Asel

Asel
@aselerdens
“Kendine en ağır yükü aradın: bulduğun kendindi -, kendini sırtından atamadın.” Friedrich Nietzsche
Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım”
9/10
·112 syf.··
2021 2. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2021 01:35
Kitabın ilk satırlarından itibaren kitabın sonunu söylüyor aslında. Evet, Santiago Nasar ölüdürülüyor. Peki kitabın başından bile biliyorsak, herkes bu cinayetin işleneceğini biliyorsa neden engel olamıyorlar? Bu cinayetin sebebi ne? Nasar neden öldürüldüğünü biliyor mu, sorularına yanıt aratıyor. Kitabın ilk başlarından beni üzen alıntılar vardı "Onlar kusursuz kızlar," dediğini duyardım sık sık. "Her erkek onlarla mutlu olur, çünkü acı çekmek için yetiştirilmişler." Ölünün başında bekleme ona yardım etme konusunda yetiştirmişlerdi onları anneleri böyle diyorlardı kızları için. Angela Vicario ‘ya “aşk da öğrenilir” demişti annesi. Peki asıl öğrenilmesi gereken neydi ? Kitap aslında töre , namus cinayeti hakkında bahsediyor.Angela Vicario’ya bekaret olmaması sebebiyle kocası evine geri gönderiyor. Angela, Nasar’ın onu bu hale getirdiğini söylüyor ve ikiz kardeşleri Nasar’ı öldürmeye hazırlanıyorlar. Ve herkes Nasar’ın ölceğinden haberdar olanlar, o yaşarken bile “”öldürüldü” diyerek bahsediyorlar. Nasar’ı hiç dinlemeden, onun yapıp yapmadığını bilmeden ve Nasar’da neden öldürüldüğünü bilmeden ölüyor “Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım” aslında bu cümle olayı tamamen açıklıyor Angela birini korumak için Nasar’ın ismini veriyor ve Nasar ölüyor kimse neden engel olmuyor, çünkü bir suçu öncesinden herkes bilirse suçu engellemediği için herkes suçludur ve herkesin suçlu olduğu yerde suçlu hiç kimsedir. Namus adı altında bir defa bile karşı tarafa savunma hakkı vermeden ölüyor. “ Kader bizleri görünmez kılar” kaderci bir anlayışla olayın zaten bu şekilde biteceğini söylüyor ve engel olmuyor. Ve bu olaylar zamanında belki de hala toplumumuzda yaşanmış olaylardan biridir. Okuduğunuz zaman aslında olayı bir önyargının ne hale getirdiğini
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sahte demokrasi hiç bu kadar kör olmamıştı.
Puan vermedi·324 syf.··
2020 30. kitabı
·
105 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2020 23:37
İncelememe José Saramago’nun Körlük adlı kitabından kısaca bahsederek başlamak istiyorum. Körlük adı bilinmeyen bir ülkede bulaşıcı bir beyaz körlük salgınıyla başlar. Ve herkesin beyaz kör olduğu bir yerde yaşam nasıldır, Herkesin çıplak olduğu bir resimde utanma var mıdır, Herkesin beyaz kör olduğu karantinalarda ahlaksız körler nasıl çoğalmıştı. Körlük kitabında aklımda kalan etkilendiğim alıntılardan birisi “Ölüm de bulaşmaz ama unutmayın ki herkes ölür.” Görmek kitabında ise bilinmeyen bir ülkenin başkentinde seçimler olacaktır. Seçimlerin çoğunluğu boş oy çıkmıştır. Peki ya hükümet bunun sonucunda ne yapacaktır, Tekrar bir seçim fayda sağlar mı, Ya da kimin boş oy kullandığını mı tespit etselerdi, Evet gizli ajanlar tutup kimin boş oy kullandığını tespit etmelilerdi, Tespit ettiklerinde ne yapacaklardı, Hükümet tarafından suçlu olarak mı değerlendirilirdi, Ya da asıl konu boş oy kullanmak suç mudur, Kitaptaki alıntılardan biri bu durumu açıklıyor “Hakların sadece dile getirdikleri kelimelere ve kaydedildikleri kağıt parçasına, yani anayasaya, yasaya ya da herhangi