“biz o bankta oturmuşuz
kalubela'dan beri
kaç bahar görmüşüz kim bilir
kaç zemheri
ilk kez ayın halesine sırnaşığım
yaşım yirmi altı
sana kırk senedir aşığım.”
Biz o bankta oturmuşuz Kâlu Belâ'dan beri.
Kaç bahar görmüşüz kim bilir kaç zemheri.
İlk kez ayın halesine sırnaşığım; yaşım yirmi altı.
Sana kırk senedir aşığım.
Telafisi mümkün olan her şeyin ölçüsüne aşığım nedense.
Farkına varmadan yapılan en küçük açıklama bile nabzımı heyecanlandırıyor.
Belki buna fıtrat diyoruz.
Belki de akışa bırakılmış bir alışkanlık.