Asker Duası
Minareler süngü, kubbeler miğfer,

Camiler kışlamız, müminler asker,

Bu ilahi ordu dinimi bekler,

Allahu Ekber, Allahu Ekber.



Yolumuz gazadır, sonu şehadet,

Dinimiz ister sıdk ile hizmet,

Anamız vatandır, babamız millet,

Vatanı mamur eyle yarabbi! .

Milleti mesrur eyle Yarabbi!

Asker Duası, Ziya Gökalp
Yolumuz gaza, sonu şehadet,
Dinimiz ister sıdk ile hizmet,
Anamız vatan, babamız millet,
Vatanı ma'mur eyle ya Rabbi !
Milleti mesrur eyle ya Rabbi !

Sergenn, bir alıntı ekledi.
21 Eki 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Asker Duası
Cenk meydanında nice koç yiğit
Din ve yurt için oldular şehit
Ocağı tütsün,sönmesin ümit

Şehidi mahzun eyle ya Rabbi!
Soyunu zebun etme ya Rabbi!

Kızıl Elma, Ziya Gökalp (Sayfa 102 - Ötüken Neşriyat)Kızıl Elma, Ziya Gökalp (Sayfa 102 - Ötüken Neşriyat)
Sergenn, bir alıntı ekledi.
21 Eki 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Asker Duası
Vatanı mamur eyle ya Rabbi!
Ömrünü müzdad eyle ya Rabbi!

Kızıl Elma, Ziya Gökalp (Sayfa 102 - Ötüken Neşriyat)Kızıl Elma, Ziya Gökalp (Sayfa 102 - Ötüken Neşriyat)

Recep Tayyip Erdoğan
Ziya gökalp
Asker duası
Camiler kışlamız minareler süngümüz


Sancağın tevhid, bayrağım hilal, 
Birisi yeşil, ötekisi al,
İslam’a acı, düşmandan öc al, 
İslam’ı abad eyle Yarabbi! 
Düşmanı berbad eyle Yarabbi! 
Cenk meydanında nice koç yiğid 
Din ile yurt için oldular şehid 
Ocağı tütsün,sönmesin ümid 
Şehidi mahzun etme Yarabbi! 
Soyunu zebun etme Yarabbi! 

Zeynep Can, bir alıntı ekledi.
 01 Eki 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Çocuk Korosu
- O kadar çok asker hiç görmemiştim...
Ağaçları, evleri, çatıları suyla yıkıyordu askerler... Kolhozdaki inekleri yıkıyorlardı... Şöyle düşünmüştüm: "Ormandaki hayvanlara yazık! Onları kimse yıkamıyor. Hepsi ölecek. Ormanı da yıkayan yok. Orman da ölecek."

Çernobil Duası, Svetlana Aleksiyeviç (Sayfa 436 - Kafka)Çernobil Duası, Svetlana Aleksiyeviç (Sayfa 436 - Kafka)

mel gibson/savaş vadisi son sahne üzerine...
Mel Gibson’u tanırsınız en ünlü filmi Cesur Yürek filmi ile tanınmıştır. Birçok filminin yanı sıra filmlerinde işlediği veya yüceltmek istediği asıl tema Hristiyan dini ve vatanın kutsallığı… Son filmi Savaş Vadisi’ndeki son sahne üzerine konuşmak istiyorum. Desmond’un film boyunca inancından taviz vermemesi, inancı gereği silahı ret etmesi…. Her gün İncil’i okuması, İncil’de geçen bütün ayetleri ezberlemesi ve bu ayetlere harfiyen itaat etmesi… Bir Hristiyan’ın nasıl olması gerektiğinin prototipidir.

Film kahramanı ile aslında Hristiyanlığın savaş istemediği, Hristiyanların savaş yanlısı değil, barış yanlısı olduklarını apaçık bir şekilde göstermiştir. İnanılan inançla(Hristiyanlık) her şeyi başarılabileceğini de gösteriyor. Hem de tek bir kuşun sıkmadan, savaşın en karanlık en çetrefilli bir zamanda dahi silaha sarılmaması. İşte Gibson bunu son sahneyle ödüllendirmiştir. Öyle bir ödüllendirme ki sinema tarihinde nadir görülen hatta hiç görülmeyen bir ödüllendirme. Sedyeye kaldırılır ve tam götürülecekken İncil’inin yanında olmadığını söyler ve İncil’i getirmeden gitmeyeceğini söyler. İncil bulunur ve getirilir. İncil bulununca üzerinde toz toprak vardır. Ve o toz toprak yumuşak bir üfürme ile dağılır. Bu dağılma bir bakıma şunu gösterir: Karanlık göçtü, güneş doğdu, aydınlık inançlı yüreklerindir. Bunu İncil inancı yaptı…

Sedyede aşağıya doğru yani karşı tarafa geçerken kamera bir alt açıya geçiyor. Kamera alttan görüntü aldığı vakit sinemada o nesne veya kişi yüceltiliyor anlamına gelir. Ve ardından sis akmaya başlar. Sis beyazdır, kirlenmemiştir, aklığı ve paklığı gösterir. Gözleri önce kapalıdır ve yarım açılır bu da müjdeyi haber verir yani inancın zaferini. Gözler yarım açılınca dudaklar gülümser, gözleri müjdeyle gülümser(seyirci bu durumda fenalaşır)… Sis akmaya devam eder, kamera yüzü gösterir, nefes alış-verişini duyarız. İnançlı bir nefes, hak edilmiş bir nefes, savaşın yorgunluğundaki nefes ve kanatlanan kutsal bir nefes… Gözlerini yavaştan kapar. Kamera yandan aşağıya eğilimli bir şekilde uzaklaşır. Savaş alanı, sisler, gökyüzü, güneş, bulut, İncil ve inançlı Desmond… Kamera en dibine sokulur ve onu gökyüzünden daha değerli daha parlak kılar…

