Yaşadığımız kaygı, korku ve depresyonun her zaman için kendi yaşamımızda deneyimlediğimiz olaylar neticesinde meydana gelmediğini; aslında geçmişimizden anne-babamızdan hatta onlarında anne babalarından bizlere genler yolu ile bugünümüze taşınabildiği, bireyler üzerindeki etkileri, bilimsel olarak vaka örnekleri ile kitap içerisinde yer almaktadır. Kısacası, kök aile dediğimiz yapı içerisinde yer alan bireylerin yaşadıkları travmalar biyolojik olarak sonraki nesillerde varlığını devam ettirmektedir. Yapılan bilimsel araştırmalarda bunu destekler nitelikte sonuçlar ortaya koymaktadır. "Cambridge Üniversitesinden Dr. Jamie Hackett, " Araştırmamız, genlerin geçmiş deneyimlerin bazı anılarını muhafaza ettiğini göstermiştir." ifadesini kullanmıştır. İngiltere' de yapılan bir çalışmada, anneleri hamilelikleri sırasında endişeli olan çocukların duygusal ve davranışsal problemlerinin iki kat fazla olduğu görülmüştür. Travmanın yapısı, nasıl ortaya çıktığı, vücudun hormonal seviyesinde yaşanan yükseliş ve düşüşler detaylıca kitap içerisinde yer almakta olup, her okuyucunun rahatlıkla anlayabileceği dilde anlatılmaktadır. Burada bir parantezde açmak isterim; çevirisini yapan, tercüme eden kişinin bu konuda kitaba katkısı gerçekten takdir edilesi. Geçmişimizden gelen travmaların parçaları hala içimizde, belki bize ait veya hiç değil. Bunları anlamak, farkında olmak ve hayatımızı buna göre şekillendirmek bizim elimizde. Bizler ne kadar kendimizi tanıyor ve biliyoruz...Kırgınlıklar, öfkeler, korkular bize mi ait yoksa eski çözümlenmemiş travmalar mı ? Bu ve bunun gibi pek çok soruya yanıt bulabileceğiniz içerisinde alıştırmalarında yer aldığı, vaka ve genogram şekilleriyle zenginleştirilmiş kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar dilerim .