Mai✎

Mai✎
• Belirli bir zaman diliminde yolcu. ° Her şey zıddı ile kâimdir. • ”La muerte existe, y crees que puedes volver de cualquier lugar.” ••youtu.be/CYuAoMECQ8E
Tüm bunlara hayaldi, demek korkaklık olur. Çünkü değil Arthur. Birçok şey olabilirim. Ama korkak değilim! | Peaky Blinders: The Immortal Man
Film
Spoiler!.. Değerlendirme: Filmi izledikten sonra kendi kendime bir süre şu sorunun etrafında döndüm: Bu hikâye gerçekten devam etmeli miydi, yoksa sisin içinde bırakılmalı mıydı? Peaky Blinders dizisinin finalini düşündüğümde, aslında içimde hâlâ güçlü duran şeyin o belirsizlik olduğu kanaatine vardım. Tommy Shelby ölmedi. Yaşamayı seçmişti. Ama nasıl bir hayat süreceğini bilmiyorduk. Ben o açık kapının çok bilinçli bırakıldığını hissetmiştim aslında. Çünkü Tommy hiçbir zaman tamamlanmış bir karakter değildi. O, travma ile ayakta duran, suç ile kendini var eden, güç ile yaralarını örtmeye çalışan bir adamdı. Böyle bir karakter için net bir kapanış bana hep biraz fazla düzenli geliyor. Peaky Blinders: The Immortal Man ise o belirsizliğin içine girip boşluğu dolduruyor. İzlerken şunu hissettim: Evet, hikâye devam ediyor. Evet, teknik olarak mantıklı. Ama büyü biraz azalıyor. Çünkü benim zihnimde yaşayan Tommy ile ekranda gösterilen Tommy artık aynı değil. Ben açık uçlu finallerin daha güçlü olduğuna inanıyorum. Bunun nedeni romantik bir tercih değil. Psikolojik olarak da belirsizlik zihinde daha uzun yaşar. Kapanmamış hikâyeler insanın içinde dönmeye devam eder. Dizi finali tam olarak bunu yapmıştı. Tommy’nin yaşadığını biliyorum ama ne yaptığını bilmiyorum. Bu bilinmezlik, karakteri canlı tutar. Filmle birlikte o sis dağıldı. Sis dağılınca gerçek ortaya çıktı. Gerçek daha somut ama daha az gizemli. Yine de tamamen karşı değilim. Çünkü Tommy Shelby gibi bir karakter için sonuç üretmek de dramatik olarak anlamlı. Onun hikâyesi hep bedel, kader ve sonuç üzerine kuruluydu. Eğer yaşıyorsa, bir şey yapmalıydı. Sadece ortadan kaybolması onun doğasına ters gibi durabilir. Bu açıdan film mantıksız değil. Ama estetik olarak daha çarpıcı mıydı? Bundan emin değilim. Benim için en güçlü versiyon şu olurdu: Shelby yaşıyor, ama biz onun nereye gittiğini bilmiyoruz ya da ne yaptığını. O, İngiltere’nin puslu ufkunda kaybolmuş bir şekilde hayatına devam ediyor. Ne arındığını biliyoruz ne de yeniden suç dünyasına döndüğünü. O ihtimal aralığı bana daha güçlü geliyor. Sonuç olarak film kötü değil. Ama dizi finali zaten yeterince güçlüydü diye düşünüyorum. Açık uçlu kalması, Tommy Shelby’nin efsanesini daha uzun ömürlü yapardı. Çünkü bazı karakterler cevap olduklarında değil, soru olarak kaldıklarında ölümsüzleşirler.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
görüyorum ki site tefeülsüz kalmış… vahib ümmi halveti divanı, 93-520 sayfa aralığıyla karşınızdayım.
bir akşamüstü şarkısı
Müzik
* youtu.be/3RfGdKDWoLg?si=... 🎶 * The Devil's Advocate, 1997 veya 2022 yapımı Los Renglones Torcidos de Dios filmlerini izlemediyseniz eğer naçizane olarak önerebilirim, güzel yapımlardır.
Normalde vaktim olmuyordu hiç, vakt bulunca da ne izleyeceğimi bilemiyorum. Çok memnun oldum, teşekkür ederim, bakacağım :)
Lise bitti. İste hayat başlıyor.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Alıntı
Bu alıntıyı okuyunca içimde şöyle bir hissiyat uyandı: Lisedeyken bir hocamız bize şöyle demişti: "Şu anda gözünüzde büyüttüğünüz dertler, ileride karşılaşacağınız sorunların yanında çok küçük kalacak." O zamanlar bu söz bana garip gelmişti. Ama insan büyüyünce, bakış açısı da değişiyor; olaylara bambaşka bir pencereden bakmaya başlıyor. Şimdi dönüp baktığımda, hocamın ne demek istediğini anlıyorum. Gerçekten de zaman geçtikçe daha büyük zorluklarla karşılaşıyoruz. Yine de şunu da kabul ediyorum ki, o dönem yaşadığımız sıkıntılar o yaşa göre gerçekten ağırdı. Aslında söylemek istediğim şu: Hayat bizi olgunlaştırıyor olabilir, ama o zamanlardaki acı eşiğimizle şimdiki acı eşiğimiz bir değil. O günün yükü de bizim için büyüktü, bugünün yükü de.
