Kur'an yorumunda ismet (hatasızlık ve yanılmazlık) şartı yoktur. Zaten böyle bir şart olsaydı hiçbir beşerin Kur'an hakkında yorum yapabilmesi caiz olmazdi. Ancak beşerin Kur'an ile yorum düzeyinde ilişkisi "takati nispetinde murad-ı ilahiyi anlama gayreti"dir. Takatin yetmediği yerlerde Allah'ın ihlas ve gayretle çalışan yorumcuyu mazur görmesini umarız.
Kur'an'ın yorumunun değişmez evrensel bir gerçeklik ifade etmesi gerekmiyor. Maalesef Kur'an'ın bizzat kendisi ile Kur'an'dan bizim anladıklarımız arasındaki ayrım dindar zihinlerde yeterince yerleşmiş değil. Yorum kabiliyetimiz Kur'an'ı %100 anlamaya yeterli gelmez. Beşerin yapmaya çalıştığı şey bilgileri ve kabiliyeleri nispetinde Kur'an-ı Kerim'i anlamaya çalışmaktır. Beşerin bilgisi durağan olmadığı için dün yanlış anladığı Kur'an'ı bugün daha doğru anlayabilmesi mümkündür. Bugün daha doğru anladığını düşünürken yarın yanlış olduğunu fark edip doğru gördüğü görüşe gitmesi de mümkündür.
Bilimsel metod dünyaya belirli kazanımlar getirmiş, önemli teknolojik sonuçlar doğurduğu gibi doğayı anlamak konusunda ciddi gelişmeler sağlamıştır. Biz batının zulümlerinden nefret etmemize rağmen bu nefretimiz bilimsel metodun kendisine yönelmemelidir. Onlarla mücadele ediyor olsak dahi işlevsel kazanımlarını kullanmaktan ve devşirmekten çekinmemeliyiz.
Selamun aleyküm, bugün babannemi Hakk’a uğurladık… Rabbim rahmetiyle muamele etsin, mekânını cennet eylesin. Dualarınızı eksik etmeyin, onun da bizim de çok ihtiyacımız var