Arhez

ne de harika şeyler inşa ediyoruz böyle!
İnsan işi kendisini bile malzeme olarak kullanmaya kadar götürüyor dostlar ve evet, kendisini de aynen bir ev gibi inşa ediyor. Ya sizler, kendinizi bir şekilde inşa etmeden tanıyabileceğinize inanıyor musunuz? Ya da benim, sizi kendi bildiğim şekilde inşa etmeden tanıyabileceğime? Ya da sizlerin, beni kendi bildiğiniz şekilde inşa etmeden tanıyabileceğinize? Sadece biçim vermeyi başardığımız şeyleri tanıyabilir, bilebiliriz. Ama nasıl bir tanımak olabilir ki bu? Bir şeyin gerçekliği, bu şekille örtüşüyor olmasın? Evet, gerek ben gerekse sizler için geçerli bu; ama benim için olduğu şekilde değil sizin için: Öyle ya, ne ben kendimi sizin bana verdiğiniz biçimde ne de siz kendinizi benim size verdiğim biçimde tanıyabilirsiniz; hiçbir şey, herkes için aynı olamaz; her şey, her birimiz için sürekli değişebilir ve nitekim değişmektedir de. Böyle olmakla beraber, bunun -yani kendimize, başkalarına ve nesnelere vermeyi başardığımız anlık biçimlerin- dışında başka bir gerçeklik de yok. Benim sizin gözünüzdeki gerçekliğim, sizin bana verdiğiniz biçimden ibaret, ama bu yalnızca sizin gerçekliginiz, benimki değil; diğer yandan sizin benim gözümdeki gerçekliğiniz, benim size verdiğim biçimden ibaret, ama bu yalnızca benim gerçekliğim, sizinki değil; ve benim için tek gerçeklik ise, benim kendime vermeyi başardığım biçimden ibaret. Bunu nasıl mı yapıyorum? Dedim ya, kendimi inşa ederek.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Büyük bir olasılıkla ağaçlar düşünmüyor; hayvanlar ise -yine büyük bir olasılıkla- mantık yürütme yetisine sahip değiller. Peki ya düşünebilseler ve konuşabilselerdi -Tanrı göstermesin!- kim bilir neler söylerlerdi gölge yapsınlar diye şehrin orta yerine diktiğimiz şu zavallıcıklar?
... bu ilginç olayın nedenlerini, ikinci sınıf bir fizik profesörünün açıklamaları sayesinde dahi kavrayabileceğinizi bilin lütfen. Peki ya nedenlerinin nedenlerini kim açıklayacak?
“Şu insanoğluna bak sen, gücü neler de yapmaya yetiyor! Dağı oyuyor; oradan taşları çıkarıyor; taşları kesip biçim veriyor; sonra onları üst üste koyup duvar örüyor ve bir bakıyorsun, dağdan kopardığı o parça, bir eve dönüşüvermiş,”
Bir dakika önce, yani bu olay başınıza gelmeden önce başka biriydiniz; hatta yalnızca bir değil, yüz, hatta yüz bin başka kişiydiniz. Nitekim bunda şaşılacak hiçbir şey de yok. Daha ziyade, bugün olduğunuz kişinin, bugünden yarına aynı kalacağından ne kadar emin olabileceğinizi düşünün derim.