Nergis Çiçeğinin Mitolojik Hikayesi
Narcissos bir peri ile insanın kendini beğenmiş oğludur. Dağ perilerinden Ekho ona aşık olur, fakat aşkını ifade etmesine imkan yoktur.
1000Kitap
"‎Doğru ile Yalan'ın Seyahati" ‎ ‎Doğru ile Yalan kendi başlarına seyahat ederlerken bir gün karşılaşmışlar ve artık birlikte dolaşmaya karar vermişler. ‎ ‎Doğru'nun seyahat nedeni, bazı müşterilerinin borçlarıymış. Yalan'sa kafasına göre dolaşıyor, insanlara umut, hayal, hayal kırıklığı dağıtıyormuş. ‎ ‎Birlikte dolaşmaya başladıklarında, nereye gideceklerine Doğru'nun karar vermesinde anlaşmışlar. Ama gittikleri her köyde kötü karşılanmışlar. Kimse yüzlerine bakmıyor, bazı köylerdense sopayla kovalanıyorlarmış. Sonunda Yalan dayanamamış, "Açlıktan, susuzluktan neredeyse öleceğiz. Sen iyi bir önder değilsin. Artık ben baş olayım" demiş. Doğru, çaresiz kabul etmiş. ‎ ‎Bir köye gelmişler. Yalan, bir ev görmüş. Yaşlı kadınlar hiç konuşmadan girip çıkıyorlarmış. Bu evde bir üzüntü yaşandığını hemen anlamış. Gerçekten de evin oğlu bir gün önce ölmüş. Bahçenin bir köşesinde yeni bir mezar bulunuyor, köyün kadınları gelip anneye başsağlığı diliyorlarmış. Yalan, üzüntülü bir ifade takınmış ve mezarın kenarına çömelmiş. Anne pencereden bu sahneyi görünce yanına gelip "Sen neden ağlıyorsun?" diye sormuş. ‎ ‎Yalan, üzüntülü ifadeyi hiç bozmadan konuşmuş: "Yeni ölmüş bir çocuğu yeniden hayata döndürmek için gelmiştik arkadaşımla birlikte ama gördük ki bu imkânsız..." ‎ ‎Anne çılgınca bir umutla Yalan'ın üzerine yürümüş ve "Neden imkânsız?" diye sormuş. ‎ ‎"Çünkü günlerdir yemek yemedik. Senin göremediğin bir cinim var, o da aç kaldı, hatta bu yüzden başka çocuklar da ölebilir..." ‎ ‎Anne sormuş: "Peki ya size güzel yemekler versem, oğlumu hayata döndürebilir misiniz?" ‎ ‎Yalan, Doğru'ya susması için işaret ederek, "Bizim işimiz ölüleri canlandırmak, bunun için geldik. Ama cinim çok yemek ister, o kadar yemek bulabilir misiniz?" demiş. ‎ ‎Acılı anne istenen her şeyi bulmuş. Yalan ile Doğru karınlarını doyururken onlara yaşlı kralın da öldüğünü, yerine oğlunun kral olduğunu haber vermiş. Sonra da "Tamam mı, cinin iyice doydu mu, şimdi oğlumu getirir misiniz?" diye sormuş. ‎ ‎"Tamam, iyice doydu" diye cevap vermiş Yalan. "Beni mezara götürün, sonra da krala haber yollayın ki ölüleri diriltenlerin burada olduğunu bilsin." ‎ ‎Kral haberi alınca çok şaşırmış, çevresindekiler hemen babasını dirilttirmesi gerektiğini söylemişler. Sarayda büyük bir heyecan başlamış. Bu arada Yalan, çocuğun mezarını tahta perdeyle çevirtip tek başına mezarın başında kalmış. Dışarıdakiler perdenin arkasından bazı fısıltılar işitmişler. Sonra Yalan başını perdenin üzerinden uzatarak anneye seslenmiş: ‎ ‎"Oğlun gelmeye hazır ama gelemiyor çünkü kralın babası elini tutmuş onu bırakmıyor. 'Dönersek birlikte döneceğiz' diyormuş. Çabuk gidin bunu krala söyleyin..." ‎ ‎Genç krala durumu anlatmışlar ama kral ve kraliçe, Yalan'ın tahmin ettiği gibi, baba kralın dönmesini hiç istemiyormuş. Bir haberci, Yalan'a kralın kararını bildirmiş: ‎ ‎"Baba kralı cennetteki yerinde rahatsız etmeyelim." ‎ ‎Durumu anneye söylemişler, kadıncağız ağlayarak evine dönmüş. Yalan'la Doğru da yola koyulmuşlar. Yalan yola çıkmadan önce tekrar bir güzel karnını doyurmuş ama Doğru'nun boğazından tek lokma geçmemiş. ‎ ‎Bir yol ayrımına geldiklerinde Doğru Yalanı durdurmuş,"Yalanla elde eden, doğruyla geri verir" demiş. ‎"Hiçbir önemi yok" diye cevap vermiş Yalan. İkisi ayrı ayrı yönlere gitmişler ve bir daha da hiç karşılaşmamışlar... ‎