Küçük Saray benim için çok boş bir yer olmaya başlamıştı. Yalnızdım. Etrafımda insanlar vardı ama beni değil sadece ihtiyaç duydukları bir şahsı görüyor gibilerdi.
Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.