Hiç böyle hayal etmemiştim.
5/10
·408 syf.··
2026 72. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 19:42
Biliyorsunuz ki Labirent: Ölüm Emri ve Labirent: Virüs Kodu , bayıla bayıla okuduğum iki kitaptı lakin bu kitabı üzülerek söylemeliyim ki hiç sevemedim. Üçüncü kitaba büyük bir beklentiyle başlamış bulundum. Asıl kitaba girmenin heyecanı vardı üzerimde. Sanıyorum ki filmi böyleyse kitabı bal börek... Sanki yazar, kendi kitabını çalmaya çalışıyormuş da çalamamış gibi bir hissiyat yarattı bende. Öncelikle kitabın sıkıntılarını tane tane ele alalım. Yazar, bu hafıza kaybı olayını çok fena eline yüzüne bulaştırmış. ilk, iki kitabında karakterler bu kadar güzel ve derinlemesine işlenmişken; olay örgüsü, yer, mekan, zamanda cabası... hepsini sıfırlamak hangi akla mantığa sığar, işte bunu anlamıyorum. Madem Labirent: Ölüm Emri ve Labirent: Virüs Kodu'nu yazacaktın o vakit neden bize bu üç seriyi okuttun. Şimdi birde bu kronojik okuma karmaşaşı var ortada. Hani orada da kitabı yazılma sırasıyla okursan büsbütün kördüğüm olursun. Bana kalırsa bir yerde tercih yapılmalıydı ve bu tercih kesinlikle ama kesinlikle bizim bildiğimiz üçlemeden ziyade sonradan yazılan "ÖLÜM EMRİ VE VİRÜS KODU'NDAN" yana olmalıydı. Yukarıda bahsettiğim kitapları ya okumayın yada ilk üçlü ve sonrasında Newt'e ne oldu sorusunun cevabını Labirent: Deli Sarayı'nda alıp bu kitabı tadında bırakın. BUNDAN SONRASI SPOİLER; İkinci kitapta aile olan bu grubun birbirine tamemen yabancı olduğu bir kitap düşünün, Thomas'ın zekilerden aptallığa terfi ettiği bir evren. Her şey Teresa ve Chuck'tan ibaret olan bir dünya. Abi ben anlamıyorum. Bu karakterler senin önceliğinse sen arkaadaşların için ne diye labirente girdin? Kaç git. Hafıza kaybından sonra da bu önceliği değişmedi ama bir aptal gibi oraya girmesi ve onlarca insanın ölmesi sonucu kalan tek karakterimiz de Thomas ve Teresa'ydı. Olan minik Chuck'a ve Alby'ye oldu. Beyaz Leke'de de benzer bir durum söz
Labirent: Ölümcül KaçışJames Dashner · Pegasus Yayınları · 201411,7bin okunma
Puan vermedi·444 syf.··
2026 145. kitabı
Canan Tan'ın o naif ve akıcı diliyle, Aslı ile Murat'ın imkansızlıklar, töreler ve ayrılıklarla sınanan o buruk aşk hikayesini kalbim acıyarak okudum. Yazar, her şeye rağmen kopamayan iki yüreğin hikayesini anlatırken, insanın kaderiyle ve toplumun kalıplarıyla olan mücadelesini çok duygusal bir tonla işlemiş. İlk sayfadan son sayfaya kadar beni içine çeken, okurken hem gözlerimi dolduran hem de bitirdiğimde içimde derin bir sızı bırakan çok içten bir romandı.
