"...elleriyle yüzünü kapattı. Patlamasından, parça parça olup dağılmasından korktuğu başını var gücüyle sıktı ve hüngür hüngür ağlamaya başladı. İçine kapanmış, dayanılmaz acısına gömülmüştü. Yumak gibi toplanmış, ayağı yerde kesilmiş, derdinin dipsiz derinliğine, sonsuz acılara dalmıştı."
"Etrafındaki kalabalığa rağmen her şeyden öyle uzak, öyle yalnızdı ki, o giren çıkan kalabalığın içinde koyu bir leke gibi duruyordu. Fark edilmemesi mümkün değildi."
"Yeni bir savaş olacağına pek inanmıyorum. Olsa bile çok sonra, uzun zaman sonra olur. Mesele ekmek meselesi de değil. Tarihin çarkı gittikçe daha hızlı dönüyor. Çocuklarımız her şeyi kendileri anlayıp öğrenmek, kendi akıllarıyla yapmak, bizim işlerimizi üstlenmek zorunda kalacaklar. Oysa düşünmek, her zaman acı veren ağır bir iştir. Onun için onların hayatı bizimkine göre daha zor olacaktır."
"Elbette herkesin kabul ettiği gerçekler, ortak doğrular vardır. Ama herkesin bir de kendi görüşü, düşüncesi, tecrübesi vardır. İşte bu görüşler, o kişinin ölümüyle yok olup giderler. Bir insan, dünya güçlerinin vuruşmasından, ölümle kalım arasındaki birçok halkalardan geçmişse, bu kargaşada yüz defa ölebilecek iken hâlâ hayatta kalmışsa, çok görmüş, çok öğrenmiş olur. Neyin iyi, neyin kötü, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlamış olur."