İsa, Hemingway ve Santiago Arasında Bir Hikaye
Puan vermedi·136 syf.·
2018 20. kitabı
Bu eser sembolik anlamda çok çok zengin bir içeriğe sahip olup; Hristiyan figürleriyle örülmüştür. Bazı İtalyan gazetecilerin ilk okuduklarında ağladığı iddia edilir. Ana karakter Santiago önemlidir. Hz. İsa’nın on iki havarisinden biri olan Aziz Yakup’un İspanyolcada karşılığı Santiago’dur ve Hıristiyanlıkta önemli bir isimdir. Aziz Yakup, Hz. İsa'nın ilk müritlerinden biri olmuştur. Hz. İsa’nın göğe yükselmesine şahit olan üç havariden biridir. Aziz Yakup, eserin ana karakteri Santiago gibi balıkçılık ile uğraşmıştır. Bu ismin seçilmesi tesadüf değildir. “Balık mucizesi” İncil’de yer almaktadır. Aziz Yakup ve babası da dahil olmak üzere, o gün balık yakalayamayan balıkçılara ağlarını tekrar suya batırmalarını söylemiştir. Balıkçılar tekrar ağlarını bıraktıklarında balıklar dolup taşmış ve tekneler neredeyse balıkların ağırlıklarından batacak duruma gelmiştir. Bu olaydan sonra balıkçılar teknelerini karaya çekip Hz. İsa’nın peşinden gitmişlerdir. (Luke 5:1) Aziz Yakup hristiyanlığı yaymak için birçok ülke gezmiştir. Yazarın da birçok ülke gezmesi aralarındaki benzerliği ortaya koyar. Aziz Yakup’un gerçekte bir balıkçı ve yazarında profesyonel madalya ödülü almış yazarın Santiago karakteri oluşturmuştur. ve Hz. İsa yenilgiyi kabul etmeyen insandır. Santiago yenilgiyi kabullenmeyen tüm insanlığı sembolize etmektedir. Manolin karakteri de oldukça anlamlıdır. İsmi “Manuel” ve “Immanuel” köklerinden gelir ve ibranice’de “Tanrı bizimle” anlamını taşır. Bu da karakterin sadece bir çocuk olmadığını, ilahi destek ve sadakati temsil ettiğini gösterir. Santiago’nun denizdeyken “Keşke çocuk yanımda olsaydı”(sayfa85) demesi, aslında yalnızlığın içinde duyulan bu ilahi desteğe olan ihtiyacı da simgeler. Ayrıca Manolin’de yaşlı adamla denize açılmak için ailesine neredeyse rest
Edebiyat
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541,1bin okunma
Ömer Seyfettin
Puan vermedi
Ömer Seyfettin ve Yazarlığı; Ömer Seyfettin, asker bir baba ile asker kızı bir annenin çocuğuydu. Kendisi de Harbiye Mektebinde okudu. Orduda üsteğmen ve teğmen Olarak görev yaptı. Bu görevi sırasında iki yıl Balkanlarda çetelerin Peşinde koştu. Balkan Savaşlarına katıldı. Bu coğrafyada savaşırken 1913 yılında Yunan ordusuna esir düştü. Esareti yaklaşık on ay sürdü. Askerlikten istifası sonrası edebiyat öğretmenliği görevinde bulundu. Ve bütün bu süreçte, hiç durmadan, sayfalar dolusu yazdı. Ömer Seyfettin, kısacık ömründeki hatıralarını hikâyelerine yansıtmayı çok iyi başardı. Çocukluğumuzda sadece birer hikâye olarak okuyup geçtiğimiz bazı satırlarının onun hayatından meğer ne büyük izler taşıdığını, kendisi hakkında eserler yazıldıkça ve onu tanıdıkça öğrendik. Büyük hikâyecimiz, çocukluk yıllarını Ant, Falaka, Kaşağı; askerlik günlerini ise Bomba, Beyaz Lale ve Nakarat gibi hikâyelerinde çok iyi işledi. Tarihi, Pembe İncili Kaftan, Başını Vermeyen Şehit, Kızılelma Neresi gibi hikâyelerle sevdiren Ömer Seyfettin, Perili Köşk, Kurbağa Duası ve Efruz Bey gibi eserlerinde ise çeşitli toplumsal konuları ele almıştır. Ömer Seyfettin, Selanik’te çıkan Genç Kalemler dergisinde