Yüreğim Seni Çok SevdiCanan Tan · Doğan Kitap · 201638,6bin okunma
Reklam
8/10
·336 syf.··
2026 62. kitabı
Fantastik bir kitabı keyifli ve akıcı yapan tüm klişelere sahip, 7,5 tan 8 verdiğim şu canım serinin ilk kitabından çok büyük bir keyif aldığım doğrudur.:)) Alaycı, zeki, komik, vurdu mu gol olan, yufka yürekli ana karakterimiz Kallik e aşırı bayıldım. En iyi arkadaşı, kızkardeşim dediği Cinth için ise gözlerim kalp hatta gözlerim aşk. Hayatta şöyle bir arkadaş herkese acilinden lazım. Ayrıca yine bayıldığım bir diğer karakter olan koca dev, ren geyiği,… Ruby var. Nedense onu okurken zihnimde hep Gandalf ın görüntüsü canlandı, pipodan ötürü büyük ihtimal. Bir nevi düşman sayılan, hafif kötü ve içe kapanık çocukluk aşkı Faolan da var, ee daha da ne olsundu.:)) Aşk işleri bu kitapta tam olarak istediğim şekilde ilerlemedi ama serinin devamı için ümit verici adımlarda atılmadı değil hani. Hekesin öldürmeye çalıştığı, kendisininde her defasında “hazırım ölüm gel al beni” dediği ama bir türlü de ölmeyen Kallik in hikayesinin devamını aşırı merak ediyorum. Önerisi için canımcığım Xarıbülbül de çok teşekkür ederim. Kesinlikle tam benlik bir seriydi sevdim, pek sevdim, daha da seveceğim gibi.:))
1000Kitap
Bal ve Kül SarayıShannon Mayer · Ren Kitap · 20269 okunma
10/10
·448 syf.··
2026 57. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 12:42
Selamlarrrr Bugün sizlere çok merak ettiğim bir serinin ilk kitabıyla geldim. Özellikle bana yakın arkadaşım övdüğü için daha çok merak ediyordum seriyi. Haksız da sayılmazmış her bir sahnesine bayıla bayıla, düşe düşe okudum. Hele bir erkek karakterimiz var üffff Neyse tamam o beye ilerleyen satırlarda düşeceğiz zaten şimdiden cok yükselmeyip kitabın konusuna girelim birazcık. Lariasa annesi ve kardeşiyle 16. yy da yaşayan genç bir kadındır. Annesi bir şifacı olarak yıllarca insanların dertlerine hiçbir karşılık istemeden çare olmuştur. Ama babasının ölümünden sonra iki çocuğuna bakabilmek için köylülerden ufak tefek istekleri olmuştur. Daha önce karşılıksız yapılan işler, şimdi karşılığa dönünce köy halkı tarafından mimlenirler. Ve annesi cadı olarak adlandırılır tüm aile bir zindana kapatılarak türlü işkencelere maruz bırakırlar. En son, radde ise cadı avında hepsinin yakılması olacaktır. Tam yakılma anında Larina'nın çığlığıyla bambaşka bir evrene ve yüzyıla ışınlanıyoruz. Gözlerimizi açtığımızda ise hiç bilmediğimiz bir adamın kollarındayız. (Hiç bırakmasanız olur mu pek sevdik yerimizi de) As Valor Jarlan.. düşmüş krallığın kendini canavar olarak gören Prens'i.. (Bahtımıza düşeni gördünüz mü prens kendisi) Larina bu dünyada hem ailesini arayıp hem de kendisinin neden buraya getirildiğini çözmeye çalışır. Hiç bilmediği geçmiş ise kendisini derinden sarsacaktır. Özellikle oluşturulan evren, güçler, anlatılan yaratıklar ve lanetler o kadar farklı ve enteresandı ki ben çok sevdim. As' ın gücünü Larina için kontrol etme çabasına mest oldum. Bakın bu kitapta öyle bir erkek karakter okuyoruz ki hem "bunu sana kim yaptı erkeği" hem "kıskanç" hemde kadın karaktere bebek gibi davranıyor. (Daha Allah'tan belamızı mı isteyelim ) bakın çok net söylüyorum benim kitapta As
Tılsım ve Sis 1Seda Lena · Guardian Yayınları · 2025105 okunma
9/10
·464 syf.··
2026 3. kitabı
