Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·158 syf.··
2023 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2023 23:20
Sergüzeşt Samipaşazade Sezai tarafından 1889' da yazılmış ve Türk edebiyatının ilk gerçekçi romanı olarak edebiyatımızda yerini almıştır. Eserde, küçük yaşta ailesinden koparılarak esir olarak satılan Dilber' in hikayesi ,esaret hayatı sırasında yaşadıkları, aşkı keşfetmesi ve sonrasında yaşadığı hüzün anlatılmaktadır. Aslında eserde, Dilber' in yaşadıkları üzerinden o dönemde yer bulan esir ticareti, harem hayatı, Avrupa tarzı eğitime önem verilmesi ve zengin-fakir ayrımı gibi konular işlenmektedir. Bu konular işlenirken de gerçekçi bir yaklaşımla yapılmıştır. Sonu trajik bir şekilde bitse de , sade ve günlük dile yakın konuşmalarıyla zevkle okunacak bir kitap. Türk edebiyatında mutlaka okunması gereken kitaplar arasında olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar.
Aşk - Edebiyat - Roman
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Alkım Yayınları · 200656,4bin okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2022 28. kitabı
Edebiyat milletlerin kültürlerini yapan değerlerin başında gelir. Edebi birikim ise, bugünün aktüel eserlerinin yanında geçmişin yaşayan eserlerini de okumak ve özümsemekle oluşur. Sergüzeşt Tanzimat dönemi edebiyatçılarından olan Sami paşazade Sezai inin edebi ününü sağlayan,Dönemi içinde ve sonrasında çok sevilmiş okunmuş ve etki etmiş bir roman . Türk edebiyatının gelişim çizgisinde roman türünün önemli örneklerinden biri olan bu roman gerek işlediği konu gerekse sanatı ve gerekse kurgu açısından ayrıcalıklı bir yerde durur. Esaret teması vermek istediği özgürlük düşüncesi acıma duygusu sonraki nesillerin de bu romanda çok şey bulmalarını ve anlatılanların sıcaklığının nesilden nesile paylaşmalarını doğurmuştur. Kitap gerçekten de işlediği konular ve ve vermek istediği mesajlar bakımın dan gayet güzel dili de çok ağır değil ben okurken elimden bırakamadım. Kitabın konuları bize çok yabancı değil zaten hayatın içinde bu konularla sık sık karşılaşıyoruz. İnsanoğlu yaşadığı sürece de bu konular hep olacak maalesef. Umarım insanın insanı sömürmedi ği bir toplum da yaşarız . Zor ama işte bir umut dünyası. Yaşayıp gidiyoruz. Keyifli okumalar dilerim
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Alkım Yayınları · 200656,4bin okunma
Sergüzeşt
8/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2022 12. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2022 01:32
Türk edebiyatinda romantizmden realizme geçiş eserlerinden biri olarak kabul edilen bir eser "sergüzeşt". Kelimenin anlamı macera, baştan geçen olaylar diye çevriliyor. Tanzimat döneminde yazılmış olan eser kölelik hakkında bir nevi eleştiri niteliği de taşıyor. Yazarın hayatını biraz araştırdığımda kendisininde yetiştiği konakta bir çok cariye olması sebebiyle cariyelerin hayatlarını çok yakından gözlemlemiş olduğunu ve hatta annesinin de bir esir olmasının böyle bir eser yazmasına sebebiyet verdiğini öğrendim. Romanın konusundan kısaca bahsedeyim hemen. Dilber 8-9 yaşlarında kafkasya dan satın alınmış bir kızdır. Hayatı boyunca oradan oraya savrulur. Bir tüccardan başka tüccara satılır ve bu süreçte yaşadıkları 3. kişi gözünden objektif bir şekilde aktarılır. Açıkçası kitabın dili oldukça sade ve okuması bir hayli akıcıydı. !SPOİLER! (Dilber niye nil nehrine atladı çözemedim.) Onun dışında okuması zevkliydi 7/10 veriyorum.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Alkım Yayınları · 200656,4bin okunma
Sergüzeşt
5/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2007 17. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2007 16:35
Ağlamak uğradığımız haksızlıklara karşı vücudumuzda kalan son kuvvetin bir feryadıdır. Hürriyetine ölümle kavuşan halayık Dilber aşkı içiğn ölen deli olan Cevher ve para için herşeyi yapan caniler....
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Alkım Yayınları · 200656,4bin okunma
TÜRKÇESİ GÜZEL...
