İşte şimdi batan şemsiye telleri yüzünden kanayan eliyle (ne gülünç) Bislett'teki döner kavşakta durmuş onu düşünüyordu ve çiseleyen yağmur altında ne yapacağını, hangi yola yöneleceğini bilemiyordu. Felaket vuku bulmuştu bir kere.
...
Bu da demekti ki bitti artık, diye düşündü Elias. Çok feci ama geri dönüş yok.
Söyleşmeye teşebbüs bile etmiyordu insanlar. Karşılıklı konuşmayı, kişisel ya da toplumsal bir konu üzerine yoğunlaşarak tartışmayı, hiç değilse bir şeyin iç yüzünü kavramanın getireceği anlık parıltıyı yaşamayı istemiyorlardı.
Marksizm'i insanların kapitalizmden kaynaklanan hayallerini, umutlarını, düş kırıklıklarını ve gizli tutkularını anlamaya yarayan bir araç olarak görüyordu.