Tanıyamadılar beni,
Ama ben, kendi kendime aşikârım.
Küstüm artık,
Ve bu küskünlük, dünyayı baştan aşağı değiştirecek kadar,
Kocaman, apansız ve hür bir isyandır
Tanımıyorum ki ben seni sevdiceğim
Sadece gülüşüne aşikarım
O mahzun bakışına esirim
Sevdaya kelepçe vurulurmu?
Tanımıyorum ki ben seni sevdiceğim
Sadece, içime çektiğim kokunu bilirim
Dokunduğum narin saçlarını bilirim
Yüzünde ki saf tebessümü bilirim.
Tanımıyorum ki ben seni sevdiceğim
Ben Ağrı dağının eteğinde
Sana vurulduğumu bilirim
İşte tanımıyorum ben seni
Tanımıyorum, tanımıyorum...
Yılmaz BESLER
Ne anlarım şiirden, deyip oturdum kalem kağıdın dibine. Başladım, aşk-ı figanına tutuşmuş bir bez parçası misali yazıp durdum; Mecnun’un “Leyla, Leyla” deyişi gibi. Onca mısra dizdim, onca sual sordum; tek bir cevap alamadım. “Sana aşikârım,” diye…
Yusuf sunar.