Bunca yıldır bu anın hayalini kurup durdum ben; dönüp omzumun üzerinden arkamı kontrol etmek zorunda kalmayacağım, sonuçlarından korkmaksızın nihayet kendi adımı kullanabileceğim bir günün hayalini. Gördüğüm rüyalarda, göz kamaştırıcı bir keyif anı bu; bulutların aralandığı, şampanyanın aktığı ve yaşadığım mutluluğu gökyüzüne haykırdığım an. Ancak o anın bu şekilde gerçekleşmesini beklemiyordum. İnsanın ayaklarını yerden kesen çılgınca bir neşe yerine, daha hafif şeyler hissediyorum. Bütün bu yıllar boyunca korku sürekli hayat arkadaşımdı, şimdiyse korku olmadan hayatımı sürdürmeyi öğrenmem gerekiyor.
Demek ki bazen, diye düşündü Jane, insana en büyük mutluluğu verebilecek kişi hiç dikkat etmediği biri oluyor, belli bir mesafede, sabırla bekleyen biri.
Gözlerini kaybettiği zaman, diye düşündü, bir zamanlar kaçırdığı bütün görünmez detayları fark edebiliyor insan, aynı ayın gökyüzünde olduğunu ancak güneş battıktan sonra fark edebildiği gibi.