Aşk zaten bir yanılsama iken...
Sosyal medyadan aşk çıkmaz. Nokta. Çünkü orada olan şey insan değil, insanın seçilmiş hali. Gerçek değil, ayıklanmış görüntü. Kimse orada olduğu gibi durmaz; herkes biraz daha düzgün, biraz daha kabul edilebilir, biraz daha “beğenilir” halini koyar ortaya. Sonra insanlar o kurgulara bakıp gerçek bir şey bulduğunu sanır. Bulduğu şeyin kendisi bile değildir aslında. Ben buna sevgi demiyorum. Bu, boşluğu doldurma alışkanlığı. Gerçek bir insanla karşılaşmanın ağırlığına girmemek için kurulmuş kısa yol. Çünkü gerçek insan yorucudur; susar, değişir, geri çeker, bazen anlaşılmaz olur. Sosyal medya ise bunların hiçbirini göstermez. Her şeyi düzleştirir. Bu yüzden orada bağ kurduğunu sananlar aslında bir insanla değil, onun düzenlenmiş versiyonuyla konuşur. Ve düzenlenmiş bir şeyle gerçek bir şey arasında ilişki olmaz. Sadece yanlış bir devam hissi olur. Görmek, tanımak sanılır. Oysa görmek yüzeydedir. Tanımak ise yüzeyin altına inmeyi gerektirir. Orada ise kimse derine inmez; çünkü derinlik, kontrol edilemeyen şeydir. İnsanlar orada birbirini seçmez, tüketir. İlgi biter, ekran kaydırılır, yerini yenisi alır. Bu döngüde sadakat değil, dikkat vardır. Ve dikkat, sevgi değildir. Sonra bir gün ekran kapanır. Ve geriye kalan şey çoğu zaman aşk değil; sadece kendini kandırmış olmanın sessizliği olur.
1000Kitap
Ne seni unutabiliyorum, ne senden kalanları. Başımın içinde bir kanser tümörü gibi büyüyor, büyüyorsun. Seni unutamamanın verdiği acılara dayanamıyorum artık. Unutamamanın bu kadar kahredici, çıldırtıcı olduğunu bilmezdim.Her yerde, her zaman benimle birliktesin; işin kötüsü her şey seni hatırlatıyor. Kalabalıkta gelişigüzel söylenmiş bir söz bile yetiyor seni düşünmeme. Yalnızlığımda ise sesin kulaklarımda çınlıyor, avuçlarının serinliğini hissediyorum alnımda.Yaşanmış zamanlar bir film şeridi gibi geçiyor hafızamdan. Anılarımızı en küçük noktasına kadar birer birer hatırlıyorum. Ümit Yaşar Oğuzcan
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitap karakterlerinden devam
Yakın zamanda fark ettim, kendi aşk hayatımı kendim baltalıyorum çünkü evlilik korkunç görünüyor. Çevremde bir tane düzgün evlilik görmedim. 3-5 boşanma var yakınımda ve en mutluları da olanlar. Ve gördüğüm kadarıyla evliliklerin çoğunluğunda kadınlar çekiyor ve ben alttan alacak tip değilim. Şu ana kadar gördüğüm en düzgün evlilikte ikisi birden tam zamanlı çalışıyordu ama ev işlerini yine kadın yapıyordu. Neymiş efendim adam beceremiyormuş.... Silahlaştırılmış beceriksizlik. Ve bu yaşta ilişkiler kısa sürede evliliğe gideceği için hissettiğim ufacık hoşlanma hissini gömüyor, bana yürünüldüğünü fark ettiğim an kaçıyorum. Çünkü ben gördüğüm evliliklerdeki gibi sürünmek istemiyorum ve evliliğe/birlikte yaşamaya gitmeyecek, sonunda üzüleceğin duygulara niye başlayasın?
Duygu ve Düşünce
Okunmuş bininci kitap
Tamam, belki çeyreğindeyim ömrün, belki yarısı, Belki çektiğim acılar daha nicelerinin tortusu. Eksik parmağım, seyrek saçım, Sağır kulağım, Topal ayağım, Kokudan mahrumluğum, Uyanıkken bile uyku mahmurluğum, Ve tabii tevellütten beridir yüreğimde taşıdığım kalp ağrısı, aşk sancısı… Ne ki tüm bunlar, ne ki bunların kıymetsiz hikâyeleri? Tamam, belki az evvel okuduğum bininci kitaptır, Belki yetecek tüm ömrüme, bugüne dek okuduklarım, Belki en baştan ve ezberlercesine yeniden okumalı, Belki bir bilge gibi ihtiyatla yaklaşmalı artık onlara. Yahut artık ortaya dökmek vaktidir, bin kitaplık zihnin karmaşasını… Belki bir şiirdir bu, belki henüz tanımı olmayan bir söz sanatı. Belki ne anlattığı belirsiz, Belki girişten ibaret, gelişmesiz ve sonuçsuz… Tamam, bu okuduğum bininci kitaptır henüz genç ömrümdeki, Nasıl bir aceleyle yaşadığımın da kanıtıdır bu tozlu raflar. Belki karanlık bir gecenin tenhalığında kaybolduğum bir sırada, Bir Denizkızı çıkar karşıma ve “anlat” der bana, “Anlat tüm bildiklerini bir çırpıda,” Bense muhtemeldir, kesindir: utangaçlığın ve mahcubiyetin kızarıklığıyla, “Unuttum tüm bildiklerimi ve şimdi sen varsın karşımda, öyle ise sensin artık bin kitaplık zihnin tüm içeriği…” diye gevelerim, saçmalarım bir çırpıda…
James Arthur-impossble
Hatırlıyorum yıllar önce, Biri dikkatli olmamı söylemişti, Söz konusu aşk olduğunda, Ben de öyle yaptım.  .... Ve şimdi Her şey bittiğinde ve söylenecek hiçbir şey kalmadığında Sanki hiçbir şey yokmuş gibi çekip gittin Sen kazandın, gidip onlara söyleyebilirsin.   Ve şimdi her şey imkansız.
Müzik
Mecnun gibim...
Mecnun gibi dolaşırım çöllerde Hayal beni savuruyor yel gibi Ah çeker ağlarım gurbet ellerde Durmaz akar gözüm yaşı sel gibi Hesapsız günlerim gelip geçiyor Varıp sır'ın yâd ellere açıyor Evvel benim idi şimdi kaçıyor Beni görüp saklanıyor el gibi Âşkın beni deryalara daldırır Bir dem ağlatır da bir dem güldürür İster azat eder ister öldürür Âşık Veysel kapısında kul gibi