Çok geçmeden, "Hayallerimizden vazgeçip huzura kavuştuğumuzda, kısa bir dinginlik dönemi yaşarız," dedi. "Ama ölü hayaller içimizde çürümeye ve tüm varlığımızı köreltmeye başlar. Çevremizdekilere karşı zalimleşir, sonra da bu zalimligi kendimize yöneltmeye başlarız. İşte o zaman hastalıklar ve ruhsal bozukluklar baş gösterir. Savaşta kaçınmaya çalıştığımız düş kırıklığı ve yenilgi, korkaklığımız yüzünden tepemize çöker. Ve bir gün, ölüp gitmiş hayaller soluk almamızı güçleştirir ve ölümü arar oluruz. Bizi sınırlılıklarımızdan, işimizden ve pazar öğleden sonlarının o korkunç huzurundan kurtaran, ölüm olur.