Ahh bulutlarr...
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 07:48
Öhöm İncelemeyi nasil yazacağımi bir türlü karar veremedim. Hala tamamen etkisinden cikamadim kitabin gerçekten cok iyiydi. İlk kitap evet bence acemilikleri vardi( ki o kitap bile cooooookk güzeldi) İki harikaydi(açlık oyunlari vibee) üç... Üç benim serideki favorim oldu. Kitaptaki yazim dili, konu, karakterler, karakter gelişimi... Çok güzel işlenmiş. Elimden bırakamadım. Ve ayrica o kadar fazla alıntim var ki. Tüm kitabi çizmiş olabilirim. Ve şunu söylemeden geçemeyeceğim Türk ve kadin bir yazarimizin bu denli güzel bir distopya yazabilmesi aşırı gurur verici. Ben bile buradan onun adina gururlanıyorumm. Annesi ve babasini düşünemiyorum bile. Serinin genel Konusu: Şimdiii bulunduğumuz evren yani ikinci dünya bir felaket sonucu sularr altinda kalmis. Cok az bir toprak parcasi varr. Ana karakterlerimizden birisi olan Lunu da Kayali (yani adi üstünde kayada doğmuş) Lununun Arm adinda bir abisi var(öz abisi değil ama öyle) Armin trajikomik bir adi var çünkü armin bir eli yok ;) Her neyse Lunumuz GizLiman adinda Bir adanin olduğuna emin ve oraya gidince bu alt sinif muamelesinden kurtulacagini düşünüyor. Ve yola çıkıyoruz. Yolda Dante adinda AŞIRI HAVALI VE SEKSI bir askerle karşılaşıyoruz. Askerin tutsagi Beau falan var. (Beau sevgimi farketmissinisdir) VE BENIM BEBEGIM HODBINLEde yollarımız kesişiyor. Anlayacağınız herkesin birbirinden nefret ettigi, güvenmediği bir arkadas grubunun ortasinda kaliyoruz. Bu bir yolculuk hikayesidir : ) . . . . . . . Evet ilk iki kitabi okumayanlar için spoilerli kisim Benim icin üçüncü kitap serinin favori kitabi oldu. Çünkü yazarimizin gerçekten geliştiğini farkedebiliyoruz. Evet ilk kitap güzeldi ama iste anlarsiniz ya ufak bir tat birakiyordu. İkinci kitabi Ben cok sevdimm.bence ilk kitaba oranla ciddi bir gelisme var. Ama üçüncü
Hainin Mührü 3Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 202664 okunma
10/10
·165 syf.·
2026 17. kitabı
Türkiye'deki mevcut ve kirli diyebileceğimiz futbol düzeni nedeniyle bir Anadolu takımının Avrupa kupalarında mücadele etmesi ve başarılı olması nadir bir olaydır. İşte Samsunspor taraftarı, takımlarının elde ettiği bu başarıyı ölümsüzleştirmek için bu kitabı çıkarmışlar. Kitap genel itibariyle üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde Samsunspor'un 90'lı yıllarda elde ettiği Balkan Kupası şampiyonluğu ve Inter Toto Kupası'nda oynadığı maçlar anlatılmış. İkinci bölümde Samsunspor'un geçen sezon elde ettiği lig 3.'lüğü ve devamında Avrupa'da oynadığı maçlar ele alınmış. Her maçın öyküsü tek tek işlenirken takım kadroları ve maçtaki önemli anlar tıpkı maç skoru sitelerindeki gibi görsel olarak aktarılmış. Son bölümde ise Samsunspor'un Konferans Ligi'nde yarı final eşiğinden dönen bu başarısı üzerine ulusal medyada meşhur olan isimlerle birlikte Samsunspor maçlarını deplasmanda izleyen taraftarların görüşlerine yer verilmiş. Televizyon ve internet ortamından tanıdığımız Erdal Hoş, Gökhan Abdik, İbrahim Kırkayak, Murat Kargı, Özgür Buzbaş, Özkan Öztürk gibi sunucu ve spor yorumcularının objektif görüşleriyle kitap biraz daha renkli hale gelmiş. Samsunspor futbol denince özel bir camia olarak biliniyor. Geçmişinde İstanbul takımlarının tahtını sallayan başarılarıyla, 20 Ocak kazasıyla, defalarca küme düşmesine rağmen bir Karadenizli inadı edasıyla tekrar geri dönmesiyle... Tüm bunlara son 10 yıl içinde 2. Lig'e düşme, kayyuma kalma, batmanın eşiğine gelme, küllerinden doğma, transfer yasaklı ve 15 oyuncudan oluşan kadrosuyla ligi 3. bitirip Avrupa'ya gitmesiyle ve tabii ki UEFA Konfreans Ligi çeyrek finali de eklendi. Tüm bunlar Samsunspor'u biraz daha özel yaptı. İşte bu kitap tüm bunlara değinen bir eser durumunda. Mehmet Yılmaz daha önce Samsunspor üzerine yazılar yazmış,
Atatürklü Arma Avrupa'daKolektif · İstanbul Samsunsporlular Derneği Kültür Yayınları · 20263 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çünkü, “Bazen erken ölüyor insanlar umutlarından.”