Gibson, sinemanın gücünde inancını temize çeker. Savaşı gösterir, kan ve vahşet gösterir… İnsan zorbalığını gösterir, hayvanlardan daha aşağıda olan Japonları gösterir… Ve bütün karanlığı bütün kanları, bütün insansızlığın çıkış noktası olarak inancını(Hristiyanlık) verir. Yani hakiki Hristiyanlığı… Bu sahneden önce birkaç kez cepheyi yarmak isteyen Amerikalılar başaramaz Japonlara karşı. Son taarruzda Desmond’un duası alınır. Ve o dua başarıya ulaştırır. Temiz yürekten akan dua karşılıksız kalmaz, temiz yürekler, inançlı yürekler insana kuvvet verir, insana güç verir, hayat verir. Askerler o dua ile başarıya ulaşacaklarına inanırlar. Bu inanç kusursuz zafer hissi bahşeder. O dua Hristiyanlık inancını yüceltir. O dua inançlı bir başarıyı yüceltir. O dua insanı yüceltir. Sinemanın mucizesi işte burada saklıdır.

Aslında zafer inanmakla başlar. İhlaslı bir inançla, kuvvetli bir tefekkürle, insanı insan olarak görmekle. İhlaslı bir Hristiyanlık inancının kusursuzluğu… Tanrı bize sevmeyi öğretti, savaşmayı değil… İsa’ya hitaben: Luka İncili,&/29: Hz. İsa'nın "bir yanağına tokat atana diğer yanağını çevir"Matta İncili, 5.Bap, 39 : "Fakat ben size derim: Kötüye karşı koma ve senin sağ yanağına kim vurursa, ona ötekini de çevir." Sanırım bu ayetleri de gösteriyor kahramanımız Desmond.

Kişi bu filmi izlerken Hristiyanlık inancını araştırır ve Hristiyan olmaya kadar gider. Çünkü herkes bir Desmond olmak ister… İnançla şahlanmak, kahramanlaşmak ister…

Ben izlediğimde sahneye ne kadar hayran kalsam da Desmond’un bu karakterini sevmedim. Niye sevmedim? Çünkü din bireyi bu kadar silahsızlandırmamalı, din bireyi bu kadar pasifleştirmemeli. Din bireyi iradesini ortaya koymaya yönlendirmeli. Desmond ise iradesini tamamen inancına vermiştir. İradesini silah taşımamak yönünde kullanmıştır. Sonuçta iradesini kullanmıştır. Ben farklı yönde kullanırdım. Eğer Tanrı gelip önümdeki savaşı kendi eliyle düzeltirse iradeyi neden bahşetmiş o zaman? Ondan ötürü irademi veya gücümü kullanırdım. Barış savaşla anlamlıdır. O zaman ben filmde Desmond olsaydım sıradan bir asker olarak ölebilirdim veya gazi olabilirdim. Ama her gün savaş olmuyor mu? Her gün seçimler önümüze çıkmıyor mu? Pasif duruma düşmeye gerek yok. Burada İsmet Özel’ katılıyorum ‘’Müslüman olmak terörist olmaktır’’ der…

Bizim sinemaya döndüğümüzde durum vahim. Karşı tarafı es geçerek şunu diyeyim: Din üzerinde dindar film çekmek isteyenler bile en güzel filmlerinde dini işlerken vıcık vıcık sahnelerle eline yüzüne bulaştırırlar. Bok ederler filmi. Dinden biraz olsun haberdar olmak için film izleyen birisi dinden nefret ettirir bizim sinemacılar…

Ziya Gökalp
ASKER DUASI
Elimde tüfenk, gönlümde iman,
Dileğim iki: Din ile vatan...
Ocağım ordu, büyüğüm Sultan,
Sultan’a imdad eyle Yarabbi!
Ömrünü müzdad eyle Yarabbi!

Yolumuz gaza, sonu şehadet,
Dinimiz ister sıdk ile hizmet,
Anamız vatan, babamız millet,
Vatanı mamur eyle yarabbi! .
Milleti mesrur eyle Yarabbi!

Sancağın tevhid, bayrağım hilal,
Birisi yeşil, ötekisi al,
İslam’a acı, düşmandan öc al,
İslam’ı abad eyle Yarabbi!
Düşmanı berbad eyle Yarabbi!

Cenk meydanında nice koç yiğid
Din ile yurt için oldular şehid
Ocağı tütsün,sönmesin ümid
Şehidi mahzun etme Yarabbi!
Soyunu zebun etme Yarabbi!

Kumandan,zabit babalarımız.
Çavuş,onbaşı,ağalarımız,
Sıra ve saygı,yasalarımız.
Orduyu düzgün eyle Yarabbi!
Sancağı üstün eyle Yarabbi!

Minareler süngü,kubbeler miğfer,
Camiler kışlamız, müminler asker,
Bu ilahi ordu dinimi bekler,
Allahu Ekber,Allahu Ekber.