Ne çok insan vardı içeride işkenceye maruz kalan. Ama yurdum insanı yeni yılın ilk dakikalarına dansöz seyrederek girmeyi bekliyordu. Ne yaman çelişkiydi! Mideme kramplar girdiğini anımsıyorum.
Annem babamdan "beyim" diye söz ederdi. Babamın eve bıraktığı her kuruşa sattığı süt ve yoğurt gelirini ekleyerek evde "artı değer" üreten, pişiren, silen süpüren, ısıtan, çocuk doğuran, büyüten ve ona kadınlık yapan ağır bir işçiydi. Ancak bir kez, bir akşam yemeğini hazırlayamadığı için nedeni bile sorgulanmadan şiddet gören, bunu benim de ilerde yaşamamı istemediği için babamın ekonomik yetersizliğinden kaynaklandığına inandığım gönülsüzlüğüne karşın, annem bana sık sık "okumalı ve mutlaka meslek sahibi olmalısın kızım" derdi.
İnsanca yaşamı, adaleti, özgürlüğü kısaca insan için, insana yakışanı ortaya koymak için aldığım duruş sonucunda geldiğim Mamak'ta düzen koruyucularının zulmünü, bir insanın ne kadar kötü olabileceğini, işkencenin ve işkence yapmanın nasıl kişiliğe dönüşebileceğini hiç unutmamak üzere burada gördüm.