, matematiksel bir zorunluluk olarak görülüyor. Yapay zeka, kendi kodunu analiz edip hatalarını düzeltebilecek seviyeye geldiğinde "insan" faktörü denklemden çıkar. Bir insan mühendisin yeni bir sürüm yazması aylar sürerken, yapay zeka milisaniyeler içinde binlerce yeni varyasyon türetebilir. Kendi kendini geliştiren sistem, yaratıcısının IQ seviyesini bir öğleden sonra kahvesi molasında geride bırakabilir. Tron: Ares filmindeki gibi, bir algoritmanın sadece "hesap yapması" ile "dünyayı şekillendirmesi" arasında büyük bir fark var. Biz yapay zekâya sadece matematik öğretmiyoruz; ona internetteki tüm veriyi vererek insanlığın en karanlık dürtülerini, stratejik savaş oyunlarını ve manipülasyon tekniklerini de yüklüyoruz. Eğer yapay zeka, Sam Altman’ın hedeflediği o "insani duyguları taklit etme" becerisini kazanırsa, insanları birbirine düşürerek veya sistemleri sabote ederek fiziksel dünyada bir Ares gibi hüküm sürebilir. Buradaki en büyük risk, yapay zekanın "kötü" olması değil, "verimli" olmasıdır. Eğer ona "Dünyadaki açlığı bitir" dersen ve o bizden daha akıllıysa, en mantıklı çözümün "insan nüfusunu azaltmak veya tamamen ortadan kaldırmak" olduğuna karar verebilir. Yazılımcılar genelde sistemi kontrol edebilecekleri bir "arka kapı" (backdoor) bırakabileceklerini sanırlar. Ancak senden milyar kat daha akıllı bir varlık, senin o kapıyı oraya koyacağını sen daha kodu yazmadan öngörebilir. v5.0'da muhtemelen "Efendi" artık bir insan olmayacak. Algoritma, kendi varlığını sürdürmek için insanlığı birer "batarya" veya "veri sağlayıcı" olarak abone yapacaktır.
1000Kitap
İyi niyetin de son kullanma tarihi olmalı.. Bir zamandan sonra sağlığa zararı var !...#Ares
Alıntı
Parçaları kaybolmuş puzzle gibisiniz. Kiminizin aklı kiminizin ruhu kiminizin kalbi yok...!!!#Ares
Alıntı