"Kadınların saygı gördükleri yerde, ilahi güçler mutludur; kadınların hor görüldükleri yerde, Tanrı'ya dua etmek bir işe yaramaz. Bir kadının ağzı her zaman saf ve temizdir;
akarsudur, güneş ışığıdır...
Yargıç, bir yargıç için önemli bir kusur olmasa da sağırdı. Kuşkusuz bir yargıç
için dinlermiş gibi görünmek yeterliydi; saygıdeğer mahkeme başkanı da adaletin bu olmazsa olmaz koşulunu başka bir gürültü dikkatini dağınnadıkça hakkıyla yerine getiriyordu.
Aslında ona da hak verilebilirdi: Kötülüğü belki de doğuştan gelmiyordu. İnsanların arasında ilk adımlarını attığında alaylara maruz kaldığını, dışlandığını hissetmişti. İn-
sanlar onunla ya alay ediyor ya da ona lanet okuyorlardı. Büyüdükçe, etrafını sadece kinden oluşan bir duvarın çevrelediğini fark etmişti. Bu durumu kabullenip genel kötülük eğilimini benimsemiş, kendisini yaralayan silahı eline almıştı.