Ya ben? Ben, hem acı çekiyor, hem yaşamıyorum. Denklemin bilinmeyeni benim. Her şeyin başını sonunu kaybedip sonuçta adını bile yitiren bir hayaletim...
İşte böylece, dişimi sıkarak olaylar uğruna çalışıyor, emir altında akıl dışı işler yapıyorum. İnsanlar,inkâr edilemez zekâlarına rağmen bu komedyayı ciddiye alıyorlar. Kötülük bunda zaten. Tabii acı çekiyorlar... Ama... hiç olmazsa yaşıyor, gerçek, düşsel olmayan bir hayat yaşıyorlar, çünkü hayat aslında acı demektir. Acısı olmasa zevki de olmazdı; her şey sonu gelmez bir övgü ayinine dönerdi
Gerçekten, erdemin ne olduğunu söyleyebilir misin Aleksey? Benim erdem anlayışım başka, Çinlininki başka; șu halde değişken bir șey... Öyle değil mi? Yoksa değişmez mi dersin? Haince bir soru! Bunu düşünerek iki gece uykumdan olduğumu söylersem gülme bana. Bu aralık insanların bu konularla ilgilenmeden nasıl yaşayabildiklerine şaşıyorum.
Şu anda ve her zaman "varım" diyebilmek için dünyanın bütün acılarına göğüs gerebileceğimi sanıyorum. Çeşit çeşit azap içinde, "varım!" diyeceğim; işkenceden kıvranırken gene, "varım!" İşkence masasında da, "varım"; güneşi görüyorum, görmesem de varlığını biliyorum. Güneşin varlığını bilmek bile yaşamaktır. Ah Alyoșa, meleğim, çeșitli felsefeler mahvediyor beni, kör olasılar!