Ne seni anlamaya yetti zaman,
Ne beni anlamana.
Dereden tepeden konuştuk;
Havadan sudan, giyimden kuşamdan,
Ölümden, yaşamdan,
Bir olmaktan, ayrılıktan, yalnızlıktan, kalabalıktan,
Filmlerden, kitaplardan, mutluluktan, gözyaşından...
Ellerin iç dünyasından söz ettik.
Bu dünyayla başkalarının dünyasıydı uzun uzun anlattıklarımız,
Bir de dost, arkadaş muhabbetleri...
Kendi dünyamızdan söz etmedik hiç.
"Başımı alıp dağlara çıkacağım,
Avazım çıktığı kadar haykıracağım.
Dağlar, taşlar mı utanacak gözyaşlarımdan?
Beni onlar anlayacak," derken;
Ben "Sen anla" diyordum aslında.
Baktın öylece, anlayamadın.
Teselli edecek sözler aradın,
Çığlığı duyamadın.
Suskun olduğum günlerde yüreğimin neden buz tuttuğunu düşünmedin hiç.
Girip gözbebeklerinden bana bakmaya zaman mı yok, yürek mi, bilmiyorum.
Ben beni anlatmaya yetmedim, biliyorum.
Seni anladım mı yeteri kadar, şimdi düşünüyorum...
Sar beni
Üşüyorum..
Yıldız KENTER