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 21:48
Spoiler olacak. Yukarıdaki şarkı sözü, çok sevdiğim bir şarkı olan Ateş ve Barut’a ait. No.1’in bir parçası ve benim karakterimi şekillendiren 3 rapçiden birisi. Yani demem o ki bu şarkıyı bu kitaba atfettiysem kitapla sandığımdan daha fazla bağ kurmuşumdur. Bu kitap her şeyiyle -hatta bu seri- benim kafamda bu şarkıyla bağdaştı. Sevdiğiniz bir tür olmayabilir belki ama sözlerine bakarsanız neden öyle dediğimi anlayacağınızı düşünüyorum. En azından bazı cümlelerde aklınıza Beau gelir. Belki de gelmez ama bu şarkıyı her dinleyişimde benim aklıma Hainin Mührü’nu getirip böyle bir kitap vardı ve bana ellerim titrerken inceleme yazdırmıştı dedirtecek. Bu kitap umudumu yitirdiğimi düşündüğüm bir dönemde bana ufacık bir umudun bazen direnişler başlatıp zaferler alıp başka insanlara umut olabileceğini gösterdi. Çok sevdiğim bir kitap var, #k:272469. Kitapta ana erkek karakter Reid’in, ana kız karaktere kitap verdiği bir sahne var. Verdiği kitapta ana karakterler kitabın sonunda ölüyor. Kız da “kitap mutsuz bitiyorsa, ölümle bitiyorsa okumayacağım” diyor. Reid de “Ölümle bitmiyor, umutla bitiyor,” diyor. Bu kitap ölümle bitmedi. Umutla da bitmedi. Ama ölüm ve umutla ilerledi. Bazı ölümler acıtsa da umut olur. Direniş olur. Zafer olur. Devrim olur. Yeniden başlangıç olur. Fazla romantik konuşuyor olabilirim. Haksız da olabilirim. Gerçek hayatta ölümler acıtır çünkü. Fakat bazen bazı hikayelerde bazı kahramanlar kendilerini feda eder ve o hikayenin umudu olurlar. Diğer karakterlerin umudu. Bu seride onlarca umut vardı. Boğar vardı, Pim vardı, Öfke vardı ve en çok acıtan olarak Beau vardı. No.1’in de dediği gibi: bazen erken ölüyor insanlar umutlarından. Ama yine No.1’in de dediği gibi: bizi yolu sokmalarına ve değiştirmelerine izin veremeyiz. O ölen umutlarla kendi
1000Kitap
Hainin Mührü 3Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 202664 okunma
9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 20:09
Dizinin başlaması ile birlikte ben de herkes gibi koşarak kitabı okudum tabii ki de. Tüm evrende elimde olmayan tek kitap buydu, açıkçası kitaplar çok kalın olduğu için hep okumayı erteliyordum. O yüzden almak istediğim başka kitaplar vardı. Ama dizi beni çok fena gaza getirdi ve gittim satın aldım. Kitap üç bölümden oluşuyor, ilk bölüm Yedi Krallık Şövalyesi bizim dizide izlediğimiz kısmı anlatıyor. Kalan iki kısım ise henüz izlemediğimiz kısımlar, o yüzden spoiler olabilir. Kitap hakkındaki düşüncelerimi bölümler üzerinden anlatacağım.  Yedi Krallık Şövalyesi: Kitabımız Dunk’ın ustası Sor Arlan’a vedası ile başlıyor. Daha sonra bir lordun kızının isim hakkı için düzenlenen yarışlara giderken buluyoruz karakterimizi. Buraya giderken yolda bir handa diğer karakterimiz olan Yumurta ile karşılaşıyor.  Hikayemiz bu şekilde başlıyor daha sonra olanlar hakkında biraz yorum yapmak istiyorum. Diziyle kitap tamamen aynıydı bu arada, hatta biraz okurken sıkılmış olabilirim. Karakterimiz bu bölümde aslında yaptığı bazı şeylerin bedelini ödüyor. Ve ciddi bir bedel ödüyor. Bildiğiniz üzere yumurta bir prens ve bu bölüm için şunu söyleyebilirim bu ikilinin çıkacakları maceranın sebeplerini bu bölümde okuyoruz. Aslında bir noktada hikayenin sonunu Spoilerlarını veren kısımda burası.  Yeminli Kılıç: İkinci kısım diğer iki kısım arasında en az beğendiğim yer. Çünkü hikayenin bağlandığı bir kısım yok. Ve sonu sadece beni şaşırttı. Hikaye ilk bölümden 1.5 yıl sonrasına anlatıyor. Ve biz iki karakterin birbirine daha fazla kaynaştığını görüyoruz. Yumurta gerçekten çok tatlı bir karakter. Herhalde dizideki oyuncuyu da düşünüyorum böyle yanaklarını sıkasım geliyor. Bu bölüm Dunk’a biraz üzüldüm. Gizemli Şövalye: İlk bölümden sonra en sevdiğim ikinci bölüm kesinlikle burasıydı. Yine bir
Yedi Krallık ŞövalyesiGeorge R. R. Martin · Epsilon Yayınevi · 2021635 okunma
