Volkanların çelişkisi hem yıkımın hem de yaşamın sembolü olmalarıydı. Yavaşlayarak soğuyan, katılaşan lavlar zamanla toprağa verimli, bereketli bir toprağa dönüşüyordu
Nora o an bir kara delik olmadığına karar verdi. Aslında volkan de volkanlar gibi oda kendinden kaçamazdı. Olduğu yerde kalıp çorak toprakları zenginleştirmek zorundaydı.
İçinde bir orman büyütebilirdi.
Kaçıp gitmek istediğiniz yerin kaçtığınız yerle aynı olduğunu görmek tam bir aydınlanmaydı. Hapishanenin bir yer değil, bakış açınız olduğunu anlamak.  Deneyimlediği, birbirinden apayrı hayatlar içinde, en köklü değişim hissinin ancak kaçıp gitmek istediği hayatta yaşanabileceği, Nora’nın aldığı en garip dersti.
Olmamız gereken tek bir kişi var.
Hissetmeniz gereken tek bir varoluş var.
Her şey olabilmek için her şeyi yapmamız gerekmiyor çünkü zaten sonsuz. Yaşadığımız her an sonsuz olası geleceğe gebe.
Onun için bu hayatımızdaki insanlar iyi davranalım. Arada bir başımızı kaldırıp yukarı bakalım çünkü nerede olursak olalım gökyüzü her daim sonsuz.

Daha dün bir geleceğim olmadığını, hayatımı bu şekilde kabul ede bilmenin imkansız olduğunu düşünüyordum. Bugünce aynı berbat hayat bana umut veriyor. Olasılıklarla dolu olduğunu görebiliyorum
İmkansız olanlar ancak yaşayarak gerçekleşiyor sanırım.
Acı, umutsuzluk, huzurlu, hayal kırıklıkları, zorluklar, yalnızlık, depresyon, hayatımdan bir anda mucize eseri çıkacaklar mı? Hayır.
Peki yaşamayı istiyor muyum?
Evet. Evet. 
Binlerce kez evet.