Dünya işlerinin yaşantımızı her geçen gün belirli bir kalıba sokması, duygularımızın bağımsızlığını yitirerek zamanın heyecansız, acımasız,
tekdüze akışına ayak uydurması kendini iyice hissettiriyor;bu da benim için yıkıcı oluyordu.
Ben zannediyordum ki, ömürlerimizin
teknesini istediğimiz sahile çekmek için yalnız onun dümenini ele almak kâfidir... Anlıyorum ki, değilmiş... yollar görünmez kayalarla doluymuş...Onlara çarpmamak lâzımmış... Daha fenası gizli akıntılar varmış ki, insan onlara kapıldığı zaman yolun değiştiğini, gittikçe uzaklaştığını
farkedemezmiş... Ta kendisini başka sahillere düşmüş görünceye kadar...
Bütün koşuşturmalar, sesler, başkalarının hayatında olup bitenler, cismen, ruhen birbirine benzeyen ayaktakımının hayatı benim için acayipleşmiş, anlamsızlaşmıştı.