Her zamanki gibi mükemmel!
Aşırı keyif aldığım bir okuma oldu.Kesinlikle tavsiye ediyorum.Ayrıca kişilerin içsel seslerine yönelik günlük tarzı olduğu için kurgusu ben Suzan Defter kitabına benzettim.
Tüm kadınlar Duygu Asena okumalı
Bitti..
Sonrasında filmi de çıkan bu kitap içimde bir yaradır. Alıştığımız o pembe kitaplar gibi başlayıp bambaşka bir sona doğru uzanıyor. Hayat dolu bir kız olan Lou kazadan sonra felç kalan huysuz Will’e bakıcılık yapmaya başlar…
Senden Önce BenJojo Moyes · Pegasus Yayınları · 201333,1bin okunma
Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. 'Aman sakın kendini' diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ' Bırak kendini, koy gitsin! ' Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!
Aşkın Kırk YoluŞems-i Tebrizî · Tutku Yayınevi · 201479 okunma
Yazarın diğer kitaplarına istinaden (Bir Öfke Kralı kitabı gibi olamaz.) güzeldi. Karakterlerimiz kendilerine göre bir aşk yaşadı. Pes etmediler ve bir prenses bir koruma aşkına şahit olduk.
Erkek karakterimiz kendinden emin şekilde davranışı, kadın karakterimizin kendini yeni yeni bulması ve ikisinin bir olup sevgilerine sahip çıkıp, çok eski katı kuralı değiştirmeleri güzel bir detaydı.
Bu serinin her kitabını okuduğumda, " Neden bu sevgiler kitaplarda kalıyor ki? Neden bu karakterler kadın, erkek ayırmaksızın gerçek hayatta olamıyor ki" diye sormadan edemiyorum. Sonra dünyamızın gerçekleri ile yüzleşiyorum.
İncecik bir kitap fakat içeriği tamamen tüm hayata dair .Aşk ,hayat,evlilik, ticaret ve daha birçok konu barındırıyor. Anlamak isteyene mesaj dolu bir kitap. Kesinlikle okunmalı
Filmini izlemeyen yoktur herhalde onun için çok detaya girmeden birkaç şey yazayım. İlyas adında bir kamyon şoförünün alkollü iken yaptığı bir sadakatsizlik yüzünden hayatlarının nasıl paramparça olduğunu anlatıyor özetle. Okurken ne olacağını bildiğiniz, bazı sahneleri daha önce gördüğünüz halde kitabın bazı yerlerinde gözleriniz nemlenebiliyor. İlyasın oğlu ile karşılaşması mesela. Çok etkiledi beni okurken.
Bir de Asel'in(Asya) sonradan birlikte olduğu eşi Baytemur hayat hikayesini anlatıyor bir yerde. Okurken ister istemez empati kuruyorsunuz ve çok çaresiz hissettiren bir durum var. Dağ başında bir evde karısıyla küçük kızlarıyla otururken askere çağırıp savaşa götürüyorlar. Orada onları bir başlarına bırakıp gitmek zorunda olmak ve geldiğinde hiçbirinin artık olmaması... Böyle şeyleri düşünmek bile korkutuyor beni. Belki de bunun herhangi bir anda dünyada herkesin başına gelebilecek olması korkusu yüzünden böyle hissediyorum. Kahrolsun savaşlar, aileleri parçalayan herşey kahrolsun...
Birkaç gereksiz bilgi de vereyim.
Filme Asya ismi ile geçiyor ilyasın sevdiceği ama burada orijinal halinde Asel. Asel belki asya anlamına geliyordur onun için bunu kullanmış olabilirler dite düşünebilirsiniz ama öyle değil Asel Kur'an-ı Kerim'de Muhammed Suresi 15. Ayette cennete akan bal ırmağını anlatırken geçen bir kelime. Bizde filmin çekildiği yıllarda çok yaygın kullanılmıyor bu isim.
Son olarak kitap çok güzel ama Türkan Şoray ve Kadir İnanır gibi insanlar bu duyguyu kitabından daha güzel geçiriyor. Cengiz Aytmatovun kalemine edilecek söz yok çok iyi yazıyor ama filmi kitabı gölgede bırakacak kadar güzel.