5/10
·158 syf.·
Beğendi
·
2025 5. kitabı
Samipaşazade Sezai'nin 1889 da neşrettiği ilk romanı, Osmanlı'da Tanzimat devrinde devam etmekte olan esir ticareti aleyhinde kaleme aldığı bu eserde, 8-9 yaşlarında bir kızın satıldığı evlerde başından geçenleri, etrafının ona karşı davranışlarını ve Dilber adı verilen esir kızın hissiyat ve düşüncelerinden meydana gelen bu kötümser bir netice ile sonlanan bu eserde, Dilber'in yaşadığı dünya ölümden başak bir kurtuluş kapısı olmayan amansız bir dünyadır. Samipaşazade Sezai Osmanlı'da esir ve kölelerin hayat şartlarını tenkid ederken, Avrupalı sömürgecileri ve Amerika'yı görmezden gelmesi, esareti sadece Asya ve İslâm âlemine mahsus imiş gibi göstermesi, Batı karşısında duyduğu ezikliği, kompleksi de ortaya çıkarıyor... Batıcılık ve positivizm akıntısına kapılan müellif eserinde ne Allah'ın adını anmış, ne de bedbahtların mes'ut olabilecekleri bir öbür dünya hâyâline yer vermiş... Eser müellifin Türkçesinin güzelliği hatırına okunabilir... Vakur Çayseven
Roman-Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Alkım Yayınları · 200656,4bin okunma
Esaretin bedeli Nil'de kaybolmak...
Puan vermedi·158 syf.··
2026 22. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 18:05
“Sergüzeşt”, macera anlamında bir kelimedir. Esaret konusunu ele alan ve bir paşazade ile cariyenin uygun görülmeyen aşkını anlatan kitabın kahramanı, Kafkasya'dan getirilip konaklarda halayık olarak çalıştırılan Dilber'dir. Celâl Bey'e duyduğu temiz aşkını lekelememek için kendisini Nil'in karanlık sularına atarak intihar eder.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Alkım Yayınları · 200656,4bin okunma
Puan vermedi·158 syf.··
Beğendi
·
2022 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2022 10:55
Kitabımız, henüz küçücük bir çocukken Kafkasya’dan alınıp zengin ailelere esir olarak satılan bir Çerkes kızının yaşadığı zorlukları anlatan bir eser... Bu küçük Çerkes kızına ilk hanımı Dilber ismini koymuştur. Dilber satıldığı ilk ailede çok fazla eziyet görüyor ve hor görülüyor. Daha sonra bu aile kendi çıkarları doğrultusunda Dilber’i tekrar satıyor ve nihayetinde Dilber Asaf Paşa Konağına geliyor. Bir süre burada daha rahat bir hayat yaşasa da, zamanla evin iyi eğitim gören ressam oğlu Celal Beyle aşk yaşamaya başlıyor. Bunu anlayan evin hanımı, Zehra hanım kuşak çatışması nedeniyle Dilber'i evden göndermeye karar veriyor ve Dilber Mısır'a gönderiliyor. Dilber'in yokluğunda Celal Bey aklını yitiriyor. Aynı şekilde Dilber'de aşk acısına dayanamıyor... Mısır'da harem kurulan bir evin Harem ağası ( Cevher ağa) sayesinde o evden kaçsa da bu kaçış maalesef ki sevdiğine kavuşmak için olmuyor. Sevdiğine kavuşamayan Dilber, kendini Nil Nehrine atıp yaşamına son veriyor... Çocuk yaşta aileden koparılmak, esaret altında geçen zorlu yıllar, birinden başka bir efendiye satılması ve nahif masum bir aşkın, kuşak çatışması nedeniyle boğazda kalması, yürekte yarım bırakılması iki gencin hayatlarına, canlarına sebep oluyor... Yazarın dili oldukça akıcı ve karakterlerin duygularını sade bir şekilde anlatıyor. Beni biraz yoran cümlelerin çok uzun olmasıydı. Olay örgüsü hızlı değil, yavaş ilerliyor. Betimlemeler fazla, paragraflar uzun. Anlam bakımından da çok yoğun. Anlamak için sakin kafaya ihtiyacımız olacak yerler var. Alıntı olarak paylaşacağımız çok güzel cümleler var... Kitabı anlatmak, anlamak kadar ustalık istiyor. Okumadıysanız eğer okumanızı tavsiye ederim
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Alkım Yayınları · 200656,4bin okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2019 12. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2019 22:52
Esaret içinde imkansız aşkın hikayesi. Çocukluğundan itibaren esir hayatı yaşayan Dilber'in imkansız bir aşka düşmesiyle devam eden zorluklarını anlatıyor.İnsanları esir etmenin,hor görmenin çirkin yüzünü okuyup üzülüyorsunuz bu kitapla. Sonu beni tatmin etmedi açıkçası ne olduğunu anlayamadım bile beklediğim gibi değildi belki de.Sevdim ve bir günde bitirdim tavsiye ederim.Okunması gereken zamanının önemli eserlerinden.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Alkım Yayınları · 200656,4bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
Sami Paşazade Sezai bir cariyenin hayatını anlatarak esir alım satımını, bunun ne kadar vicdansızca ve insafsızca yapıldığını anlatıyor. Kitabın konusu gelecek olursak; Kafkasya'da yaşayan ve çok güzel bir kız olan Dilber'in vatanından ayrılıp esircilerin eline düşüp İstanbul'a getirilmesi ve bir aileye köle olarak satılması ile başlıyor. Dilber'in gördüğü eziyet ve aşağılanma karşısında daha fazla dayanamayıp kaçması ve satıldığı diğer evde büyüyerek düştüğü aşk hikayesi anlatılıyor. Romanda her ne kadar esir ticaretinin korkunçluğunu anlatılsa da aşka derince yer verilmiştir. Öncelikle eski dönemde insan ticaretinin olması kesinlikle çok can sıkıcı bir durum. Kitapta geçen Dilber karakteri ise 9 yaşında bir esir hayatı sürmüştür. O kadar çok işkence görüyor ki fiziki ve psikolojik yönden üzüntüyü, çaresizliği derinden hissediyorsunuz. Bu yönüyle bile kitaptan; esaretin her türlüsü her yaşı etkiler mesajını alabilirsiniz. Sami Paşazade Sezai, Sergüzeşt'te ele aldığı kölelik ve özgürlük temaları nedeniyle, yazıldığı dönemde hükümet tarafından gizlice göz altında tutulmasına ve Paris'e gitmesine neden olduğunu düşünürsek yazarın gerçekleri söylediğini anlayabiliriz Sergüzeşt macera serüven anlamına gelmektedir. İçerisinde aşk konusu çok hassas işlenmiş. Duygu yoğunluğu fazla olan ama insanı yormayan bir kitaptı, okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,4bin okunma
Yağıyor! Yağıyor! Aralıksız yağmur yağıyordu!
8/10
·112 syf.··
2026 33. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 23:16
Sergüzeşt Zavallı Dilber'in hikayesi. Akıcı ve sürükleyici. Tanzimat döneminde yazılmış muhteşem eserlerden biri. Olay örgüsü çok güzel. Kelimeler bu kadar mı güzel ve anlamlı kullanılır. Aşk ve çaresizlik müthiş işlenmiş. Betimlemeler fevkalade. Kitapta cariye ticaretinden bahsedilmiş,esaret eleştirilmiş, muhteşem bir özgürlüğe kaçış. Kitaplığınızda yer almayı hakeden bir roman. İnsanın hayatın görev ve sorumluluklarından istifası.. Kesinlikle okunmalı. Okutulmalı. Keyifli okumalar...
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Panama Yayıncılık · 201556,4bin okunma

Yazar Hakkında

Samipaşazade SezaiYazar · 18 kitap
Sami Paşazade Sezai (Osmanlıca: سامى باشا زاده سزائى), (d. 1859 İstanbul - ö. 26 Nisan 1936 İstanbul) Türk realist öykücü, romancı.rnrnTürk Edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğiyle edebiyat tarihinde büyük önem taşıyan “Sergüzeşt” adlı romanın yazarıdır. Türk edebiyatında modern kısa hikâyenin kurucularındandır. Yaşamı 1859 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı (Eğitim bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap, Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. Yirmi yaşına kadar resmi bir görev almayıp, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. “Maarif” başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı. 3 perdelik bir piyes olan “Şir” isimli ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü, İstişare Odası’na memur oldu. Bu dönemde Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı. 1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.rnrnSergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanıştı; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlattı.rnrnII. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.rnrnMütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.rnrnSon yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.rnrn1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi. Edebi Kişiliği İlk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı “Şir” adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında veren sanatçı; roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu. Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak edebiyatımızda yer aldı; cariyelik ve kölelik siteminin eleştirildiği roman, onun en ünlü eseri oldu. Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca’ya çevrildi. Romanının getirdiği ünle hikâyeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikâyeleri ile kısa hikâye türünü, Türk edebiyatına soktu. Tanzimat döneminin en genç yazarı olan sanatçı, “Küçük Şeyler” adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkiledi. Namık Kemal’in etkisiyle bir çok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. “Sanat için sanat” anlayışıyla eserler verdi. Konularını her zaman yerli hayattan seçti.