Oğlum Behçet, sen bir medeniyetin iflası nedir, bilir misin? İnsan bozulur, insan kalmaz; bir medeniyet insanı yapan manevi kıymetler manzumesidir. Anlıyor musun şimdi derdin büyüklüğünü... Cahilsin; okur öğrenirsin. Gerisin, ilerlersin. Adam yok; yetiştirirsin, günün birinde meydana çıkıverir. Paran yok; kazanırsın. Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur. Sen cilt yapıyorsun; şiraze nedir bilirsin. Bizde insanoğlu şirazesiz kalmış. Hayat onun için ahenksiz, birbirini tutmayan, günün hayatına cevap vermeyen bir yığın ölü kıymetler tarafından idare ediliyor. Dünyaya baktığımız zaman ayrı görüyor, kendi kendimize kaldığımız zaman ayrı düşünüyoruz. Yığınlarca tezat içinde yaşıyoruz, bütün şark dünyası bir ıstırap içinde.
Tek yaratıcı olması evrendeki düzenin, tutarlılığın ve uyumun temelini oluşturur. Çünkü ancak tek bir irade, evrenin her köşesinde aynı yasaları ve düzeni sağlayabilir. |
Sebzelikte yalnız başına kalan bir elma düşün. Bu elma için adet ifadesi kullanabilir ve “Sebzelikte bir elma var.” diyebilirsin. Ama sebzelikteki elmanın sayısal olarak bir tane olması, onun evrende başka bir benzerinin olmadığı anlamına gelmez değil mi? Oysa “tek” sayısal bir ifade olmanın ötesinde, bir benzerinin olmaması durumunu, eşsizliği ifade eder.
O, ne mekânla tarif edilebilir ne de zamanla. Çünkü O'nun kendisi, mekân ve zamanın yaratıcısıdır. Ne bir renkle tanımlanabilir ne de yazıyla, çünkü tüm renkleri ve yazıyı yaratan ve bize öğretendir O.