bir başka kurala dahil olduğunu anlayacaksınız, ve bu hakların ölçüsüz ve aşırı kullanımının sağlam temeller üzerine inşa edilmesine toplumu sarsacağını o zaman anlayacaksınız ve umarım ikna olursunuz, sonuçta basit sağduyunun , bu hakları gerektiğinde olabileceklerin sembolü olarak kabul etmemizi, yoksa asla fiili ve olası gerçekliği olarak görmememizi emrettiğini anlayacaksınız.” “Sahip olunan hakların aşırı kullanımı “ herkes haklarını hakkıyla kullandığında suçlu konumunda değerlendiriliyor. Ve çözüm olarak yalan makineleri mi, sıkıyönetim, şehirden çıkma yasakları...Bu tarz çözüm önerileri sunan sahte demokrasi nasıl çözüm bulacaktı, Beyaz boş oylar da beyaz körlük gibi bir salgın
1000Kitap
GörmekJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 202222,8bin okunma
Felsefenin Başlangıç İlkeleri
Puan vermedi·247 syf.··
2020 27. kitabı
·
86 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2020 22:04
Felsefenin evreni, doğayı açıklamak amacıyla en genel sorunların analiz ettiğini biliyoruz. Doğayı, evreni açıklamak için bilime ihtiyaç duydular. Bugün bir insanın “Dünya” açıklamasıyla M.Ö yaşamış bir insanın “Dünya” açıklaması bir olmayacaktır. Çünkü bugün bilim yoluyla onun varlığı hakkında bilimsel veriler edip anlamı hakkında da yorumlar geliştirebilir. Ama M.Ö yaşayan insanları bilgileri kısıtlı ve yetersiz olduğu için bilimsel olmadan bir yorumlama getirmeye çalışacaktır ve yorumlamalarının genel olarak çeşitli din, inanış ortaya çıkacaktır. Materyalizm: Her şeyin maddeden oluştuğunu, metafiziksel kavramı kabul etmeyen kuramdır. Georges Politzer kitapta anlatırken felsefenin temel sorusuna olarak madde ve ruh arasında ilişkiler olarak açıklıyor .Bunu da şu şekilde açıklar ( Madde ruhu yaratır) Bu durumda materyalistler dünyayı ve maddeyi yaratanın Tanrı değil ya da ruh( düşünce ve maddi olmayan şeyleri ) maddenin ruhu yarattığını düşünürler . Örneğin bu kitapla ilgili düşüncelerimi açıklayabilmek için kitabı okumam gerekiyordu yani bu kitap olmasa bu fikirleri açıklamış olmayacaktım. Yani kitap(madde ) benim düşüncelerimi (ruh) geliştirdi, yarattı. Yani kısaca materyalistler açıklamak için önce maddeye ihtiyaç duyarlar. İnsan nasıl düşünür derseniz? İnsanlar beyni olduğu için (keşke her beyni olan insan düşünebilse sevgili materyalistler) derler sonra akıldan bahsederler. İdealizm: Bilgide düşünceyi temel olduğunu ileri süren. Varlığı insanın düşüncesi tarafından oluşturulduğunu öne sürer. (Ruh maddeyi yaratır) şeklinde açıklar. “Her şey bizim zihnimizde vardır “ diye düşündüklerinde ise Dünya’yı bir yanılgı ve insanlarda aslında onlar hakkında fikirlerimle tanıyorum onlar da maddi derlemelerden başka bir şey
1000Kitap
Felsefenin Başlangıç İlkeleriGeorges Politzer · Alter Yayıncılık · 20131,685 okunma
Kısa yaşamda Stoacılarla mutluluk
9/10
·104 syf.··
2020 24. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2020 15:44