Puan vermedi·296 syf.··
2026 4. kitabı
Yeni yılın ilk hediye kitabı canım arkadaşım Münnüş’ten Gece Yarısı Kütüphanesi’ydi. Kitap uzun zamandır öne çıkanlarda önerilenle kitaplarda olmasına rağmen hatta etrafımda çoğu kişinin okumasına rağmen kitabı alıp okumak istememiştim. Bilenler bilir ki her zaman sık okunurlar bana uzak kalmıştır, aykırılık ruhu : ) Arkadaşım kitaba ‘’Her raf bir olasılık, her sayfa bir durak. Okurken kendi kütüphaneni fark etmen dileğiyle.’’ Böyle bir not bırakmıştı ki kitabın tam olarak özeti buydu aslında; Yaşadığımız hayatın en kötü zamanında sizi bir el alıp götürseydi ve hayattınız da yaşanmış olan tüm yol ayrıklarının tam tersini göreceğiniz bir kütüphaneye götürseydi nasıl olurdu ? Nora tam olarak bunu yaşar ve hayatının tam pişmanlık döneminde ve en vazgeçtiği yerde bir kütüphane de bulur kendini namı değer ‘’Gece Yarısı Kütüphanesi’’ herkese göre hikaye kütüphanede başladığını düşünür Hayır! Nedenini anlatmadan önce güzel okurlar kitabı biraz daha anlatmalıyım. Matt Haig’nin okuduğum ilk kitabıydı yazarın genel anlamda kalemini beğendim kitap kişisel gelişim için önerebilecek benim için ütopik bir edebi bir roman çünkü yazar eser de her sayfa sonunda mutlu ol, olman gerek, seçimin en güzeli olması gerekiyor gibi komutlar veriyor ve bu biraz gerçekçilikten kaçıyor hissi veriyor bana. Kitapta Nora’nın tercih ettiği yaşamda bunaldığın da pişman olduğun da haydi bana güle güle der gibi dönüyor ve başka tercihlerine bakıyor kitabının finalinde tercih ettiğin hayat en iyisi algısı oluşturulmak istese de bu yanlış bir yöntem çünkü reelde pişmanlık, insanın kalbine nakış gibi işlenir ve yıllarca kalbinde bir arma gibi onunla dolaşır kitapta ise pişmanlık hemen vazgeçilebilir halledilir ve rafa geri kaldırılır algısında. Hikaye tam da burada başlıyor sayın okur; Haig yöntemi
Alıntı
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,6bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2025 103. kitabı
Hainin Mührü “Kayıp Liman” - Övgü Deveci Safi Türü: Gizem - Macera Sayfa : 400 #kitapyorumum Yazardan okuduğum bu ilk eser, okuyucuya eşsiz bir dünyanın kapılarını aralıyor. Yazarın anlatım dilindeki profesyonellikse her bir satırda okuyucunun gözleri önüne seriliyor. Yazarın betimlemeleri ve karakterleri işleyiş biçimi oldukça profesyonel ve detaylıydı. Ama bu detaycılık asla sıkıcı değildi. Yazar karakterleri ve olayın akışını öyle güzel işlemiş ki kitabı elinize aldığınızda zihninizdeki bütün kapılar kapanacak ve yalnızca Derin Deniz’e açılacaksınız. Karakterlerin oldukça zekice tasarlanmış olduğunu söyleyebilirim. Özellikle diyaloglardaki laf ebeliği yazarın kesinlikle bir dilbaz olduğunu ortaya koyuyor. Ve ben dilbazlara bayılırım Yazar bu kitabı oldukça güzel işlemiş ve ve okuyucuyu eşsiz bir kurgunun pençesi atmış. İçeriği deniz deniz, korsanlar, arkadaşlık ve ihanetler ile bezeli bu kurgu okumaktan keyif alacağınız bir eser. Böyle kıymetli bir kalemin Türk yazardan çıkmış olması beni oldukça memnun etti. Bencilce bir iştahla yazarın bundan sonraki bütün kitaplarını bu türde yazmasını istiyorum. Bence gizem, macera ve gerilim yazarın kalemi ile olmazsa olmaz bir bütün oluşturuyor. Bu arada kitabın ters köşelerle dolu olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Bu kitaplarda en sevdiğim şeydir. Okuyacakları şimdiden afiyet bal ve şeker olsun #alıntı “Zihni, onun sahip olduğu tek hazineydi ve bunu, etkilerini bilmediği bir zehirle kirletmeye hiç niyeti yoktu.” “Sırlar, koz olarak kullanılmadığı sürece değersizdir.” “Amansız bir dünyada yaşamak için amansız bir insan olmak, gerçekten bir suç sayılır mıydı?” “Güç, saygının ön koşulu değildir. Saygı, kazanılır. Bunu, o da biliyor.” “Bir grup avareydi onlar; istenmeyen, dışlanmış, ölümün insafına
Hainin Mührü 1Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 2025450 okunma