.. Bunlar hep kullandığımız sözler hatta ağzımız öyle alışmış ki, insan ölüm döşeğindeyken densizin biri gelip de nasıl olduğumuzu sorsa, hani içimizden gelen son kevveti toplayıp, Ölüyorum ama çok iyiyim, diyeceğiz neredeyse.
Onlar raflara dizilebilir, sandıklara doldurulabilir, tozun ve güvenlerin ellerine teslim edebiliri, karanlık bodrum katlarına tıkıştırılabilir, hatta yıllar boyunca dokunmayabilir, bakmayabiliriz ama kitaplar buna aldırış etmez, kendi içlerine kapanmış olarak yıllarca beklerler ve içerikleri kaybolmaz, sonra bir gün gelir, kendimize, kil pişirmeyle ilgili o kitap nerde acaba, diye sorarız ve sonunda sırası gelen kitap ortaya çıkar. O şimdi benim elimde.