Şimdi, aradan bir yıl geçtikten sonra bunu anımsıyorum ve beni nasıl böylesine üzebildiğine hayret ediyorum. Bu üzüntüm için de aynı şey olacak. Zaman geçecek ve ben buna aldırmayacağım bile.
— Bugün ne kadar garipsin! –dedi Dolli, Anna’ya.
— Ben mi? Öyle mi dersin? Garip değilim, ama kötüyüm. Böyle olurum bazen. Canım hep ağlamak ister. Çok aptalca bir şey, ama geçer…
“Hayır, bizi bırakıp gitmeyeceksin, başka birisi olmayacaksın, nasılsan öyle kalacaksın: Kuşkularınla, kendinden sonsuz hoşnutsuzluğunla, sonuçsuz kalan kendini düzeltme denemelerinle, yaşadığın düşüşlerle ve senin için olanaksız, sana nasip olmayacak sonsuz bir mutluluk beklentisiyle.”
Kendisini kendisi olarak hissediyordu ve başka biri olmak istemiyordu. Artık sadece eskisinden daha iyi olmak istiyordu. Birincisi, bu günden itibaren evliliğin ona getireceğini düşündüğü olağanüstü mutluluğa artık umut bağlamamaya, bunun sonucu olarak da yaşadığı güne saygısızlık etmemeye karar verdi. İkincisi, evlenme teklifi yapmaya hazırlandığı sırada kapıldığı, anımsadığında kendisine bu kadar acı veren o iğrenç tutkuya bir daha asla kendisini kaptırmayacaktı.
— İşte gördün mü, –dedi Stepan Arkadyiç,– sen katışıksız, saf bir insansın. Bu,senin hem üstün bir niteliğin, hem de kusurun. Sen katışıksız bir karaktersin ve bütün hayatın da katışıksız şeylerden oluşmasını istiyorsun, ama öyle olmuyor. Bak işte memuriyeti küçümsüyorsun, çünkü sen işin her zaman amaca uygun olmasını istiyorsun, ama öyle olmuyor. Sen aynı zamanda bir insanın çalışmasının her zaman bir amacı olmasını, aşkla evlilik hayatının her zaman bir olmasını istiyorsun. Ama öyle olmuyor. Hayatın bütün çeşitliliği, bütün çekiciliği bütün güzelliği gölge ve ışıktan meydana geliyor.