Osmanlı sınıfı, kendini milleti hakime suretinde görür, idare ettiği Türklere milleti mahkume nazarıyla bakardı. Osmanlı daima, Türk'e eşek Türk derdi. Türk köylerine resmi bir şahıs geldiği zaman, ''Osmanlı geliyor'' diye herkes kaçardı.
Serveti Fünun mektebi, Osmanlı edebiyatının en parlak bir devridir. Bu mektebe mensup olan ediplerle şairler ekseriyetle şüpheci, kötümser, ümitsiz, hasta ruhlar suretinde tecelli etmişlerdir. Hakiki Türk ise kesin bilgili, iyimser, ümitli ve sağlamdır.
Millet, ne ırki, ne kavmi, ne coğrafi, ne siyasi, ne de iradi bir zümre değildir. Millet; lisanca, dince, ahlakça ve bediiyatça müşterek olan, yani aynı terbiyeyi almış fertlerden müşterek bulunan bir zümredir. Türk köylüsü onu ''Dili dilime uyan, dini dinime uyan.'' diyerek tarif eder.
Memleketimizde vaktiyle dedeleri Arnavutluk'tan yahut Arabistan'dan gelmiş milletdaşlarımız vardır. Bunları Türk terbiyesiyle büyümüş ve Türk mefkuresine çalışmayı alışkanlık haline getirmiş görürsek, diğer milletdaşlarımızdan hiç ayırmamalıyız.