Leyla Arpaç

Leyla Arpaç
@arpacleyla
instagram.com/leyla.booksstagram Pinterest.com/leylaarpac “Profilimde yer alan isimsiz iletiler ve yazıların tümü bana aittir.”
Gerçek otorite, dünyaya hükmetmekte değil, kendi içindeki fırtınayı dindirebilmektedir. Zeka bir "kılıç" ise, ahlak o kılıcı tutan "eldir". El titrediğinde veya hırsa kapıldığında, kılıç sahibini kesmeye başlar. Evrensel bir hakikattir ki; dışarıdaki her şeyi yönetebilen ama içerideki tek bir dürtüyü susturamayan insan, zekasıyla sadece kendi hapishanesini süslemektedir. Bilmek, sadece bir yükten ibarettir; eğer bildiklerin seni daha adil, daha sakin ve daha bütün kılmıyorsa, sadece daha gürültülü bir cehennem yaratmışsındır.
Reklam
Zeki bir zihin, dürtülerini tatmin etmek için kurallar icat eder, gerçekliği büker ve başkalarının varlığını sadece kendi haz matrisindeki birer koordinata indirger. Ancak bu mimari yükseldikçe, mimarın kendisi en alt katta nefessiz kalır. İnsanları "birer imkân" olarak görmek, kişinin kendi insanlığından feragat etmesidir; çünkü başkasını bir araç kılan, kendi ruhunu bir amaca değil, bir nesneye dönüştürmüştür.
Zayıf bir zihin, dürtülerine yenildiğinde sadece bir hata yapar. Ancak yüksek bir zeka, dürtülerine yenildiğinde o hatayı bir "ideolojiye" dönüştürür. Kendi arzularını tatmin etmek için kurduğu her köprü, aslında başkalarının üzerine basıp geçtiği bir yoldur. İnsanları "yol etmek", zekanın kibrinden doğan en büyük yanılgıdır; zira her bir kullanılan insan, zeki kişinin kendi vicdan atlasından bir parçayı yırtıp atar. Sonunda elinde kalan tek şey, mükemmel işleyen ama bomboş bir makinedir.
Alışkanlık sadece eylemleri değil, algıyı da yönetir. Sürekli görülen bir manzara, duyulan bir ses ya da içinde bulunulan bir durum, bir süre sonra "görünmez" hale gelir. Kanıksama, nesnelerin ve olayların üzerindeki keskinliği yok eder. Zihin, dünyayı olduğu gibi değil, beklediği gibi görmeye başlar. Bu durum, merakın ve keşif duygusunun körelmesine yol açan zihinsel bir durağanlıktır.
Eşitlik, her birime aynı miktarın verilmesini öngören doğrusal bir aritmetiktir. Oysa adalet, ihtiyaç ve liyakat ekseninde şekillenen çok boyutlu bir denklemdir. Herkese aynı boyda merdiven vermek eşitlikken; herkesin duvarın arkasını görebileceği kadar yükseklik sağlamak adalettir. Bu bağlamda adalet, sabit bir sayı değil, değişkenlere göre kendini güncelleyen dinamik bir orandır.
Reklam