Bedeni ve ruhu sıkışan kadın acı çeker, öfkelidir, hassastır. Erkek dünyasının beklentilerine göre davrandığında değil, ancak kendi kimyasına uygun davrandığında özgürlüğüne kavuşabilir.
Gerçek şu ki, toplumun kural koruyucuları erkek olsa bile toplum kadın bedeninde hayat bulur, şekillenir; kadının duygularıyla, inançlarıyla yaşam planları oluşur, özetle toplumu kadın inşa eder. Bundan ötürü kadına yapılan her kötü dokunuş dünyanın aleyhine işler;erkeğe, çocuğa, aileye ve topluma öfke, nefret, isyan, bağımlılık, hastalık vs. şeklinde döner.
Doğanın ritmine bu kadar hakimken insanın kendi ritmine uzak kalması hem şaşırtıcı hem düşündürücü. Halbuki kadın kendi ritmini duysa, bütün arasındaki bağlantıları bilse, biyolojik ritmine sadık kalsa beraberinde sağlığın ve mutluluğun geleceği aşikar.