sokakta hiç tanımadığınız adamın biri size iki tokat atsa herkes karşı çıkar da, kendisinden iki çocuk doğurdunuz, zamanında sizinle evlenmek için deli divane olmuş ve belki de hala aşık olan kocanız ağzınızı burnunuzu kırsa, konu komşu, "ev hali" der geçer.
Anlayamıyorum? Ne sebeple hala kadını - velev ki asrın icabatına tevfikan biraz istihale etmiş ve yeni bir tarzda da olsa - kendinize esir görmek istiyorsunuz.
Bugün Avrupa'nın bize siyaseten olsun, irfanen olsun, iktisaden olsun galebesi nedendir?
Teslim etmeliyiz, acı acı itiraf etmeliyiz ki ilim, marifet daima cehalete, cehalet üzerine bina edilmiş taasuba galebe etmiştir.
Bir kere bize verilen terbiyede müthiş bir yanlışlık var: Zannediyoruz ki bu sefil tecavüzlere karşı sükut ve tahammül etmek bir namus gereğidir; zannediyoruz ki, erkeklerin terbiyesizliği bir hak, bizim sükutumuz bir vazifedir. Hayır hanımlar, şimdiki istikbal valideleri olan nesil, bu telakkiyi kalın kafalılıktan başka bir şey addetmez. Bizler hukukumuzu metanetimizle, tecavüzleri yumruklarımızla müdafaa etmekle mükellefiz. Niçin sükutumuz bir namus gereği, bir vazife olsun? Niçin kadınlığımız bir hakaret görsün de biz tahammüle mecbur olalım? Dağda bulunmuyoruz hanımlar!
Sayfa 30 - Beyaz Konferanslar / Fatma Nesibe Hanım