Ve akıllılık nedir, delilik ve çılgınlık nedir bilmek için yanıp tutuştum; anladım ki bu bile ruh tedirginliği.Çünkü çok bilenin çok derdi olur ve bilgisini artıranın üzüntüsü de artar.
Koyu bir din eğitimi görmüş her insan gibi ben de, günahlarım, çılgınlıklarım, eksikliklerim üzerinde düşünür dururdum. Kendi gözümde -kuşkusuz haklı olarak- iler tutar yanı bulunmayan biriydim. Sonra yavaş yavaş kendime de, kusurlarıma da aldırış etmemeyi öğrendim, dikkatimi dışımda olan şeylere yöneltmeye başladım, örneğin dünya durumuyla, ilgi duyduğum bilimlerle, hoşlandığım kişilerle ilgilenmeye başladım. Dış ilgilerin de insana bazı acılar çektirebileceği doğrudur: Dünya savaşa sürüklenmiş olabilir; bazı konularda bilgi edinmek güç olabilir; dostlar ölebilirler. Ama bu gibi acılar hayatın niteliğini yok etmezler; oysa örneğin kendimize karşı duyduğumuz nefret bu niteliği ortadan kaldırabilir.
Bilirim ki her acı soyluluktur ve tektir,
Ne dünya diş geçirir ona, ne de cehennem,
Ve gizemli tacını örmek için gerektir
Bütün zamanlara ve mekânlara hükmetmem.