"Ona, olağanüstü güzel görünen o gözlere bakmaktan başka bir şey gelmiyordu elinden. O gözlere dalıp gitmişti ve milyonlarca yıldız arasından yepyeni bir yıldız keşfeden bir astronom gibiydi. Göz kamaştıran bir yıldızdı bu, ama onu öbür yıldızlardan yalnız bilen kişi ayırabilirdi."
"Denebilir ki bütün insanlık Tanrı'nın bu dünyadaki bir imajı, bir görüntüsüdür. İnsanlık Tanrı'nın bir hypostase'idir (cevheri). İnsanlık bir "Gelecek-Tanrı"dır. Yaradılıştan beri sunulan sonsuz imkanlar Tanrısıdır. Herhalde sen de fark etmişsindir ki, arzuların hep geleceğe yöneliktir. İnsan bugün kendini olduğu gibi kabul eder, ama onun tabiatında yarın başka biri olmak vardır. Çok iyi yaşıyorsan bile, yarın çok daha iyi yaşamayı istersin. Çünkü umut hep bizimledir, bizden ayrılmaz. O, Tanrı'nın ışığı gibidir ve hiç sönmez. "Gelecek-Tanrı" sonsuzdur. Her şeyin esası, insanlığın bütün özlemlerinin, bütün faaliyetlerinin sonucudur. Bundan dolayı da O'nun tabiatı, iyi ya da kötü, merhametli ya da zalim, yani insanlar ne yapar, nasıl yaparsa, öyle olacak. Ne ekerlerse onu biçecekler. Gelecek-Tanrısı budur. İçlerinden her biri Hakk'ın bir parçası olduğu için, dünya tamamen onların ellerindedir. Böyle bir görüş yalnız kabul edilebilir değil, aynı zamanda zaruridir. Bu, insanlara dünyanın kaderini tayin etme hürriyeti veren Yüce Yaratan'ın iradesine de uygundur. İnsanlar, bütün günlerinin, bütün amellerinin tek sorumlusu ve yargıcıdırlar."
"Sen ki bana hayat nefesini verensin, kaçınılmaz akıbetimi biliyordun da, yıllar yılı sessizce bu acıya nasıl dayandın? Yazgısı bu büyük günü görmek olan beni hangi düşüncelerle, hangi umutlarla büyüttün?"