yayımlanan “Yeni Lisan” başlıklı makalesinde özetle Arapça, Farsça kurallara göre yapılmış tamlamaların dilimizden atılmasını, tamlamaların Türkçe olmasını, yabancı çokluk biçimlerinin terk edilip Türkçenin çokluk biçimlerinin kullanılmasını, bunlara ilave olarak da Arapça ve Farsça kökenli ön ve son eklerin kullanılmasını istiyordu. Ömer Seyfettin, burada belirlemiş olduğu temel prensiplerle Modern Türkiye Türkçesinin de temellerini atmış oluyordu. Daha önceleri çeşitli kereler denenen ama başarıya ulaşamayan “dilde sadeleşme hareketi” Ömer Seyfettin’in yaktığı meşale ile başarıya ulaştı. Bugünkü
Edebiyat
Ömer Seyfettin'den Seçme HikayelerÖmer Seyfettin · Kesit Yayınları · 20114,646 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·424 syf.··
2015 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2015 00:00
18 saatlik bir zaman dilimini anlatan kitap akıcı ve sade bir dile sahip. Kurgu güzel, karakter sayısı fazla olmasına rağmen karakter analizleri bağlantıları son derece iyi. Sadece argo ve 18+ kısımların fazla olması bazı okuyucuları rahatsız edebilir. bu göz önüne alınarak okunmaya başlanmalı.
18 SaatErtürk Akşun · Destek Yayınları · 201561 okunma
Puan vermedi·460 syf.··
2025 95. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2025 17:02
Şimdi birazcık kötü bir yorum yapacağım ilk başta şunu söylüyorum ki kitap güzel ancak benim beklentim çok daha fazlaydı yani kitapta Çernobil ile alakalı şeylerden ziyada daha fazla savaş ve savaş zamanında savaştan kaçan insanları okuyoruz. Buda otomatik biz beklentisi onları bir tık geri atıyor. Yazarın daha önce farklı bir kitabını okuyup aşırı etkilenmiştim o duygu yoğunluğu röportajlar o kadar etkileyici ki bu kitap bir tık geri kalmış maalesef. • Tamam şimdi gelelim kitaba kitabımız Çernobil felaketini yaşayan tüm insanların monolog tarzı hikayeleri ile dolu itfaiyeci asker doktor yönetici çalışan evde oturan çocuk hatta doğmamış tüm çocuklar tüm bunların gerçek olması yetmezmiş gibi bir de savaşın gün yüzünde olması insan nereye kaçacağını inanın bilmiyor tabi bir yandan da tüm bu felaketlerin yaşanması dışında bu radyasyona maruz kalmayıp ama kalanların hikayelerini acılarını dalga geçer gibi inanmayıp acıları yok sayarak haber yapmaya çalışan taraf var. Neyse efendim eğer ki kitabı beklentisiz okursanız sizi etkileyecek bir çok hikaye bula bilirsiniz kitabı öneririm miyim kesinlikle ama dediğim gibi keşke Çernobil ile alakalı daha fazla bilgi öğrene bilseydim
Çernobil DuasıSvetlana Aleksiyeviç · Kafka Kitap · 20171,275 okunma
7/10
·80 syf.··
2025 108. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2025 13:42
“Tam böyle bir gecede hayalet görmemek için hiçbir neden yoktu.” Uzak doğu Asya korku hikayelerini okumayı seviyorum Asyalıların kendi mitolojileri ve halk efsaneleri gerçekten fazlasıyla ilgimi çekiyorlar bu kısa kitapta tam bunları barındırıyor biraz hayalet öyküleri biraz da doğu mitolojisi Kitap toplam beş öyküden oluşuyor İlk öykü Beyaz Saçlı İblis: Hukuk okuyan bir öğrencinin tavsiyeler aldığı bir arkadaşının sınavlarda ona gözenen esrarengiz bir kadının hikayesini konu alıyor İkinci öykü Maymunun Gözleri: Bu öykü de bu kitapta favorilerimden