🅼🅴🆁🅷🅻🆁🆁 Cemal Süreya'nın: Nasıl bir his biliyor musun? oda geniş ama sığamıyorsun, bak kapı orada ama çıkamıyorsun, pencere açık ama nefes alamıyorsun, birşeyler düğüm düğüm dizilmiş boğazına, ama ne yutabiliyorsun ne atabiliyorsun Sorarsan eğer ‘hayat nasıl’ diye, ‘tatsız tuzsuz ekmek gibi’ dersem, anlar mısın?” dediği yerdeyim yerdeyiz. Unutması mümkün olmayan acılar yaşadık son 1 aydan fazladır.Rabbim bir daha yaşatmasın.Milletimizin başı sağolsun,geride kalanlara sabırlar şifalar versin... Bugün size Alfa Kitap ‘tan çıkan @akyuz_sinan ‘nın yürek yakan kaleminden #elvedaaşk kitabının yorumu ile geldim... #kitapözeti Yıl 1914-1915... İstanbul Sultanisinde okuyan Yusuf, Süreyya, Feyzi ve Hüsrev Çanakkale Savaşı'nın zorlukları içinde karar verip vatanları için ailelerinden,sevdalarından ve hayallerinden vazgeçip düşman toprağını çiğnemesin diye izcilik yeminlerine bağlı kalıp askere giden daha 15-17’lerinde arkadaşlardı.Bu gençlerden Feyzi ve Süreyya' nın sevdiği Refika ve Güzide hem vatanları için hemde onlara daha yakın olmak için gönüllü hemşire olup onların ardından cepheye giderler.Fakat Yusuf’un Mehpare’si için aynı durum geçerli değildir. Çünkü sevmek her insanın harcı olmayan bir duygudur. Yusuf, Süreyya, Feyzi ve Hüsrev bu cephede neler yaşadılar? Refika ve Güzide sevdiklerini bulup kavuşabildi mi? #kitaphakkındadüşüncelerim Dönem kitapları sever misiniz? Ben pek sevmezdim ama Sevgili @akyuz_sinan sayesinde ön yargılarımı yendim. Çünkü elveda aşk sadece dönemi değil; dostluğu ,sevgiyi, ve en önemlisi insanın her karış toprak için neleri göze alabileceğini anlatıyor. İşte bu yüzden okuyun efendim hemde okutun okutun ki, damarlarımızdan akan kanı, bastığımız toprakları,
Elveda AşkSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20211,685 okunma
10/10
·321 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
Romanın ana karakteri Necla, aslında hukuk fakültesini bitirmiş bir avukat. Ancak çocukluğundan beri en büyük tutkusu ve yeteneği insanları bir araya getirmek! Çevresinin küçümsemelerine hiç kulak asmıyor, cübbesini bir kenara bırakıp hayalindeki işi kuruyor: Kendi adını taşıyan lüks bir çöpçatanlık şirketi! Ama bu şirketin kuralları biraz farklı. Asıl amaç zenginlerin birbirini bulması ve mirasın bölünmemesi. Varlıklı insanlar için evliliğin ilk şartı bizim ailemize denk mi sorusuydu? Asıl öğrenmeye çalıştıkları karşıdaki adayın ne kadar zengin olduğuydu. Sırf bu sorunun cevabı için Necla’ya başvuruyorlardı. Necla ve ekibide sıradan bir arkadaşlık sitesi gibi çalışmıyor. Karakter analizlerinden maddi durumlara kadar her şeyi inceleyip, çiftlerin ilk karşılaşmalarını onların "tesadüf" sandığı dâhice kurgularla organize ediyorlardı. Kitapta okuduğumuz çiftlerin hikâyeleri gerçekten çok güzeldi: Bircan ve Tan Alp, Sahra ve Tolga, Aysel ve Feyyaz... Ama benim favori çiftim kesinlikle Aysel ve Feyyaz oldu! Onların sahnelerini okurken yüzümdeki tebessüm hiç eksik olmadı. Tabi ki her başarı beraberinde düşmanları da getiriyor. Necla bir yandan itibarını zedelemek isteyen rakiplerinin kurduğu büyük kumpasla mücadele ederken, biz de kendimizi hem tatlı bir aşk trafiğinin hem de heyecanlı bir liderlik savaşının içinde buluyoruz. Yazarımızın samimi ve akıcı dili sayesinde kitap gerçekten su gibi akıp gidiyor. Romantik komedi dozunda, elinizden bırakamayacağınız, okurken bolca keyif alacağınız harika bir kafa dağıtma kitabı olmuş.
Buluştur Beni NeclaDilek Nazlıoğlu · Dorlion Yayınevi · 202529 okunma
Reklam
Reklam