Bilmiyorum gitmek işin zor yanı mıydı, kolay yanı mı? Kolay olmadığını anladım gitmelerin. Hesaplaşması varmış, dönmek isteyip de dönememesi, yüreğinde uzayıp giden gurbetleri varmış. Kendini suçlarmış insan, vicdanı rahat bırakmazmış onu. Dışarıdan göründüğü gibi kolay bir iş değilmiş çekip gitmek... Üstelik insan gittiğinde iki kişilik bir bedel ödüyormuş, anladım.
İnsan, iyiliği çabuk unutur ama kötülüğü unutmaz, biriktirir. Eğer bu denli unutkan olmasaydı, her insan kaderinde iyiyi de kötüyü de yaşananın yeri olduğunu görebilecekti.
Ve siz, nasıl oluyor da sadece normal, olumlu çıkarların başka bir deyişle, yalnız mutlu bir yaşamın insanın yararına olabileceğini, böylesine böbürlenerek söyleyip, kesin emin olabiliyorsunuz? Akıl, çıkarlar konusunda yanılıyor olamaz mı? Belki de insan yalnızca mutlu bir yaşamı sevmiyor. Belki acıyı da bir o kadar seviyordur. Dahası, belki de acı çekmek mutlu bir yaşam kadar onun için yararlı olabiliyor. İnsanın kimi zaman tutkuyla acı çekmeyi sevdiği tartışılmaz bir gerçek.