"Doğru ile Yalan'ın Seyahati"
Doğru ile Yalan kendi başlarına seyahat ederlerken bir gün karşılaşmışlar ve artık birlikte dolaşmaya karar vermişler.
Doğru'nun seyahat nedeni, bazı müşterilerinin borçlarıymış. Yalan'sa kafasına göre dolaşıyor, insanlara umut, hayal, hayal kırıklığı dağıtıyormuş.
Birlikte dolaşmaya başladıklarında, nereye gideceklerine Doğru'nun karar vermesinde anlaşmışlar. Ama gittikleri her köyde kötü karşılanmışlar. Kimse yüzlerine bakmıyor, bazı köylerdense sopayla kovalanıyorlarmış. Sonunda Yalan dayanamamış, "Açlıktan, susuzluktan neredeyse öleceğiz. Sen iyi bir önder değilsin. Artık ben baş olayım" demiş. Doğru, çaresiz kabul etmiş.
Bir köye gelmişler. Yalan, bir ev görmüş. Yaşlı kadınlar hiç konuşmadan girip çıkıyorlarmış. Bu evde bir üzüntü yaşandığını hemen anlamış. Gerçekten de evin oğlu bir gün önce ölmüş. Bahçenin bir köşesinde yeni bir mezar bulunuyor, köyün kadınları gelip anneye başsağlığı diliyorlarmış. Yalan, üzüntülü bir ifade takınmış ve mezarın kenarına çömelmiş. Anne pencereden bu sahneyi görünce yanına gelip "Sen neden ağlıyorsun?" diye sormuş.
Yalan, üzüntülü ifadeyi hiç bozmadan konuşmuş: "Yeni ölmüş bir çocuğu yeniden hayata döndürmek için gelmiştik arkadaşımla birlikte ama gördük ki bu imkânsız..."
Anne çılgınca bir umutla Yalan'ın üzerine yürümüş ve "Neden imkânsız?" diye sormuş.
"Çünkü günlerdir yemek yemedik. Senin göremediğin bir cinim var, o da aç kaldı, hatta bu yüzden başka çocuklar da ölebilir..."
Anne sormuş: "Peki ya size güzel yemekler versem, oğlumu hayata döndürebilir misiniz?"
Yalan, Doğru'ya susması için işaret ederek, "Bizim işimiz ölüleri canlandırmak, bunun için geldik. Ama cinim çok yemek ister, o kadar yemek bulabilir misiniz?" demiş.
Acılı anne istenen her şeyi bulmuş. Yalan ile Doğru karınlarını doyururken onlara yaşlı kralın da öldüğünü, yerine oğlunun kral olduğunu haber vermiş. Sonra da "Tamam mı, cinin iyice doydu mu, şimdi oğlumu getirir misiniz?" diye sormuş.
"Tamam, iyice doydu" diye cevap vermiş Yalan. "Beni mezara götürün, sonra da krala haber yollayın ki ölüleri diriltenlerin burada olduğunu bilsin."
Kral haberi alınca çok şaşırmış, çevresindekiler hemen babasını dirilttirmesi gerektiğini söylemişler. Sarayda büyük bir heyecan başlamış. Bu arada Yalan, çocuğun mezarını tahta perdeyle çevirtip tek başına mezarın başında kalmış. Dışarıdakiler perdenin arkasından bazı fısıltılar işitmişler. Sonra Yalan başını perdenin üzerinden uzatarak anneye seslenmiş:
"Oğlun gelmeye hazır ama gelemiyor çünkü kralın babası elini tutmuş onu bırakmıyor. 'Dönersek birlikte döneceğiz' diyormuş. Çabuk gidin bunu krala söyleyin..."
Genç krala durumu anlatmışlar ama kral ve kraliçe, Yalan'ın tahmin ettiği gibi, baba kralın dönmesini hiç istemiyormuş. Bir haberci, Yalan'a kralın kararını bildirmiş:
"Baba kralı cennetteki yerinde rahatsız etmeyelim."
Durumu anneye söylemişler, kadıncağız ağlayarak evine dönmüş. Yalan'la Doğru da yola koyulmuşlar. Yalan yola çıkmadan önce tekrar bir güzel karnını doyurmuş ama Doğru'nun boğazından tek lokma geçmemiş.
Bir yol ayrımına geldiklerinde Doğru Yalanı durdurmuş,"Yalanla elde eden, doğruyla geri verir" demiş.
"Hiçbir önemi yok" diye cevap vermiş Yalan. İkisi ayrı ayrı yönlere gitmişler ve bir daha da hiç karşılaşmamışlar...