KISACA STOACILIK : Sokratesçi geleneğe dayanır.Stoacılar için insanın temel amacı mutluluktur. Mutluluğa ulaşmak içinse doğaya uygun yaşamak gerekir. Doğayı derinlemesine düşünmek Tanrı’yı düşünmektir. Dolayısıyla bu felsefe bize sadece nasıl yaşayacağımızı değil yaşamın Tanrı’nın bir armağanı olduğunu gösterir. Seneca da stoacı ahlak görüşüyle tanınır. MUTLU YAŞAM ÜZERİNE Herkes mutlu olmak ister ama mutluluğun kaynağını nereden geldiğini bilmez öncelikle kendine bir hedef belirle diyor Seneca , herkesin ayak bastığı izdiham olan yoldan değil çünkü insan hatalarını bile tek başına yapmaz yanlış yönlendirme büyük hatalara sebep olabilir. En yüce iyi erdemdir, hakikatin yolunda erdemle olan insan mutlu olur geçici hazlara yer verilmemelidir. Sade bir yaşam sürmeli görkemden kaçınılmalıdır , zenginlik sana aittir sen ona ait olup kölesi olmamalısın ‘Niçin şu filozof böyle görkemli hayat sürüyor’ bu önemli olmadığını zenginliğin mutluluk getirmede bir etkisi olmayacağını düşünüyor. Tanrı’ya itaat etmek özgürlüktür, hiçbir şeyde zorlanmayacaksın hiçbir şeye boş yere denemeyeceksin mutlu yaşamak için erdem yeterlidir Seneca’ya göre hazlara kapılmadan insan henüz tam özgür değilsede özgür olma yolundadır. Bu bölümü okurken aklıma bir alıntı geldi pozitif düşünceleriyle bizi aydınlatan filozofumuz Schopenhauer’dan (!) Seneca’ya gelsin: "Doğuştan gelen tek bir yanılgı vardır; o da mutlu olmak için burada olduğumuzu sanmaktır." YAŞAMIN KISALIĞI ÜZERİNE Yaşam kısa değildir yaşadığımız yaşamın kısa bir bölümüdür bu da zamandır. Herkes yaşamın kısalığından şikayetçidir ama hayatlarını meşgul geçirmişlerdir. Meşgul insanlar birçok şeye birden uğraşmaya başlamışlardır. Ve hazlara yenik düşüp boşa vakit harcamışlardır. Gösteriş, eğlence insanları
1000Kitap
Mutlu Yaşam Üzerine - Yaşamın Kısalığı ÜzerineSeneca · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202114,5bin okunma
Dünya ile kendisi arasındaki uzak mesafeye mahkum edilen YABANCI
9/10
·110 syf.··
2020 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2020 22:01
Absürt kelime anlamı olarak duymayan, sağır duygusuz ve hissiz. Absürdizm ise herhangi bir yaratıcı olmadığından insanlığın evrende bir anlam bulmasına yönelik uğraşlarının boşa bir çaba olduğunu ve eninde sonunda bu anlam uğraşının başarısız olacağını söyleyen felsefi düşünce akımıdır. Kitapta Meursault'nun yabancılaşma, toplumda anlamsızlaşma, olaylara nesnel yaklaşması anlatılır. Çok fazla " fark etmezdi"," bir şey değişmedi" cümleleri geçiyor yani hayatın olaylar karşısında bir "anlam" ifade etmediği yaşamın anlamsız olduğu kadar saçma olduğu ve neden böyle olduğunun bilinmemesidir. Yaşam anlamsızdır çünkü absürttür. Absürt olduğu için de anlamsızdır. Yaşam insanlığın karşısında duygusuz ve hissizdir. Yaşam absürt olduğu için ölümle son bulur. Saçma olanın sonu ölümle biter ve absürt bir yaşam çok daha absürt bir ölümle sonlanır. Absürt işte... " Hayat yaşadığmız zahmetine değmez" bu cümleyi okuduktan sonra Camus'nün intiharla ilgili düşüncelerini merak etmeye başladım anlamsız yaşam nasıl son bulur? İntiharın felsefe de çözülemeyen tek sorun olarak görür. Ve intiharı doğru bulmaz çünkü absürt yaşamı daha absürt bir şekilde sonlandırmak olur. Yani acıyı daha büyük bir acıyla bastırıp bir öncekini unutmak gibi. Dine sığınmakta onun için felsefi bir intihardır. Meursault dediğim gibi olaylara nesnel yaklaşan annesinin ölümüne pek fazla üzülmeyen, birlikte olduğu kadına seni sevip sevmememin ne önemi var ki?, hayatımda bir değişiklik olmadı, aynı zamanda tüm mutluluğu birkaç saat denizde yüzmekten ibaret olan bir yaşam... Kitabı okuduktan sonra bence Victor Hugo'nun Bir İdam Mahkumunun Son Gününü okuyun sahneleri kafanızda daha iyi canlandıracaksınız
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2020137bin okunma