Asena Ayça

Asena Ayça
@asenaayca
başka bir hayat başka bir cihân özlüyorum ben.
Hacettepe | Türkçe Öğr.
Ankara
13 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
X/Y kuşağı evlilik fikirleri
- Arada sevgi olmadan, sırf çikar ve servet için yapılan evliliği ahlaka uygun mu sayıyorsunuz? - Gençler evlenme işlerini ailelerine bırakmalıdırlar. Zannederim ki, dünyada gençlerin en büyük hakkı istedikleriyle evlenmeleridir. Gözlerin seçme hakkı, zevkin uygun bulma özgürlüğüne, ruhların birbirleriyle uyuşmasına karışmak en büyük zulüm değil midir? - Öyle. Fakat o yaşlarda gençliğin verdiği coşkunlukla gözler, hakikatleri göremez. Gençlikte zevk, insanı çoğu zaman yanıltır. Heyecan derecesinde derin olmayan gençliğin delice hevesleri senelerce sonra düzeltilince, birdenbire insan ne görür? Hatalarını, kusurlarını ve belki cinayetlerini. - Hayır, hayır! İnsan gençiğinde aritmetik ile karma ve bölme işlemi yapar gibi mi evlenmeli? Evlenecek gençlere daima sükûnet, mantıklı düşünme tavsiye ederler. Seneler geçip de o sükûnet zaten geldikten sonra, evlilikten lüzumsuz, o izdivaçtan tatsız bir şey göremem. -Bu sözlerin hepsi.. Celal Bey, zavallı Dilber'i gözünün önüne getirmesinden hasıl olan acıma duygusu ve seven bir insanın düşüncesiyle sözüne devam ederek: - Güzel olan bir genç kızın ismet ve muhabbetle bir kalbe sahip olması, aşk ihtiyacı, bir aşk tablosu gibi kendisini çiçekler içinde gösterecek gençlik hayallerine sevinç kaynağı teşkil etmesi, yaradılışın bağışladığı en büyük ayrıcalık, en tabii haktır... Eğer herkese sükûnet geldikten sonra evlenecekse, güzel kız, bu tabii hakkını nerede arasın?.. - Bu sözlerin hepsi gençlik ateși içinde olan zihnin sayıklamasıdır. - Hayır. Yanılıyorsunuz Ruhun o coşkunluğu, tabiatın o ateși olmazsa, hayattan bir maksat, bir lezzet anlayamam. Kalbe sükûnet gelince, insanı yerin altına koyuyorlar.
Sayfa 105 - Alkım·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Galiba ruhun heyecan ve ıstırabında bulduğu en büyük teselli, anladığı en güzel dil, şiirden sonra musikidir.
Sayfa 103 - Alkım·Kitabı okudu
Alıntı
havvanın cennetten kovuluşu*
Dilber, oradaki bir köşeye, bir taşın üzerine oturup da ebediyen veda ettiği bu eve, bu aşk mabedine saatlerce bakarak, birdenbire hücum eden duyguların şiddetiyle, ayrılığın darbesi ve bilhassa hakaretle ayaklar altına alınan sevginin haysiyetiyle oracıkta mahvolmak istiyordu.
Sayfa 101 - Alkım·Kitabı okudu
Alıntı
Dilber, bir gün evvel bir mutluluk cennetinin bahçesi saydığı bahçede, sabah, güzellik ve parlaklığıyla kuşlar büyük bir istek ve coskunlukla ötmeye başladıkları halde, hiçbir şey hissetmeyerek, zihni düşünmek, ciğerleri nefes almak gücünü kaybettiği için insana korku verecek kadar uçuk olan rengiyle, bahçenin bir tarafina konmuş Venüs heykeline benziyordu.
Sayfa 100 - Alkım·Kitabı okudu
Alıntı
Sevdiğine kavuştuktan sonraki erkeğin sabahları;
Hemen hızlıca evden çıkarak, vapur iskelesine doğruldu. Aşkın şiddetli duygularıyla coşan bu tecrübesiz genç zihinlerde, hiçbir kuşku ve tereddüt uyanmamıştı. Vapur iskeleden hareket etti. Celal Bey' e o gün her şeyi ışık içinde, hayat içinde görünüyordu. Sevgilisinin güzel yüzüne saatlerce hayretle bakan gözlerine, Marmara' nın nihayetindeki ufuklar açılarak uzaktan uzağa sonsuzluğu vadediyordu. Köprüden diğer bir vapura bindiği zaman, sanki ilk defa görüyormuş gibi, Boğaziçi kendisine şahane bir manzara sunuyor ve daha önce hiçbir vakit dikkat etmediği heyecan verici yerlerini buluyor, iki sevgiliyi sükûnet ve güzelliğiyle bahtiyar edecek saraylar keşfediyordu. Gökyüzü, sevdiğini kendisine her tarafta gösterecek kadar şeffaf, hava sevgilisinin yaşama sevincini arttırıcı saçının yüzüne dokunuşunu andıracak kadar güzeldi.
Sayfa 94 - Alkım·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam