Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Yağıyor! Yağıyor! Aralıksız yağmur yağıyordu!
8/10
·112 syf.··
2026 33. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 23:16
Sergüzeşt Zavallı Dilber'in hikayesi. Akıcı ve sürükleyici. Tanzimat döneminde yazılmış muhteşem eserlerden biri. Olay örgüsü çok güzel. Kelimeler bu kadar mı güzel ve anlamlı kullanılır. Aşk ve çaresizlik müthiş işlenmiş. Betimlemeler fevkalade. Kitapta cariye ticaretinden bahsedilmiş,esaret eleştirilmiş, muhteşem bir özgürlüğe kaçış. Kitaplığınızda yer almayı hakeden bir roman. İnsanın hayatın görev ve sorumluluklarından istifası.. Kesinlikle okunmalı. Okutulmalı. Keyifli okumalar...
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Panama Yayıncılık · 201556,4bin okunma
Sergüzeşt
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2025 00:51
Bu eser özgürlüğün ne denli kıymetli olduğunu bizlere hatırlatırken yüreğimize ince bir aşk sızısı dokunduran kitabın sonlarına doğru yanılmayı içtenlikle dileten kıymetli bir eserdir. Tüm esirlerin hakettiği özgür yaşama ulaşmasını diliyorum.
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Panama Yayıncılık · 201556,4bin okunma
8/10
·112 syf.·
2021 4. kitabı
Sergüzeşt Bir aşk romanı. Ve tabii ki romana konu olduğuna göre kavuşulmamış bir aşk. Kavuşulunca büyüsü bozuluyor  çünkü aşkın. Ve herhangi bir hikayesi de olmuyor. Burada da aşkı büyüten ve anlatılmaya değer kılan kavuşulmamış olması. Roman, Dilber isimli  esir bir kızın etrafında gelişiyor. Ben burada konuya girmekten ziyade romanda geçen "kölelik"ten bahsetmek istiyorum. Romanın geçtiği dönem itibariyle köleliğin geçerli olduğu bir dönem. Ve Dilber de ticari bir mal gibi köle taciri tarafından satılıyor. Hem de şöyle bir sözleşme ile; "Çerkez asıllı olan, dokuz yaşında, kul cinsi esir bir kızı, hastalıksız olarak, Harput Mal Müdürü Mustafa Efendi'nin eşine, kırk  Osmanlı lirası karşılığında satıp, sözleşmenin tarafı olan hanıma teslim ettiğimi beyan ederim." Evet, yanlış okumadınız bir insan sözleşme yapılarak ticari bir mal gibi satılıyor. Bu utanç özleşmesi ile satılan Dilber'in çilesi satılmakla bitmiyor.  Satıldıktan sonra gitmiş olduğu evlerde, ev sahiplerinin şiddeti dahil her türlü eziyetleriyle karşılaşıyor. Onlara her şey yasaktı, tek bir şey serbestti. O da ağlamak. Kitapta şu alıntı bunu çok iyi anlatıyor; "Ağlamak esirlerin en büyük hakkıdır. Biz o hürriyete sahibiz.!" Evet, onların tek bir hürriyeti vardı o da ağlamak. Sadece gözyaşları özgürce akabiliyordu. Dilber köle olarak gitmiş olduğu son  evde ev sahibinin oğlu Celal Bey'e aşık olur. Ancak bir köleye aşk da yasaktır. Aşık olduğu için sürülür ve bir şekilde yolu Mısır'a kadar gider. En sonunda da  çekmiş olduğu aşk acısına dayanamayarak kendini Nil Nehri'ne atarak yaşamına son verir. İntihar, kitapta şu şekilde tanımlanmıştı: "İnsanın hayatın görev ve emirlerine karşı kayıtsız kalması; bozulmuş bir zihnin kadere karşı düşmanlık silahı, üzüntünün silahlanmış kızı olan intihar." Dilber bu
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Panama Yayıncılık · 201556,4bin okunma
8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2020 21:36
Esaret altında olduğunuzu bir eşya gibi alınıp satıldığınızı düşünün. Daha 9 yasındayken köle pazarlarında satılan dilber.. . Kitabı okurken halime binlerce kez şükrettim. İnsanları ötekileştirmek duygularını hiçe saymak sürekli aşağılamak dövmek aç bırakmak işkence etmek işte efendilerin köleler üzerinde uygululadıkları yönetim şekli. İnsan bu dünyanın başına gelmiş en kötü şey... zavallı dilber acılar içinde geçen bir ömür aşk ayrılık. Hepsini bu kitapta bulacaksınız. Keyifli okumalar dilerim.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Panama Yayıncılık · 201556,4bin okunma
8/10
·112 syf.·
2020 19. kitabı
Sanki bir filmin içinde, kendi kalbinde özgür olmak isteyen bir esir gibi okudum..acıyı ve sevgiyi hissettim. Son satırlarında kalbimin en güzel noktalarına dokundu.. Bu kitap, bu talihsiz bizi nereye götürüyor? Özgürlüğümüze!
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Panama Yayıncılık · 201556,4bin okunma
10/10
·112 syf.··
2021 53. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2021 12:49
Romanda, Tanzimat dönemindeki düşünce sistemi ve kölelik durumu eleştiriyor. Kitabın dili dönemine göre oldukça anlaşılır ve sade. Betimlemelere ve uzun cümlelere sıkça yer verilmiş. Eserde 9 yaşında köle olarak satılan bir kız çocuğunun acıklı hikayesi anlatılıyor.
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Panama Yayıncılık · 201556,4bin okunma
7/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2020 18:08
Dönemin tüm edebi izlerini içinde barındıran, rahatlıkla bunu görebileceğiniz güzel bir eser. Kitapta güçlü bir öykü var. Gerçekten yaşanmış olma ihtimali olan birçok olaylar yer aldığı için duygusal olarak sizi etkisi altına alıyor. Bunu yaparken de oldukça zengin bir anlatım, ifade ve edebiyatla da eşlik ediyor. Hemen hızlıca okuyup bitirebileceğiniz ince bir kitap olduğu için de detaylı betimlemelerle dolu cümleler kitabın sonunda sizi çok rahatsız etmemiş oluyor. Biliyorsunuz ki neredeyse Osmanlı'nın tamamen yıkılmasına kadar kölelik kavramı (bu kelime hizmetçi kelimesi ile ifade edilerek yumuşatılmaktadır ancak kelimenin kendisi hizmetçi olsa da fiilen yaşanan durumlar yine köleliktir) devam etmiştir. Belki daha fecilerini bile yaşamış kölelerin olabileceği o dönemlerde, bir kölenin yaşadığı onur kırıcı yaşamın gözler önüne serildiği bu eser, nasıl olur da bir aşk hikayesi olarak lanse edilir insan doğrusu hayret ediyor. Bu kitap olsa olsa insanlığın yüz karası kölelik mefhumuna karşı yazılmış bir manifestodur. Hor görülerek, sürekli aşağılanarak, dövülerek ve aç kalarak yaşanan bir hayatın nasıl olabileceğini belki bir zerre kadar da olsa bizlere betimliyor. Öyle ki, kendi vatanında özgür bir insanın Avrupa'nın hemen yanı başında köleleştirilmesindeki ızdıraplarla romana başlayan yazar, Mısır'da yine ızdıraplarla ölerek özgürleşmesini anlatarak aslında mükemmel bir bağlantı kuruyor. Sergüzeşt, acele etmeden sindirerek okumanızı tavsiye edeceğim bir kitaptır.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Panama Yayıncılık · 201556,4bin okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2019 25. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2019 05:58
Ben okurken yazarı çok merak ettim ve wikipedia’da şöyle bir izahata rastladım: “Sergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı....” Esirlik, esaret, ırk, dil, din ayrımları, zenginlik, fakirlik ayrımları, cinsiyet ayrımları, vs, beni zaten çok rahatsız eden konular. Bu kitabı okurken zaman zaman sinirleniyorsunuz da. İnsan Hakları Bildirisi’ni çıkarmak için neden bu kadar geç kaldılar, merak ediyorum. Dilber belki hayalî bir karakter. Peki ya cismen var, fikren yok yaşamış binlerce gerçek karakterler? Esir Dilber’le empati kurmak beni çok fazla rahatsız etti. Yazarın amacı belki de rahatsızlık verip duyarlılığa davet etmekti ki amacına ulaştığını sanıyorum. Onun bir eşya gibi, bir mal gibi alınıp satılmasını, âşık oluşunu, aşkına yapılan saygısızlığı, sürekli görmezden gelinişini ve kızın sonunu hüzünle okudum. Dilin sadeliğini, konunun akışkanlığını, herşeyin ve herkesin detaylı tasvirlenmesini çok sevdim. Tüm rahatsız ediciliğine ve asıl olayının zaten bu oluşunu düşündüğümden ötürü de herkese bu eseri “şiddetle” tavsiye ederim.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Panama Yayıncılık · 201556,4bin okunma
8/10
·112 syf.··
2020 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2020 20:08
Betimlemeler harika! Türk edebiyatına olan ilgimi artıran bir romandır kendisi. Bu kitabı okuyana kadar beynelminel edebiyata daha çok ilgi duyduğumu inkar edemeyeceğim. Ama Sergüzeşt klasik kitap okuma tercihlerimi gözden geçirmeme, özeleştiri yapmama sebep olan, konu ve diliyle Türk edebiyatını ihmal ederek ayıp ettiğimi yüzüme vuran güzel bir romandır.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Panama Yayıncılık · 201556,4bin okunma
Sergüzeşt - Sami Paşazade Sezai
8/10
·112 syf.··
2020 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2020 18:00
Sergüzeşt kelime anlamı olarak macera demektir. Türk Edebiyatında romantizmden realizme geçişin ilk örneği olarak kabul edilir. O dönemin diğer yazarlarının da ele aldığı bir konu olan esaret ve insan ticareti yazar tarafından eleştirilmektedir. Kitapta esir olan Dilber’in yaşadıkları ve Cemal Bey ile olan imkansız aşkları anlatılmaktadır . Eserin özetini yapmaktansa eserle ilgili az bilinen birkaç şeyi aktarmanın daha faydalı olacağını düşünüyorum. Öncelikle Sami Paşazade Sezai, babasının konağında Çerkes esir kızların hayatlarını yakından görmüştür. Eserde realizme özgü tahlillerin bu kadar iyi yapılmasının nedeni bu olsa gerek. Ayrıca, Küçük Şeyler kitabında yer verdiği “Bir Kitab-ı Sengü Mezar” adlı manzumesini kendi yaşadığı konaktaki Vuslat adlı Kafkasyalı bir esir için yazmıştır. Vuslat 21 yaşında veremden ölmüş ve Sami Paşazade Sezai, manzumesinde belirttiği gibi çok gözyaşı dökmüştür. Celal Bey’in Dilber için duyduğu o derin sevginin, aslında yazarın Vuslat’a duyduğu aşkı yansıttığını söyleyebiliriz. Ben genel olarak eseri beğendim. Her şeyi gözümde canlandırarak, Dilber’in yaşadıklarını, ikisinin aşkını ve ayrılığını sanki kendim yaşarcasına okuduğum bir eser oldu. Sonu hiç beklemediğim bir şekilde bitti, çok anlamlı ve bir o kadar da dokunaklıydı.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Panama Yayıncılık · 201556,4bin okunma

Yazar Hakkında

Samipaşazade SezaiYazar · 18 kitap
Sami Paşazade Sezai (Osmanlıca: سامى باشا زاده سزائى), (d. 1859 İstanbul - ö. 26 Nisan 1936 İstanbul) Türk realist öykücü, romancı.rnrnTürk Edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğiyle edebiyat tarihinde büyük önem taşıyan “Sergüzeşt” adlı romanın yazarıdır. Türk edebiyatında modern kısa hikâyenin kurucularındandır. Yaşamı 1859 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı (Eğitim bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap, Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. Yirmi yaşına kadar resmi bir görev almayıp, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. “Maarif” başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı. 3 perdelik bir piyes olan “Şir” isimli ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü, İstişare Odası’na memur oldu. Bu dönemde Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı. 1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.rnrnSergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanıştı; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlattı.rnrnII. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.rnrnMütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.rnrnSon yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.rnrn1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi. Edebi Kişiliği İlk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı “Şir” adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında veren sanatçı; roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu. Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak edebiyatımızda yer aldı; cariyelik ve kölelik siteminin eleştirildiği roman, onun en ünlü eseri oldu. Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca’ya çevrildi. Romanının getirdiği ünle hikâyeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikâyeleri ile kısa hikâye türünü, Türk edebiyatına soktu. Tanzimat döneminin en genç yazarı olan sanatçı, “Küçük Şeyler” adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkiledi. Namık Kemal’in etkisiyle bir çok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. “Sanat için sanat” anlayışıyla eserler verdi. Konularını her zaman yerli hayattan seçti.