Hiçi hiçe sayan âriftir...
Sarılabilir miyim yıkık gövdene bir an Şikayetten arınmış ey kurtlanmış çerçeve Efsunlu bir hikaye anlatmak için zaman Delik deşik eyledi döndüm harabe eve Bir küçük hatrım varsa yakmayabilir misin
Reklam
إِلَّا مَنۡ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلۡبࣲ سَلِيمࣲ “Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka.” [Şuara:89] "Bu ne azîm bir ayettir. Sanki Allah, üzerinden günlük olarak kendini kanıtlama yükünü kaldırıyor; seni kıyaslamaların acımasızlığından, makam yarışından ve sosyal rollerin takıntısından özgür kılıyor. Allah, sana ne öz geçmişini sorar ne de insanların zihinlerindeki imajını. O’nun sorduğu tek bir soru var ki, dünya sorularının hiçbirine benzemez: 'Sen hangi kalple geldin?' Allah’ım! Senden, dünya hayatını kendisiyle yaşayacağımız ve huzuruna onunla döneceğimiz, daima ve ebediyen selim bir kalp dileriz."
Yanında zayıf davranabileceğim kadar seviyor musun beni? Herkes gücü sever, ama sen beni zaaflarımla seviyor musun? Asıl sınav budur. Yitirebileceğim her şeyden arınmış olsam, yalnızca ömür boyu sahip olacağım şeyler için sever misin beni?
O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah’a arınmış bir kalp ile gelenler fayda görür. Şuarâ Suresi, 88-89
Din
Gitmez bu böyle, bu böyle yürümez! Bir gün Durulur bu çalkantı, doğarsın güneşe. Bakarsın gökyüzü eski bir resim gibi Pencerede yeniden ve kitap masada, Tasaların, kaygıların yunmuş, arınmış, Peşkirin, çarşafın, gömleğin yanı sıra Uçuşuyor çırpına çırpına rüzgârda. Nerdesin alın teriyle gülen aydınlık, Nerdesin güzel kokularla dolu gece! Oktay Rifat
Reklam
Reklam