Mai✎

Mai✎
• Belirli bir zaman diliminde yolcu. ° Her şey zıddı ile kâimdir. • ”La muerte existe, y crees que puedes volver de cualquier lugar.” ••youtu.be/CYuAoMECQ8E
@mvklbk·
·
sabitlendi
Cahit Zarifoğlu
"Kalbinizi ve sesinizi yumuşatın."
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Brayer'den: "Türklerde kibir ve gurur âdeta meçhuldür. Tabiatlarında, terbiye sistemlerinde kibir ve gurur hisleri dumura uğramıştır. Resmî alaylarda bile protokol subayları, padişaha 'Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var!' diye bağırırlar. Bu, çok eski bir Türk geleneğidir. Daima alçak gönüllü ve mütevazidirler. Gururları, biz Hıristiyanlara karşıdır. Kendi aralarında sade ve tevazu dolu insanlardır."
Sayfa 119·Kitabı okudu
Alıntı
Hayatı boyunca sadeliği benimsemiş, gösterişten süsten daima kaçınmış, hatta bir bayram sabahı cicilerini giyip el öpmeye gelen sevgili oğlu Süleyman'ı "Anаna giyecek bir şey bırakmamışsın be oğlum!" diyerek azarlamış bir padişah olan Yavuz Sultan Selim, İstanbul'a girişinde tezahürat filân istemiyordu. Bunu vezirlerine de söylemişti; ancak İstanbul halkının günlerdir bu anı beklediğini, aylardır zafer şenlikleriyle gece gündüz şehrin çalkalandığını, kendisine tezahürat yapılmasını engelleyemeyeceklerini bildirdiler. Son derece sıkılan Yavuz Selim, biz bunca meşakkate, alkış uğruna katlanmadık. Halis niyetimiz, rızayı İlâhîdir." diyerek, bir gün sonra merasimle girmesi gereken şehre, gece vakti, yanına sadece birkaç kişi alarak girdi. Bir sandalla karşıya geçti ve gizlice saraya yerleşti. Bugün her gittiği yerde tantanalı merasimlerle, âdeta "Mısır Fatihi" gibi karşılanan, daha doğrusu kendilerini karşılatanları ve alkışlatanları düşünüyoruz da, aradaki korkunç devlet adamlığı farkını görüyoruz... Gerçekten alkışlanmayı hak edenlerin alkıştan kaçması ne kadar tabiî ise, alkışı hak edecek hiçbir şey yapmayanların da alkışa susaması ve koşması o kadar tabiîdir. Bir tarafta gerçek büyüklüğün engin tevazuu, diğer tarafta "büyük görünme hırsının sahte tantanası vardır.”
Sayfa 90 - Mısır seferi sonrasında… / syf:89-90·Kitabı okudu
Alıntı
Yavuz Sultan Selim, vakit kaybını cinayetle eş tutan bir padişahtı. Bu bakımdan bir anını bile boş geçirmezdi. Etrafındakileri de buna alıştırmış, bu yüzdendir ki sekiz yıllık hükümdarlığa 80 yılın icraatını sığdıracak kadar büyük bir hız kazanmıştı.
Sayfa 87·Kitabı okudu
Alıntı
Mısır fethi sırasında ölen bir tüccarın muazzam serveti kayıt altına alınmış ve servetine el konulması yolunda Yavuz Selim'e defterdarlar tarafından bir takrir yazılmıştı. Bu takrir Yavuz'u çok kızdırdı. "Ölenin malı, mirasçılarınındır. Burası diyar-ı İslâm'dır." diye bağırdı. Ve takririn kenarına şöyle bir kayıt düştü: "Müteveffaya [ölene] rahmet, malına bereket, evlâdına afiyet, gammaza [ihbarcıya] lânet!”
Sayfa 84·Kitabı okudu
Alıntı