Şöyle bir düşünecek olursak, evrenin anlaşılmazlığını tespit etmiş olmak bize yetmeli; onu kavramaya çalışmak bir insanın daha azı olmak demektir, çünkü insan olmak, zaten evrenin anlaşılmayacağını bilmektir.
O kadar sık düş kurduğum halde, ben bile düşleri elimden kaçırdığım boşluklara düşüyorum. O zaman açık seçik görüyorum varlıkları. Sarındığım sis tabakası dağılıyor. Ve gözle görülen tüm sivri köşeler ruhumun etinin örseliyor, baktıkça tüm sert şeyler beni yaralıyor, ki sert olduklarını böyle anlıyorum. Nesnelerin görülen bütün ağırlığı, ruhumun içine çöküyor.
Hayatım dayak yemekle geçiyor sanki.