birisi oldu sokak satıcısından gizemli bir Maymun kafası alan bir adamın öyküsünü okuyoruz ve elbette ki bu maske normal bir maskeden fazlasıdır maskeyle aynı odada uyuyanlara musallat olan bir hayaleti vardır Üçüncü öykü Temiz Su Kuyusu: Bu öykü de diğer favori öyküm oldu bir ailenin iki kızı kimsenin anlamadığı bir şekilde rahatsızlanırlar ve bu iki kardeş her gece bahçelerinde var olan kuyuya gizemli bir şekilde bakarlar olaylardan sonradan anlaşılmaya başlar Dördüncü öykü Yeşil Kurbağa Tanrı: Bu kısa öyküyü okurken asya mitolojisini kısa da olsa korku atmosferini kesinlikle hissediyorsunuz asker olan bir adamı ve ettiği her duası kabul olan karısını okuyoruz Beşinci ve son öykü Yılan Ruhu: Bir yılan avcısını okuyoruz bu öyküyü okurken nedensiz bir şekilde aklıma Lovecraft’ın Yig’in Laneti öyküsü geldi Yig’in Laneti çok sevdiğim bir öyküdür bu öyküye pek fazla benzemesede yine okurken insanın aklına geliyor ana temanın yılan ruhu olduğu içindir sanırım Asya korku hikayelerini seviyorsanızsa bu kitabı tavsiye edebilirim fakat fazla korkutucu öyküleler beklenilmemeli çünkü bu öyküler 1890-1920 yılları arasında yazılmış öykülerdir
Beyaz Saçlı İblisKido Okamoto · Laputa Kitap · 20246 okunma
Kürtlere yer verilmeyen sözde İslam tarihi
7/10
·208 syf.··
2025 13. kitabı
Kitabı çok beğendiğim yerler vardı sultan Alparslan ile ilgili kısımları özellikle fakat yetersiz eksik bilgilerin olduğunu da düşünmüyor değilim.. Bu kitaptan anladıklarımı bir kaç cümle şöyle özetleyebilirim. Sultan Alparslanın Cihad ehli olduğundan şüphem yok Allah'ın dinini yaymak istediği için Allah CC çok az sayıları olmasına rağmen nice çoklara galip eylemiştir. Bir müslüman gözüyle tarihe şahid olmalı ve tarih yazmali çünkü şahitlik sorumluluktur Allah CC katında ve adil olmalı hem sözde hem özde hem devlet işlerinde hemde tarih yazarken. Cumhuriyet yüzyılının yazarlarında Kürtlere karşı büyük bir bencillik ve adaletsizlik görmekteyim . Bu yargıya nerden vardığımı bu kitap üzerinden söz etmek istiyorum. Amacım polemik değil tarih ilmi üzerinden ibret nazarıyla tespit eleştiri ve teşhis etmektir. Yani bu kitabın ana konusu Sultan Alparslan ve Malazgirt savaşı. Sultanın öncesi ve sonrası Kürtlerin Selçuklular ile güçlü bir bağı vardı aralarında İslam iman cihad bağı vardı buna rağmen elbet küçük beylikler emirler ganimet toprak derdine de düşmüştür. Kimisinin derdi dünyayi İslam'laştirmak kimisi torpak makam mevki. Her zaman Allah CC davasına sadık olanlara güç kuvvet İzzet vermiştir. Ama küçük beyliklerin dünya derdine düşmeleri ise hep destek olmak yerine çıkar peşinde koşmalarina ve büyük İslam devletlerin yani bütün İslam camiasının gelişmesine daha çok büyümesine engel olmuştur. Yazar o dönemde var olan Kürt beyliklerinden bahsetmemiş . Daha doğrusu Kürtlerden doğru düzgün değinmemiş . Tek nir yerde Kürt ismiyle bir başlık açmış o da polemik konusu yapıldığı için açıklama yapma gereği duymuş kitabında yer vermiş. Değindiği mesele ise tarihlerinden az haberdar olan bazı Kürtlerin Malazgirt savaşında katılan Kürtlerin desteğiyle başarı elde ettiği iddiasını
Türkiye Gündemi
1071 Malazgirt - Zafere Giden YolMuharrem Kesik · Timaş Yayınları · 201457 okunma